TÜRK PARASI “TL” ÖDEME ZORUNLULUĞU VE KUR FARKI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

TÜRK PARASI “TL” ÖDEME ZORUNLULUĞU VE KUR FARKI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

 

TÜRK
PARASI “TL” ÖDEME ZORUNLULUĞU VE KUR FARKI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

 
 

I.
            
Giriş

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 19 Nisan
2022 tarihinde yürürlüğe giren; Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında
yaptıkları (taşıt sözleşmeleri hariç) satış sözleşmelerinde; sözleşme bedelinin
“TL” ile yapılmasını zorunlu kılan mevzuat değişikliği münasebetiyle bu meyanda
sektör gündemindeki yerini muhafaza etiğini söyleyebiliriz. “TL” ödeme
zorunluluğunun Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında yaptığı sözleşmeleri
kapsadığı; yurt dışında yerleşik kişilerle yapılan ticaretin bu değişikliğin
münderecatında bulunmadığı biliniyor.

Değişikliğe göre sözleşme döviz
cinsinden yapılmış olsa da ödemelerin “TL” cinsinden yapılması ve kabul
edilmesi zorunlu. Diğer bir ifadeyle sözleşme bedelinin döviz olarak
belirlenmesi serbest ancak ödeme günü ödemenin döviz olarak yapılması yasak.
Sözleşmenin döviz üzerinden; ödemenin ise “TL” üzerinden yapılmasına ilişkin
zorunluluk, konuyla ilgili ayrıca “kur farkı” meselesinin de yeniden gündem
olmasına neden olduğu söylenebilir.  Bu
yazımızda söz konusu iki konuyu mevzuatın dilinden de istifade ederek
irdelemeye gayret edeceğiz.

 

Anahtar Kelimeler & Kısaltmalar:

Kur, Kur Farkı, TL, Döviz,
32 sayılı Karar, KDV Kanunu, KDV Matrahı, Gümrük Kanunu, Ödeme, Vade,
Alış-Satış Kuru,

II.
           
TL Ödeme Zorunluluğu

Bilindiği üzere, Türk
Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik
Yapılmasına Dair Tebliğ 19.04.2022 tarih ve 31814 Sayılı Resmi gazetede
yayımlanarak yayımı tarihi itibariyle (19 Nisan’da) yürürlüğe girmişti. Söz
konusu tebliğ değişikliği ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı
Karara İlişkin Tebliğ (No: 2008-32/34) (28.02.2008 t. 26801 s. R.G.)’in
8/9.maddesine
 
“…Ancak
sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine
getirilmesi ve kabul edilmesi zorunludur…”
cümlesi eklenmişti.
Eklemeyle birlikte mezkûr madde şu şekli almıştı:

“MADDE 8 –
(9) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt satış
sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu
sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya
dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.
“Ancak sözleşme
konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve
kabul edilmesi zorunludur.”

Söz konusu değişiklik, her ne kadar
dövizle mücadelede bir enstrüman olarak devreye alınmış olsa da yeni uygulama özellikle
dövize endeksli ticaret yapan, sanayicileri ve tacirleri zorda bırakacak birtakım
gelişmeleri de beraberinde getirdiği söylenebilir.

Yazımızın bu bölümünde konuyla
ilgili tarafımıza ulaşan soruları ve yorumlarımızı bir araya toplamaya gayret
ettik:

a-
  
19.04.2022 tarihinden önce düzenlenen faturalar dövizle
ödenebilecek mi?

“TL” ile ödeme zorunluluğu getiren mezkûr
tebliğin 2.maddesinde yayım tarihine atıf yapılması münasebetiyle 19.04.2022
tarihinden önce düzenlenen faturalar döviz ile ödenebilecektir. Hatta bu
konudaki tereddütler Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan açıklama ile
tamamen giderilmiş durumdadır. 

b-
  
Değişiklik kapsamındaki “menkul” ibaresi neyi
ifade ediyor?

Hazine ve Maliye Bakanlığı yaptığı
basın duyurusuyla bu konuya açıklık getirmiş olup, tebliğ kapsamındaki “menkul”
ibaresinin gayrimenkul tanımı dışındaki her türlü mal ve eşyayı kapsadığı
belirtilmiştir.

c-
   
İthalata konu bir emtianın yolda satışı söz konusu
olduğunda, ödeme TL mi yoksa döviz olarak mı ödenmesi gerekir?

Bu kapsamda belirleyici olan kriter,
eşyanın nerede alınıp satıldığı veya devredildiğiyle ilgili değil; alıcı ile
satıcının Türkiye’de mukim olup, olmamasına indirgenmiş durumdadır. “Satıcı ile
Alıcı” Türkiye’de yerleşik kişi ise TL ödeme zorunluluğu ve kabulü söz
konusudur.

d-
  
Sözleşmeler döviz cinsinden yapılabilir mi?

Yapılan düzenlemede döviz cinsinden
sözleşme akdedilmesiyle ilgi değişiklik bulunmamaktadır. Değişiklik; ödemenin
ve ödenen paranın kabulünün TL cinsinden yapılmasıyla sınırlıdır. Sözleşme
dövizle yapılabilir; ama TL ile ödenir.

e-
  
Ödemenin döviz alış kurundan mı döviz satış
kurundan yapılacağına nasıl karar vereceğiz?

Tebliğ’de hangi kurun esas
alınacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte yaşanması
muhtemel ihtilafların önlenmesi bakımından akdedilecek sözleşmelerde ödemenin
hangi kurun baz alınarak yapılacağı hususu netleştirilmedir. Dolayısıyla bu
ayrımın ödeme öncesinde alıcı ile satıcı arasında varılan mutabakat metnine
(sözleşmeye) derç edilmesi faydalı olacaktır.

f-
   
Antrepo ve geçici depolama yerlerinde yapılan Devir
& Satış işlemlerinde ödeme “TL” ile mi; yoksa döviz ile mi yapılacaktır?

Türkiye’de yerleşik kişiler antrepo
ve geçici depolama yerlerinde bulunan eşyaların devir işlemleriyle ilgili 19.04.2022
tarihinden sonra düzenledikleri fatura döviz cinsinden olsa bile ödemenin “TL”
olarak yapılması ve tahsilatın “TL” olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Kur farkı gibi sair diğer
ihtilafların bertaraf edilmesi bakımından faturanın “TL” olarak düzenlenmesi
bir seçenek olarak göz önünde bulundurulabilir.

Ayrıca, potansiyel vergi numarası
ile yurt dışı firma adına antrepoya ve/veya geçici depolama yerine alınan
eşyanın satış işlemlerinde satıcının Türkiye ’de mukim olmaması münasebetiyle ödeme
döviz cinsi üzerinden yapılabilir (GY.330/2.maddede olduğu gibi).

g-
  
Serbest Bölgelerle yapılan ticarette “TL” ödeme
zorunluluğu var mıdır?

Serbest bölge; Türkiye gümrük bölgesinin
siyasi sınırları içerisinde yer almakla birlikte; dış ticaret teamülleri
açısından yani dış ticaret ve gümrük uygulamaları açısından gümrük hattının
dışında bulunan yerler olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca 3218 sayılı Serbest
Bölgeler Kanunu’nun 6 ncı maddesi gereğince serbest bölgelerde gümrük ve
kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümleri uygulanmamaktadır. Diğer
ifadeyle serbest bölgelere yapılan eşya satışları ihracat; serbest bölgelerden
eşya alımları ise ithalat olarak işleme tabi tutulmaktadır.

Diğer yönden Serbest Bölgeler Kanununun
9.maddesi gereğince Serbest bölgelerdeki faaliyetlerle ilgili her türlü
ödemelerin dövizle yapılabiliyorken; 20.09.2017 tarih ve 30186 sayılı RG de
yayımlanan “Serbest Bölgelerde Türk Lirası ile Yapılacak Ödemelere İlişkin
Kararın Yürürlüğe Konulması Hakkında Karar (2017/10718) karar ile Serbest
bölgelerdeki faaliyetler ile ilgili her türlü ödeme döviz veya Türk Lirası ile
yapılabileceğinden hareketle; serbest bölgelerle yapılan ticarette döviz veya
TL kullanımının işlemi yapan kişinin özgür iradesine bırakıldığı söylenebilir.

Sonuç olarak, serbest bölgelerle
yapılan ticarette “TL” ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını değerlendirmekle birlikte
tebliğde bu konuyla ilgili bir düzenleme yer almadığından konunun Hazine ve
Maliye Bakanlığı tarafından açıklığa kavuşturulması faydalı olacaktır.

h-
  
İhraç kayıtlı teslimlerde döviz cinsi nasıl
belirlenecektir?

Taşımacılık Kapsamındaki Hizmet Sözleşmelerinin Döviz Cinsinden veya Dövize Endeksli Olarak Kararlaştırılması İstisnasının Devam Etmesi

https://www.utikad.org.tr/Detay/Duyurular/11857/tasimacilik-kapsamindaki-hizmet-sozlesmelerinin-doviz-cinsinden-veya-dovize-endeksli-olarak-kararlastirilmasi-istisnasinin-devam-etmesi 

İhraç kayıtlı teslimler ihracat gibi
düşünülse de alış-satış işlemleri Türkiye’deki mukim kişiler arasında
yapıldığından ödemenin “TL” olarak yapılması gerektiği düşünülmektedir. Zira
mezkûr tebliğde ihraç kayıtlı teslimlere ilişkin herhangi bir istisnaya yer
verilmemiştir.

i-
    
Söz konusu düzenlemeye aykırı olarak; ödemeleri döviz
olarak yapsam & döviz olarak kabul etsem yaptırımı ne olur?

1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma
Hakkında (TPKKHK) Kanununun 3/1. maddesi uyarınca bu düzenlemeye uyulmaması
halinde 3.000 TL’den 25.000 TL’ye kadar idarî para cezası kesileceği; 2022 Yılı
itibariyle yeniden değerleme oranları dikkate alınırsa bu idari para
cezalarının 14.000 TL – 120.000 TL aralığında olacağı,

İdari para cezaları
sözleşmenin her bir tarafı için ayrı ayrı ve tekerrür halinde 2 kat olarak
uygulanacağı bilinmelidir.

III.
         
Kur Farkı
 

Kur, herhangi bir ülkenin para
biriminin diğer ülkelerin para birimleri karşısındaki değerini gösteren katsayı
olarak; kur farkını ise, bu iki para biriminin birbiriyle değişimi sırasında
oluşan fark olarak tanımlayabiliriz. Kur farkı, döviz cinsinden tanzim edilen faturaların
düzenlenme tarihi ile tahsilat tarihi arasında geçen sürede oluşmaktadır. Gümrük
beyanı açısından iki türlü kur farkının meydana geldiğini söyleyebiliriz:

a-
  
Pozitif Kur Farkı
    
:
Ödeme tarihindeki kurun beyanname tescil tarihindeki kurdan düşük olduğu
durumlarda meydana gelmektedir.

 

Ödeme tarihindeki kurun
beyanname tescil tarihindeki kurdan düşük olduğu durumlarda yani Pozitif kur
farkının meydana geldiği durumlarda, söz konusu kur farkının, fatura veya diğer
belgelerde yazılı yabancı paraların 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 30.maddesine
istinaden, beyannamenin tescil tarihinde yürürlükte olan T.C. Merkez Bankası
döviz satış kuru üzerinden Türk Lirasına sistem (BİLGE) tarafından otomatik
olarak çevrilip; KDV matrahına kendiliğinden dahil edilmesi hasebiyle; ayrıca
beyan edilmesine gerek bulunmadığı; beyanın bizatihi içerisinde olduğu açıktır.

Örneğin:

(01.03.2022) Ödeme
tarihindeki kur: 1$= 14TL

(27.05.2022)
Beyannamenin tescil tarihindeki kur: 1$= 16 TL

 

Tescil tarihindeki kuru sistem
(BİLGE) otomatik olarak çevireceğinden bu durumda vergilendirme 1$= 16 TL’den
yapılacak ve kur farkı zaten kendiliğinden beyan edilmiş olacaktır.

 

b-
  
Negatif Kur Farkı
  
:
Ödeme tarihindeki kurun beyanname tescil tarihindeki kurdan yüksel olduğu
durumlarda meydana gelmekte olup, bazı teftişlerde gündeme gelen ve kur
farkının beyan edilmemesi gerekçe gösterilerek tenkitlere konu edilen kısmı
oluşturmaktadır.

Örneğin:

(20.01.2021) Ödeme
tarihindeki kur: 1$= 18TL

(27.05.2022)
Beyannamenin tescil tarihindeki kur: 1$= 16 TL

 

Verilen örnekte, beyanname
sistemine (BİLGE) faturada yazılı yabancı para cinsi girildiğinde kuru
27.05.2022 tarihindeki TCMB Döviz Satış Kuru üzerinden otomatik olarak
hesaplayacağından 2-TL lik negatif kur farkı söz konusu olacaktır.

 

Gümrüklerdeki genel kanı
maliye tarafıyla (Gelir İdaresi Başkanlığı) yapılan yazışmalardan hareketle kur
farklarının KDV matrahına dahil edilmemesi gerektiği yönündedir. Konuyla ilgili
olarak Gümrükler Genel Müdürlüğünün 23.06.2010 tarihli 13897 sayılı yazısında,
beyanname tescil tarihine kadar ortaya çıkan kur farklarının ithalde alınan KDV
matrahına ilave edilmemesi gerektiği belirtilmiş, 07.02.2019 tarihli 85593407
sayılı dağıtımlı yazılarıyla da söz konusu görüş tahkim edilmiştir.

 

Buna mukabil söz konusu
yazılar etraflıca incelendiğinde 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 10/ı
maddesinde ithalatta vergiyi doğuran olayın, Gümrük Kanununa göre gümrük
vergisi ödeme mükellefiyetinin başlaması, gümrük vergisine tabi olmayan
işlemlerde ise gümrük beyannamesinin tescili anında meydana geleceğinin; 26 ncı
maddesinde ise; bedelin döviz ile hesaplanması halinde dövizin, vergiyi doğuran
olayın meydana geldiği andaki cari kur üzerinden Türk parasına çevrileceğinin
hüküm altına alındığından bahisle, gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar
ortaya çıkan negatif kur farklarının ithalatta KDV matrahına dahil edilmemesi
gerektiği görüşü hakimdir. Diğer yönden gümrük tekniği açısından;

 

a-
  
Dövizin beyannamenin
tescil tarihi baz alınarak TCMB Döviz satış kuru üzerinden TL’ye çevrildiği,

b-
  
Ödeme mükellefiyetinin
beyannamenin tescil tarihi itibariyle başladığı,

c-
   
Gümrük beyannamesinin
tescil tarihine kadar yapılan diğer giderler ve ödemelerden
vergilendirilmeyenler ile mal bedeli üzerinden hesaplanan fiyat farkı, kur
farkı gibi ödemelerin ithalatta KDV matrahının bir unsuru olduğu,

d-
  
İthal eşyasının gümrük
kıymetinin, fiilen ödenen veya ödenecek fiyat olduğu,

hususları bir arada
değerlendirildiğinde mezkûr GİB görüşünün yanlış yorumlandığından hareketle
negatif kur farkını beyan etmeyen firmalara yaptırım uygulanması gerektiğine
salık verecek görüşlerin de bulunduğuna şahit olunmaktadır. Bu görüşe
katılanların en önemli gerekçesi İthalde alınacak KDV matrahına eklenecek
unsurlar arasında kur farkının açık ve net bir şekilde hüküm altına alınmış
olmasından kaynaklanmaktadır (KDVK 21/c md). Ayrıca kur farklarının KDV
matrahına dahil edilmesiyle ilgili Gelir İdaresi Başkanlığı, İstanbul Vergi
Dairesi Başkanlığı’nın vermiş olduğu 18.04.2014 tarih ve 39044742-130-1029
sayılı özelgesi de mevcuttur.

 

Durum bu minval üzere olmakla
birlikte KDVK ’nın 21/c maddesi irdelendiğinde, madde metninde kastedilen kur
farkının ödemenin erken veya geç yapılmasıyla ilgili olmadığı; vergiye tabi
eşyanın bizatihi alış maliyetini yükselten müstakil bir farkın söz konusu olduğu
durumlarda gündeme geldiği görülecektir. Kur farkının KDV matrahının bir unsuru
olamayacağına salık veren Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün mezkûr yazılarının
gerekçesini de bu hususun oluşturduğu mütalaa edilmektedir.

Bununla birlikte iç piyasadaki
dövizli işlemlerle ilgili ortaya çıkan kur farklarının mali mevzuat kapsamında
değerlendirilmesi, 18.01.2019 tarih ve 7161 sayılı Kanun ile KDVK 24/c
maddesine eklenen kur farkının dahili ticarette göz önünde bulundurulması
faydalı olacaktır. Diğer yönden zikredilen değişikliğin dış ticaret
uygulamalarında bir değişikliğe sebebiyet vermediği değerlendirilmektedir.

 
    

IV.
         
Sonuç ve değerlendirme

Mali mevzuatımızda kur farklarının
vergiye tabi olup olmaması yönünde birbirinden farklı görüşlerin olduğu
bilinmektedir. Kur farklarının mal teslimine, hizmet ifasına veya vade ve fiyat
farkına yönelik olmadığından KDV’nin konusuna girmeyeceğini savunan görüşler
vardır. Ayrıca ödeme tarihine göre kur farkı hesaplayıp yeniden matrah
düzeltmesi yapmanın KDVK ’ya aykırı olacağı için kur farklarının KDV’ye tabi
tutulmaması gerektiğini savunan görüşler de mevcuttur.

Diğer taraftan kur farklarının vade
farkları ile aynı mahiyette olması, kur farklarının KDV matrahı dışında
tutulması halinde KDV uygulamasının etkinlikten uzaklaşacağı gerekçesiyle kur
farklarının KDV’ye tabi tutulması gerektiğini; döviz cinsinden veya dövize
endeksli olarak yapılan işlemler nedeniyle ortaya çıkan kur farklarının Türk
Lirası cinsinden yapılan işlemlerde uygulanan vade farkı veya faizden bir farkı
bulunmadığı için kur farklarının işlem bedelinin bir unsuru olarak matraha
dahil edilmesi ve KDV’ye tabi tutulması gerektiğini savunan görüşler de
bulunmaktadır.

Maliye tarafında söz konusu
belirsizlik zaman zaman idare ile mükellefi karşı karşıya getirse de gümrük
tarafında konuyla ilgili zikredilen Gümrükler Genel Müdürlüğü Yazıları,
(Dip No:6-7)
hiçbir tereddüde mahal
bırakmayacak şekilde gerek KDVK 21/c gerekse 24/c maddesinde yer alan kur
farklarının ithalat uygulamaları açısından gümrük beyannamesine ilave
edilmemesi gerektiğini açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. İş ve
işlemlerin kahir ekseri genel müdürlüğün söz konusu görüşlerine uygun olarak
yapıldığı söylenebilir. Buradan hareketle, ithal eşya bedellerinin beyanname
tescil tarihinden bağımsız olarak ödendiği durumların kur farklarının konusu
olmadığı, tescil tarihinden önce veya sonra ödeme yapılması münasebetiyle
meydana gelen pozitif ve/veya negatif kur farklarının KDV matrahının bir unsuru
olamayacağı sonucuna bizi götürmektedir.
 

Yazımızın diğer yönü itibariyle; menkul
satış sözleşmelerine konu ödeme yükümlülüklerinin, Türk parası cinsinden yerine
getirilmesi ve kabul edilmesi zorunluluğunun beraberinde kur farkını gündeme
taşıması dış ticaret İşlemleri açısından;

a-
  
Hammadde girdisinin büyük bir bölümünü ithal etmek
zorunda olan ve hammaddenin %100’ü döviz cinsinden fiyatlanan eşya
ticaretlerinde kur riskinin her zamankinden daha önemli bir pozisyonda
değerlendirilmesi gerektiği,

b-
  
Söz konusu kur riskini bertaraf etmek adına
hammadde fiyatlarının daha da yükseleceği, dolayısıyla enflasyonun ayrıca tetikleneceği,

c-
   
Bürokratik engellerin artacağı,

d-
  
İlave Banka komisyonlarının oluşacağı,

e-
  
“Alıcı-Satıcı” arasında döviz cinsinin değişimi
noktasında anlaşmazlık ve iş huzurunun bozulmasına; dolayısıyla “Alıcı-Satıcı”
arasındaki hukuki itilafların artmasına sebebiyet vereceği,

f-
   
TL’ye dönen firmaların yeniden hammadde temini
için dövize dönecek olmaları nedeniyle oluşacak kısır döngünün; ilave masraf
kalemlerine sebebiyet vererek, maliyetleri artıracağı,

g-
  
Orta ve küçük ölçekli firmaların faturasız
çalışmasına; dolayısıyla kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin artmasına sebep
olacağı,

gibi olumsuz hususların gözden ırak
tutulmaması, ülkemizin çıkarları açısından faydalı olacağı kuşkusuzdur. Döviz Kurunu
dizginlemek için gösterilen çabaların ekonominin kendi seyrinde dönen diğer
çarklarına zarar vermeden başarıya ulaşmasını ve piyasadaki fiyat istikranın
halkımızın alım gücüne olumlu yansıyacak şekilde başarıya ulaşmasını temenni
ederek yazımızı sonlandırıyoruz.

 

Haki Demirtaş

Yetkilendirilmiş
Gümrük Müşaviri

 

 
(30.05.2022)

Kaynakça:

 

 

1-
   
Türk
Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (No:
2008-32/34) (28.02.2008 t. 26801 s. R.G.)

2-
   
Türk
Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:
2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2022-32/66) (19.04.2022
t. 31814 s. R.G.)

3-
   
https://www.hmb.gov.tr/haberler/turk-parasi-kiymetini-koruma-hakkinda-32-sayili-karara-iliskin-2008-32-34-sayili-tebligde-degisiklik-yapilmasina-dair-2022-32-66-sayili-teblige-iliskin-duyuru

4-
   
Gümrük
Kanunu- (4458 nolu Kanun) (04.11.1999 tarihli, 23866 sayılı R.G.)

5-
   
Katma
Değer Vergisi Kanunu – 3065 (18563 s. 02/11/1984 t. R.G.)

6-
   
Gümrükler
Genel Müdürlüğünün 07.02.2019 tarihli ve 41385955 sayılı yazısı (KDV Matrahı,
Kur Farkı hk.)

7-
   
Gümrükler
Genel Müdürlüğünün 23.06.2010 tarihli ve 13897 sayılı yazısı (Negatif Kur
Farkı)

8-
   
Türk
Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanun – Kanun No 1567 (25.03.1930 t. 1433 s.
R.G.)

9-
   
https://www.customsaudit.net/kur-farklari-ithalatta-kdv-matrahina-dahil-edilecek-mi/#:~:text=Pozitif%20kur%20fark%C4%B1nda%20ise%20yani,g%C3%BCmr%C3%BCk%20k%C4%B1ymetine%20do%C4%9Frudan%20eklenmi%C5%9F%20olacakt%C4%B1r
.

10-
 
https://sozluk.gov.tr/

11-
 
Serbest
Bölgeler Kanunu – 3218 (15.6.1985 t. 18785 s. R.G. )

12-
 
Serbest
Bölgelerde Türk Lirası ile Yapılacak Ödemelere İlişkin Kararın Yürürlüğe
Konulması Hakkında Karar – 2017/10718 (20.09.2017 t. 30186 s. R.G.)