19Mar, 2025
Ayniyet Tespitine İlişkin Özel Hükümlerin Kaldırılması (YYS Yönetmeliğinde)

Ayniyet Tespitine İlişkin Özel Hükümlerin Kaldırılması (YYS Yönetmeliğinde)

Gümrük İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliğinde
Yapılan Değişiklikler Kapsamında

Ayniyet
Tespitine İlişkin Özel Hükümlerin
Kaldırılması”
Üzerine Bir
Değerlendirme

 

Haki Demirtaş
                                                                                                           
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri

I.GİRİŞ

Ayniyet, aynılık, tıpkılık manalarını
ihtiva eden Arapça “Ayniyyet” sözünden dilimize girmiştir. Gümrük ve dış
ticaret işlemlerinde sıklıkla karşılaştığımız bir kavram olup, galat-ı meşhur
(
kelime veya deyimlerin yaygın olarak
yanlış bir biçimde kullanılması sonucu, doğrusunun yerini alması halidir.)
sadedinde “Ayniyat” olarak ve daha
ziyade tespit kelimesiyle birlikte kullanıldığı ve resmi yazışmalara mazhar
olduğu bilinmektedir.  Ayniyat tanımının sözlüklerde, kullanılmaya veya
harcamaya elverişli, taşınması kolay eşya manasına geldiği dikkate alındığında
işaret ettiğimiz ve makalemize konu kavramın doğru yazılışının Ayniyat değil; “Ayniyet”
olduğu tespitini yaparak söze başlamanın gerek etimoloji bilimine olan saygı
gerekse mezkur kavramın meslek hayatımızda yanlış
kullanmakta olduğuna bu vesile ile bir
gönderme yapmanın faydalı olacağını düşünüyoruz.

Söze her ne kadar ayniyet kelimesinin
etimolojik kökeninden dem vurarak başlamış olsak da makalemizin meramını,
21.02.2020 tarihli ve 31046 Sayılı Resmi Gazete 1. Mükerrer’de yayımlanan 
“Gümrük
İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yönetmelik”
 ile Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası (YYS)
sahibi firmaları etkileyen önemli değişikliklerden biri olan YYS sahibi
firmaların işlemlerinde
ayniyet tespitine yönelik
tedbirlerin uygulanmayacağına dair maddelerin yürürlükten kaldırılması hususu
oluşturmaktadır.

 

ANAHTAR KELİMELER:
YYS, Gümrük işlemlerinin
kolaylaştırılması, Ayniyet,
Ayniyet
tespiti,
Yönetmelik Değişikliği,
DİİB, Geçici İthalat,

II. Değişikliklerin Muhtevası
 

Bilindiği üzere, 21.02.2020 tarihli ve
31046 Sayılı Resmi Gazete 1. Mükerrer’de yayımlanan “Gümrük
İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yönetmelik” ile Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası (YYS) sahibi
firmaları etkileyen önemli değişiklikler yapılmış olup, manşete çıkan en
belirgin değişiklikleri aşağıya çıkarmaya gayret ettik:

1-
     
İthalatta Yerinde Gümrükleme ile
izinli Alıcı uygulamalarının başlayacak olması,

2-
     
Güncelleme, yerinde denetim ve
izlemelerin üç yılda değil; beş yılda bir yapılacak olması,

3-
     
Yıllık faaliyet raporlarının bölge
müdürlüğüne ibraz edilme zorunluluğunun kaldırılması ve ibrazı istenildiğinde
sunulmak üzere firma bünyesinde saklanması,

4-
     
Düzenlenen yıllık faaliyet raporunda Kanunun 
234 üncü
 maddesi kapsamına
giren bir ihlalin tespit edilmiş olması halinde, sertifika sahibi bu ihlali
bildirmiş sayılır ve Kanunun 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uygulanır hükmünün
yürürlükten kaldırılması,

Rapor resmi mercilere sunulmayacağı için kanunun
234.maddesine giren hususların tespiti tek başına yeterli olmayacak; söz
konusu tespitin bir dilekçe ile ilgili gümrük idaresine bildiriminin
yapılması halinde 234/3. maddeden istifade edilebilecektir.

5-
     
YYS Statüsünün kendi içinde, İhracat,
imalat ve istihdam performansına bağlı olarak YYS, YYS-I ve YYS-II statüleri
adı altında üçlü ayrıma gidilmiş olması,

6-
     
İthalatta yerinde gümrükleme izni
kapsamında, C Tipi antrepoların güvenli depolama alanına dönüştürülebilecek
olması,

7-
     
Başvuru sahibinin koşullarının
değerlendirilmesinde kullanılan puanlama sisteminin kaldırılmış olması,

8-
     
Kamu idareleri ve kurumlar ile
Bakanlıkça uygun görülen diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından faaliyet
raporu düzenlenmesine gerek olmadığı,

9-
     
Ayniyet tespitine ilişkin özel
hükümlerin kaldırılmış olması,

gibi hususlarının ön plana çıktığı
görülmektedir. Ön plana çıkardığımız maddelerden birini oluşturan ayniyet
tespitine dair özel hükümlerin kaldırılması meselesi uygulamada sıkıntıları da
beraberinde getireceği ve Onaylanmış Kişi Statü Belgesi (OKSB) düzenlemeleriyle
birlikte değerlendirildiğinde kendi içinde çelişkili sonuçların da doğmasına
zemin teşkil edecek konumda olduğu söylenebilecektir. Zira, YYS’ye göre
OKSB’nin kapsamı daha dar olmasına karşın OKSB tarafında (42/A’ya göre) ayniyet
tespiti yapılmıyorken; YYS de bu kolaylıklara atıf yapan maddelerin kaldırılmış
olması kapsama alanı ve yetkisi bağlamında çelişki olarak algılanmaktadır.
 
   
  

III. Ayniyet Tespitine İlişkin Özel
Hükümleri İçeren Maddeler Kaldırıldı

Makalemize konu yönetmelik değişikliğinin
90.maddesi ile Aynı Yönetmeliğin 61 inci, 64 üncü, 80 inci, 83 üncü, 101 inci,
103 üncü, 127 nci maddeleri ile geçici 6 ncı maddesi yürürlükten
kaldırılmıştır. Yürüklükten kaldırılan
 

a-
     
64 üncü (
İhracatta yerinde gümrükleme izniyle ilgili) 
,

b-
     
83 üncü (
İzinli gönderici yetkisi kapsamıyla ilgili)
,

c-
     
103 üncü (
İzinli alıcı yetkisi kapsamıyla ilgili)
,

d-
     
127 nci (
 İthalatta yerinde gümrükleme izniyle ilgili), 

Maddeler, ayniyet tespitine ilişkin
özel hükümleri düzenleyen maddelerdi.

Söz konusu maddelerin yürürlüğü kaldırıldığı
için, uygulamada yaşanacak olası sıkıntılar ve çelişkilerde zihinlerde soru
olarak belirmeye başlamıştır.

Ayniyet tespitine dair iş ve işlemler,
4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 68.maddesi ile buna bağlı gümrük yönetmeliğinin
195.maddelerine istinaden çıkartılan ikincil düzenlemeler muvacehesinde
yürütüldüğü bilinmektedir. Ayrıca, mezkur Yönetmeliğin 
384 üncü maddesinin
 birinci
fıkrası ve 
387 nci maddesinin
 beşinci
fıkrası uyarınca, geçici ithalat sırasında, eşyanın ilk giriş ayniyetine uygun
olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Buna göre Gümrük idareleri,
eşyanın beyan edildiği gümrük rejimi şartlarına uyulmasını sağlamak üzere
zorunlu olan hallerde, eşyanın ayniyetini tespite yönelik önlemleri alacağı
malumdur. Diğer yönden Onaylanmış kişi statü belgesi veya yetkilendirilmiş
yükümlü sertifikası sahipleri için ayniyet tespitine ilişkin farklı
düzenlemeler yapmaya Bakanlık yetkili olduğu yönetmeliğin 195/3.maddesinde
hükme bağlanmıştır. Hali hazırda onaylanmış kişi statü belgesi sahipleri
(42/A’dan faydalananlar) veya yetkilendirilmiş yükümlü sertifikası sahipleri
için ayniyet tespiti yapılmadan işlemlerin sonuçlandırıldığı malumdur. 

 

IV. Son Söz Olarak:

Makalemize konu yönetmelik değişikliğine kadar uygulamada;

1-
     
Yetkilendirilmiş yükümlü sertifikasına
(YYS) sahip kişiler tarafından beyan edilen her türlü eşya,

2-
     
 
Onaylanmış Kişi Statüsüne İlişkin Gümrük Genel
Tebliği’nin (Seri No:1) 
42/A maddesinin
 birinci
fıkrasında belirtilen koşulları taşıyan ve mezkûr maddede belirtilen
kolaylıklardan faydalanma hakkı bulunan yükümlüler tarafından getirilen eşya,

fiziki kontrolü gerektirir
özel durumlar hariç olmak üzere, sadece
ayniyet tespiti gerekçesiyle
kırmızı hatta yönlendirilmemesi gerektiği belirtiliyorken zikredilen
değişiklikten sonra, ayniyet tespitine ilişkin özel hükümlerin kaldırılmış
olması
 
hasebiyle, YYS sahibi kişilere ait
eşyalar için ayniyet tespiti yapılıp yapılmayacağı hususuna bakanlığımızca bir
açıklama ve/veya düzenleme getirilmediği müddetçe önümüzdeki günlerde sıklıkla
konuşulan ve sahada farklı uygulamalara gebe bir mevzu olarak gündemdeki yerini
koruyacağı mütalaa edilmektedir.

Diğer yönden kaldırılan
hükümler göz önünde bulundurulduğunda; OKBS mevzuatında her hangi bir
değişiklik olmadığı için (OKSB alanında) kullanılmaya devam eden “Ayniyet
tespitine ilişkin özel hüküm Kolaylığı”, YYS kapsamında kullanılamayacağı gibi
bir sonuca bizi götürecektir.

Bakanlığımızın ifadesine
göre, ayniyet tespitine ilişkin mevcut uygulamalarla çelişen bir hüküm olduğu
için ilgili yönetmelikten
“Ayniyet tespitine ilişkin özel hükümlerin”
kaldırıldığı hususu göz önünde bulundurulduğunda YYS Kapsamında işlem gören
eşyaların “Ayniyet Tespiti” bağlamında özel durumları (DİİB Özel şartlarının
dikkate alınması gibi) dikkate alınarak işlem tesis edilmesinin yaşanması
muhtemel mağduriyetleri önceleyeceği değerlendirilmektedir.
 
Diğer yönden bakanlığımızın da yeknesak
uygulamanın temini açısından mevcut uygulamaların bu değişiklikten sonra nasıl
yapılması gerektiğine dair ön alıcı düzenlemeler yapmasının faydalı olacağı
mütalaa edilmektedir.

 

 

Kaynakça:

 

1-
     

Anasayfa

2-
     
4458 Sayılı Gümrük Kanunu Ve Bağlı
Yönetmeliği

3-
     
2019/9
Sayılı Gümrükler Genel Müdürlüğü Genelgesi

4-
     
Gümrük
İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliği (21.05.2014 T. 29006 S. R.G.)

5-
     
Gümrük
İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yönetmelik (21.02.2020 T.31046 S.R.G)

6-
     
Gümrükler
Genel Müdürlüğünün 04.10.2019 tarihli ve 48215933 sayılı yazısı (Ayniyet
Tespiti- İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği)

7-
     
https://ticaret.gov.tr/data/5e4e490c13b8766e38db6a99/GI%CC%87K%20Deg%CC%86is%CC%A7ikliklerine%20I%CC%87lis%CC%A7kin%20Ac%CC%A7%C4%B1klamalar.pdf

19Mar, 2025
ANTREPOLARDA TEMİNAT İŞLEMLERİ

ANTREPOLARDA TEMİNAT İŞLEMLERİ

I.
 
ÖZET

Bilindiği üzere, Ticaret Bakanlığının 14.12.2014 tarihli Olurları ile, Gümrük Yönetmeliğinin 526/3 üncü maddesi (OKSB Ve YYS Sahibi firmaların kullandığı Götürü Teminat hükümleri) saklı kalmak kaydıyla 17.12.2014 tarihinden itibaren akaryakıt antrepoları dışındaki antrepolar için, eşyadan bağımsız ve sabit olmak üzere 100.000.-Avro teminat verilmesi, ayrıca bu sabit teminata ilave olarak, eşyadan alınması gereken teminatın, ‘eşya türüne bağlı olarak’ eşyaya ilişkin toplam vergilerin %10 veya %25’i kadar teminat verilmesi uygun bulunmuş; konuya ilişkin 09.01.2015 tarihli, 2015/1 sayılı Genelge yayımlanmıştı.

Söz konusu Genelgenin iptaline ilişkin olarak bazı antrepo işleticileri tarafından Ticaret Bakanlığı aleyhine Danıştay Yedinci Dairesinde iptal davası açılmış, anılan dairenin 21.11.2019 tarihli, 2019/6162 Karar no ile 2015/1 sayılı genelgenin iptaline karar verildiğinden, Gümrükler Genel Müdürlüğü de yargı kararlarına uymak adına yayımladığı 23.07.2020 tarih ve 56074795 sayılı tüm Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüklerine gönderdiği dağıtımlı yazıyla önceden alınan 100.000.-Avro tutarındaki teminatların ilgililerine iade edilmesini talimatlandırmıştı.

Hal böyleyken, 2/12/2014 tarihli ve 29193 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile sona erdirilen götürü teminat uygulaması; Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (30.09.2020 t.,31260 s.  R.G.) ile 01.11.2020 tarihi itibariyle tekrar devreye alınacağı hükme bağlanmıştır. Yapılan söz konusu yönetmelik değişikliği sadece Götürü Teminat hususlarıyla sınırlı olduğundan bir şekilde götürü teminat kullanmayacak ve/veya kullanamayacak antrepo işletmecilerinin hali hazırda kullanmakta olduğu teminat oranının ne olacağına dair değerlendirmelerimiz bu makalemizin konusunu oluşturmaktadır.   

II.
 
ANAHTAR KELİMELER: 

Antrepo, Antrepo İşleticisi, Teminat, Teminat Oranı, Götürü Teminat, Gümrük Yönetmeliği, Danıştay Kararı, Genelge

III.
 
ANTREPOLARDA TEMİNAT VERMENİN YASAL DAYANAĞI

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 96. maddesinde, antrepo işleticisinin; eşyanın gümrük antreposunda bulunduğu süre içerisinde eşyanın gözetimi altında bulunmasını sağlamaktan, gümrük antrepo rejimi kapsamında eşyanın muhafazası ile ilgili yükümlülükleri yerine getirmekten ve izinde belirtilen özel şartlara uymaktan sorumluluğu olduğu; 98. maddesinde; bu sorumlulukları ile ilgili olarak yönetmelikle hüküm altına alınan esaslar çerçevesinde “teminat” belirleneceği düzenlenmiştir. 

Gümrük Yönetmeliğinin “teminat ve taahhütname” başlıklı 526. maddesinin 1. fıkrasında, gümrük idarelerinin gümrük antreposu işleticileri ve kullanıcılarından Kanunun 96. maddesinde belirtilen sorumlulukları çerçevesinde tahakkuk edebilecek gümrük vergilerini karşılayacak miktarda, her parti mal için ayrı ayrı veya toplu şekilde teminat isteyebileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.

Kanun’un “Teminat” başlıklı 202. maddesinde ise, gümrük mevzuatı uyarınca gümrük idarelerinin gümrük vergilerinin ve diğer amme alacaklarının ödenmesini sağlamak üzere teminat verilmesini gerekli görmeleri halinde ve/veya teminat aranmayacak-kısmi teminat uygulanacak halleri belirlemeye Cumhurbaşkanının yetkili olduğu düzenlenmiştir. 

Diğer yönden 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının(1) (1-Meri Cumhurbaşkanlığı kararının) 116. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; kısmi teminat aranacak hallerde; Kanunun 98. maddesi hükmü uyarınca Kanuna göre aranacak gümrük vergileri ile para cezası ve İthalat Rejimi Kararına göre aranacak fon haklarını korumak üzere antrepo işletme izni verilenlerden alınacak teminat tutarlarını belirlemeye ve alınacak teminat tutarını ithalat vergileri tutarının %10’una kadar indirmeye Ticaret Bakanının yetkili olduğu belirtilmiştir. 

Dolayısıyla belirlenen teminat oranlarının bakan yetkisine bağlı olarak %10’a kadar indirilebileceğine dair yasal dayanak mevcuttur ve hali hazırda yürürlüktedir. Bu meyandaki inisiyatif bakanlık makamının bizatihi kendisindedir. 

IV.
 
01.11.2020 TARİHİNDEN SONRA ANTREPO İŞLETİCİLERİNİ NE BEKLİYOR?

Bilindiği üzere, Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (30.09.2020 t. 31260 s. R.G.) ile Antrepo İşleticileri tarafından verilecek teminat hususları yeniden düzenlenmiştir. Buna göre; Antrepo işleticileri ve kullanıcıları tarafından Kanunun 96 ve 97 nci maddelerinde belirtilen sorumlulukları çerçevesinde, tahakkuk edebilecek gümrük vergilerini karşılamak amacıyla teminat vereceği; teminat, antrepoya alınan eşya için ayrı ayrı verilebileceği gibi toplu teminat ya da götürü veya yaygın götürü teminat olarak verilebileceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca söz konusu yönetmelik değişikliğinin 1/11/2020 tarihinde yürürlüğe gireceği; tarihe kadar antrepolar için uygulanan mevcut teminat sisteminin devam edeceği, geçiş hükmü olarak zikredilen düzenlemede yer almıştır.

Durum bu minval üzereyken; 01.11.2020 tarihinden sonra Götürü Teminat Sistemine geçecek antrepo işleticileri için tablo net ve ön görülebilirken; Götürü teminat Sistemini bir şekilde tercih etmeyecek işleticileri, bu kapsamda “flu bir gelecek” beklemektedir. Hatta teminat oranının %100 olacağı endişesi şimdiden mezkûr kesimi endişeye gark etmiş durumdadır. Zira Danıştay tarafından iptal edilen genelge ile 100.000.-Avro tutarındaki teminatlarının serbest kaldığına sevinemeden belki de kat be kat misli maliyetlerle yüzleşmek zorunda kalacaklardır. 

V.
 
Gümrükler Genel Müdürlüğünün 23.07.2020 tarihli 56074795 sayılı yazısı

Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün söz konusu yazısı ile 23.07.2020 tarihi itibarıyla tescil edilecek antrepo beyannamelerine ilişkin antrepo işleticisi ya da kullanıcısından alınacak teminat ile ilgili olarak 30.09.2020 tarihine kadar, 

a.
 
Antrepolara et ve et ürünleri (2. ve 16. fasıllarda sınıflandırılan), çay, muz, tütün ve tütün ürünleri, alkollü içki, mısır, cin mısırı, ceviz (kabuklu veya kabuksuz), badem (kabuklu veya kabuksuz), antep fıstığı (kabuklu veya kabuksuz) ile yer fıstığının (tohumluk, kabuklu veya kabuksuz) konulması durumunda eşyadan alınması gereken teminatın, eşyaya ilişkin gümrük vergilerinin %50’si,

b.
 
Antrepoya konulacak diğer eşyadan alınması gereken teminatın ise eşyaya ilişkin gümrük vergilerinin %25’i,

c.
 
BİLGE sisteminde düzenleme yapılana kadar aynı antrepo beyanname kapsamı farklı kalemler için farklı teminat oranlarının bulunması halinde teminatın yüksek olan oran üzerinden hesaplanması,

Kararlaştırılmış olmasına karşın yeni bir yazı da yayımlanmadığı halde 30.09.2020 tarihinden sonra tescil edilen antrepo beyannamelerinde %25 & % 50 oranlı teminat uygulamasının devam ettiği duyumları alınmaktadır. İşin vahim tarafı söz konusu yüksek oranlı teminat uygulamasının devam etmesini 1/11/2020 tarihinde yürürlüğe girecek olan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (30.09.2020 t. 31260 s. R.G.)’in söz konusu tarihe kadar mevcut teminat sisteminin devam edeceğine dair geçiş hükmüyle illiyet bağı kuran meslektaşlarımızın azımsanmayacak kadar çok olmasıdır. Oysa zikredilen gümrükler genel müdürlüğü yazısı ile yönetmelik değişikliğinde bahse konu hususlar birbirinden bağımsızdır. Yazıda, teminat oranlarının geçici bir süre için (30.9.2020’ye kadar  %25 & %50 oranlarının uygulanacağı) yükseltileceği konusu hüküm altına alınmışken; yönetmelikte götürü teminat sistemine geçiş dönemi olarak kararlaştırılan 1/11/2020 tarihine kadar hali hazırdaki teminat sisteminin (Antrepoya alınan eşya için ayrı ayrı teminat alınması veya Toplu Teminat ) devam edeceği konusu hükme bağlanmıştır.

VI.
 
Sonuç Ve Değerlendirme

Her ne kadar, Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (02.12.2014 t.,29193 s.R.G.) ile Gümrük Yönetmeliğinin 528.maddesi (İndirimli ve toplu götürü teminat) yürürlükten kaldırılmışsa da (ki söz konusu mülga maddede antrepo işleticilerinin %10 teminat oranı ile işlem tesis edeceği açıkça yazıyordu) 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 116.maddesinde kısmı teminat uygulanacak hallerin sayıldığı, bu haller arasında antrepo işletme izni verilenlerin de bulunduğu; bu kişilerden alınacak teminat tutarlarını belirlemeye ve alınacak teminat tutarını ithalat vergileri tutarının %10’una kadar indirmeye Müsteşarlığın bağlı olduğu Bakanın yetkili olduğu açık ve net bir şekilde hüküm altına alınmıştır. 

Yukarıdaki açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde antrepoya alınacak eşyaların teminat oranıyla ilgili götürü teminat sistemini kullanacak olan antrepo işleticilerinin sorunsuz bir şekilde yeni sisteme entegre olacakları ön görülürken; götürü teminat sistemini kullanmayacak antrepo işleticilerinin 1/11/2020 tarihinden itibaren teminat oranının %100 olarak mı uygulanacağı; yoksa yukarıda zikredilen karar muvacehesinde teminat tutarını ithalat vergileri tutarının %10’una kadar indirmek üzere bakan yetkisinin kullanılıp, kullanılmayacağı hususlarında mütereddit oldukları izahtan varestedir. Söz konusu kafa karışıklığının bertaraf edilmesi ve Hukuk devleti ilkesi ile bunun alt ilkelerinden olan belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri uyarınca konunun açıklığa kavuşturulmasının ziyadesiyle önemli olduğu değerlendirilmektedir.  

Diğer yönden, Teminat Mektuplarıyla ilgili bankalarca tahsil edilmekte olan komisyonların teminat mektuplarının tutarı üzerinden alındığı ve işleticiler açısından ciddi bir maliyet kalemi olduğu göz önünde bulundurulduğunda yeni yönetmelik değişikliği ile mevzuatımıza derç edilen götürü teminat sistemini kullanacak olan antrepo işleticilerinin (Her ne kadar Götürü teminat oranı GY 527.maddede alan & hacim üzerinden belirlenmişse de; belirlenen tutarın %10’una kadar indirmeye bakanlık yetkilidir) ve götürü teminat sistemini kullanmayacak işleticilerin daha önceden olduğu gibi ‘eşya türüne bağlı olarak’ %10 & % 25  oranında indirimli teminat uygulamasıyla işlem tesis etmeleri içerisinden geçtiğimiz kritik dönemin ruhuna muvafık düşeceği gibi; sektörün bir nebze nefes almasına vesile olacaktır. 

Sonuç olarak, 2/12/2014 tarihli ve 29193 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile antrepo işleticileri tarafından kullanılan götürü teminat &İndirimli Ve Toplu Götürü teminat uygulaması 17/12/2014 tarihinde sona erdirildiği için teminat oranlarını belirlemek adına yayımlanmış olan 09.01.2015 tarihli, 2015/1 sayılı Gümrükler Genel Müdürlüğünün Genelgesinin Danıştay tarafından iptal edildiği göz önünde bulundurulduğunda, sektörde hasıl olan belirsizliği giderecek mevzuat düzenlemesi “muştu” sadedinde beklenmektedir.

Kaynakça:

1.
 
4458 Sayılı Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Karar – 2009/15481 (07.10.2009 t. 27369 s. R.G.)

2.
 
Gümrük Yönetmeliği (07.10.2009 t. 27369 s. R.G.)

3.
 
Gümrükler Genel Müdürlüğü 23.07.2020 tarihli 56074795 sayılı yazısı (Antrepolarda Teminat İşlemleri)

4.
 
Genelge No: 2015/1 (Antrepo Teminat Sistemi hk.)

5.
 
Danıştay Yedinci Daire K: 2019/6162, E:2019/2773 sayılı Karar

19Mar, 2025
ANTREPODA EŞYANIN BEKLEME SÜRESİ

ANTREPODA EŞYANIN BEKLEME SÜRESİ

ANTREPODA EŞYANIN BEKLEME SÜRESİ

Süre, basit bir ifadeyle, bir olayın başı ile
sonu arasında geçen zaman dilimidir. Zaman en değerli hazinedir şüphesiz.
Sürenin veya nam-ı diğer zamanın önemini anlatmak değil gayemiz; kaldı ki
kelimeler kifayet etmediği gibi, süremiz (!) de yetmez buna. Biz bu yazımızda,
özellikle Antrepoda bekleyen eşya perspektifinde süre mefhumuna değineceğiz.

4458 sayılı Gümrük Kanununun 14.maddesinde ve
bu kanuna bağlı Gümrük Yönetmeliğinin 31.maddesinde de hüküm altına alındığı
üzere, Kanunda belirtilen süreler aksine bir hüküm bulunmadıkça uzatılamaz veya
ertelenemez. Ancak, mücbir sebep ve beklenmeyen hallerde bu sürelerin
uzatılması gündeme gelebilir. Süresi dışında yapılan müracaatlarda da, mücbir
sebep veya beklenmeyen hallere ilişkin ek belge ibraz etmek, ibraz edilen
gerekçenin de idare tarafından kabulü şartıyla ek süre verilebilir. Süre
kavramına genel bir girizgâh yaptıktan sonra konumuz olan antrepodaki eşyanın
bekleme süresine geçiş yapabiliriz.

Bilindiği üzere,  
Eşyanın antrepo rejimi altında kalış süresi sınırsızdır (GK:Madde 101),
(GY:Madde 346). Yani 7100 rejim kodu ile açılan Antrepo Beyannamesi kapsamı
eşya sınırsız bir şekilde antrepoda depolanabilir. Bununla birlikte idare,
özellikle beklemek suretiyle bozulabilecek eşya dâhil olmak üzere, eşyanın
antrepoda kalabileceği süre konusunda belirleme yapabilir. Gümrük Kanunun
101 inci maddesinde de gümrük idarelerince gerek görülen hallerde,
eşyaya gümrükçe onaylanmış yeni bir işlem veya kullanım tayin edilmesi için
yeni bir süre belirlenebileceği belirtilmiştir.

Antrepo rejimi altında bekleyen eşyaya
gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım
tayin edilmesine
 
ilişkin beyanname verilmesi
halinde, yani antrepo beyannamesine bağlantılı yeni bir rejim beyanı yapılması halinde;
gümrük işlemlerinin
yeni açılan beyannamenin
tescil tarihinden
itibaren otuz gün
içinde bitirilmesi gerekir
. Bu süre içinde işlemleri bitirilemeyen eşya ile,
bir süre tayin edilmiş ve tayin edilen söz konusu süre zarfında antrepodan
çekilmeyen eşya ile ilgili olarak, Gümrük
Kanunun,
177 ila 180
inci maddesine istinaden
tasfiye hükümleri uygulanmaktadır (GK:Madde 70).

Diğer yönden,
tankta bulunan serbest dolaşıma girmiş eşyanın
, gümrük işlemlerinin
bitirilmesini müteakip derhal çekimine başlanır ve çıkarılacak miktara bağlı
olarak bu işlem
5015 sayılı
Petrol Piyasası Kanununa istinaden hazırlanan ve
17/6/2004 tarihli ve 25495 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Petrol Piyasası
Lisans Yönetmeliğinin
4 üncü
maddesinde akaryakıt olarak sayılan ürünler için
onbeş gün
, diğer ürünler için ise
altmış gün
içinde tamamlanır. Bu süreler içerisinde serbest
dolaşıma girmiş eşyanın antrepodan çekilememesi halinde bu süreleri
otuz güne kadar uzatmaya
gümrük
müdürlükleri yetkilidir. Bunun dışındaki farklı durumları inceleyerek
sonuçlandırmaya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlükleri yetkilidir GY:Madde
542/6-d).

Gümrük Kanununda ve yönetmeliğinde antrepoda
bekleyen eşyaların sürelerine ilişkin yukarıda belirtildiği üzere açık hükümler
olmasına karşın, en çok karıştırılan ve değişik uygulamalara mazhar olan bir
konudur süre mefhumu. Bu bağlamda en çok karıştırılan husus, Gümrük Kanunun
70.maddesinde ve Gümrük Yönetmeliğinin 346.maddesinde
“Gümrük antrepolarında bulunan
eşya için, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım tayin edilmesine ilişkin
beyanname verilmesi halinde, gümrük işlemlerinin beyannamenin tescil tarihinden
itibaren 30 gün içinde bitirilmesi gerekir. Bu süre içinde işlemleri
bitirilemeyen eşya ile ilgili olarak tasfiye hükümleri uygulanır.”
denilmek suretiyle hüküm altına alınan
30-günlük
süre meselesidir
. Söz konusu 30- günlük sürelerin yanlış yorumlanması
beraberinde yanlış uygulamaları getirmekte; hatta millileşmiş eşya, sırf bu
yanlış yoruma kurban edilerek tasfiye hükümlerine tabi tutulabilmektedir. Oysa söz
konusu maddede belirtilen 30-günlük süre eşyanın antrepoda kalabileceği süreyi
değil; eşyanın gümrükçe onaylanmış başka bir işlem veya kullanıma tabi
tutulması yönünde beyanname tescil ettirilmesi halinde
gümrük işlemlerinin bitirilmesine dair süreyi
belirlemektedir. Kaldı ki, Gümrük Yönetmeliğinin tanımlar başlıklı 3.
Maddesinin h-bendinde Gümrük işlemlerinin bitirilmesi kavramının tanımı
“Eşyaya
ait vergilerin ödenmesini veya kaldırılmasını veya teminata bağlanmasını veya
beyannamenin iptal edilmesini veya eşyanın gümrüğe terk edilmesini veya
imhasını veya müsadere edilmesini ifade eder.”
denilmek suretiyle
yapılmış olup, bunların arasında eşyanın antrepodan çekilmesi tabiri
sayılmamıştır. Dolayısı ile yanlış yorumlanan 30-günlük süre tahdidi, eşyanın
antrepodan çıkartılması için değil; antrepoya bağlı olarak açılan yeni
beyannameyle ilgili (örneğin 4071 Rejim Koduyla açılan Serbest Dolaşıma Giriş
beyannamesiyle ilgili):

a- Vergilerin ödenmesi veya kaldırılması veya
teminata bağlanması,

b- Beyannamenin iptal edilmesi,

c- Eşyanın gümrüğe terk edilmesi veya imhası
veya müsadere edilmesi,

için verilen süreyi ifade ettiği izahtan
varestedir.

            Kanun ve
Yönetmelik dışında bu meyanda ikincil düzenleme olarak Gümrükler Genel
Müdürlüğü’nün 2010/41 sayılı genelgelerinden ve Mersin Gümrük Müdürlüğü’nün
12.01.2015 tarih ve 60805799/131.99 sayılı müdürlük emrinden bahsetmenin
konumuzu pekiştirmesi açısından da dikkate şayan olduğunu düşünmekteyiz. Bahis
konusu genelgede uzun süre antrepoda bekleyen eşyalardan dem vurulmakta; Genel
Antrepolarla sınırlı olmak üzere her hangi bir adli ve idari soruşturmaya konu
olmayan ve 6-ayı aşan süreyle antrepoda bekleyen eşyaların,

ilgili gümrük idarelerince ilgililere tebligat çıkartılmak
kaydıyla, bu tebligatın tebellüğ edildiği tarihten başlamak üzere
 
30-gün içerisinde eşyanın antrepodan
çıkartılması, eşya için
gümrükçe onaylanmı
ş
yeni bir
i
ş
lem
veya kullanım tayin edilmesi, veya kanuni temsilcisi yada kanuni mirasçıları
tarafından eşyanın antrepoda kalmaya devam etmesini istedikleri yönünde talepte
bulunulmayan eşyalar için tasfiye hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmektedir.
Ayrıca Mersin Gümrük Müdürlüğü’nün yukarıda zikredilen yazıları muvacehesince makalemizde
de vurgulandığı üzere mevzuatımızda petrol türevi ile sıvı tanklara depolanan
eşyalar için süre tayinin yapıldığı, bunların dışında kalan eşyalar için
herhangi bir süre tayinin yapılmadığından bahisle,
(Müdürlük emri olması hasebiyle, Mersin Gümrük Müdürlüğü’ne bağlı
antrepolarla sınırlı olmak üzere)
Serbest Dolaşıma Giriş İşlemleri
bitirilen eşyanın 7-gün içerisinde antrepodan çıkartılması, aksi halde Gümrük
Yönetmeliğinin 337.maddeleri kapsamında Ortak depolama başvurusunun yapılması
hususları hüküm altına alınmıştır.
 

            Yukarıda
bir araya getirilen mevzuat kalemleri birlikte değerlendirildiğinde, antrepodaki
eşyanın bekleme süresinin sınırsız olduğu, yeni rejim beyanında bulunulması
halinde sadece iki ürün grubu için
 (Petrol ürünleri için 15-gün; dökme sıvı
eşyalar için 60-gün)
süre tayini yapıldığı, bunların dışında özel süre
tahdidi koymaya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının yetkili olduğu, açıktır. Diğer
yönden
süreler
konusunda gümrük idarelerince farklı yorumlara sebebiyet verilmemesi açısından,
gümrük işlemlerinin bitirilip, vergisel yükümlülüğün tekemmül ettirilmesiyle millileşmiş
statüye geçen; dolayısıyla süreye tabi olmayan eşyanın, antrepodan ne kadar
süre zarfında çıkartılması konusunda; antrepoda bulunan gümrüklü eşyaya zarar
vermeyecek ve gümrük gözetim ve denetimini zafiyete düşürmeyecek tedbirlerin
alınması kaydıyla, antrepo işleticisi ile eşya sahibi arasındaki ticari
ilişkiye tevdi edilmek suretiyle sürenin özgür bırakılmasının uygun olacağı;
eşyanın millileştiği tarihten itibaren depolama hizmetiyle alakalı KDV’li fatura
düzenlenmesinin vergi kaygısını da ortadan kaldıracağı gibi, antrepoların daha
işlevsel hale getirilmiş olacaktır. Bu münasebetle, idari makamların konu
özelinde yasal düzenleme yapmasının yerinde olacağı mütalaa edilmektedir. Yeri gelmişken yıllar önce kaleme
aldığımız bir dörtlükle makalemizi nihayete erdirelim.

Ambarlar
nezaret antrepo sürgün
Bekleme
süre
nden düşülür her gün
Tasfiyelik hale gelirsin bir gün
Gümrüğe terk olmuş mala dönersin

Haki
DEMİRTAŞ

Yetkilendirilmiş
Gümrük Müşaviri

 

KAYNAKÇA:

1-
4458 Gümrük Kanunu Ve Gümrük Yönetmeliği.

2-
www.hakimygm.com.tr
 “Makalelerimiz/Haki DEMİRTAŞ /Gümrük
Mevzuatında Süre” Kavramı”.

3-
www.hakimygm.com.tr
 “Şiirlerimiz/Haki DEMİRTAŞ /Gümrükçülük”.

4-Gümrükler
Genel Müdürlüğü’nün 2010/4 Sayılı Genelgeleri.

5-Mersin
Gümrük Müdürlüğü’nün 12.01.2015
tarih ve 60805799/131.99 sayılı yazıları.

19Mar, 2025
A.TR DOLAŞIM BELGELERİNİN SONRADAN KONTROL İŞLEMLERİNDE YGM RAPORU OLACAK MI; OLMAYACAK MI?

A.TR DOLAŞIM BELGELERİNİN SONRADAN KONTROL İŞLEMLERİNDE YGM RAPORU OLACAK MI; OLMAYACAK MI?

A.TR DOLAŞIM BELGELERİNİN SONRADAN KONTROL İŞLEMLERİNDE YGM
RAPORU OLACAK MI; OLMAYACAK MI?

I.
            
Giriş

Bilindiği üzere ülkemizden yapılan ihracatlarla ilgili olarak
düzenlenmiş olan menşe ispat belgeleri ile dolaşım belgelerinin doğruluğunun ve
kurallara uygunluğunun ithalatçı ülke gümrük idareleri / yetkili makamları
tarafından sonradan kontrole tabi tutulması söz konusu olabilmektedir. Karşı
ülke tarafından ülkemiz yetkili makamlarına iletilen sonradan kontrol talebine
dair yapılan inceleme ve araştırmalar bir sonuca bağlanarak ihracatçı ülkenin
yetkili makamlarına gönderilir. Yapılan tespitler neticesinde belgenin doğru ve
kurallara uygun olmadığının veya kontrol talebine belirlenen sürelerde cevap
verilmediğinin anlaşılması halinde sonradan kontrole tabi belgelere dayanılarak
yapılan ve/veya yapılacak olan tercihli tarife avantajlarından faydalanılması
söz konusu olmayacağı gibi karşı ülkenin mevzuatına bağlı olarak müeyyide
uygulanması da gündeme gelecektir.

Girizgâh niteliğinde değindiğimiz mezkûr sonradan kontrol işlemlerine
yönelik tespitler ülkemizde 2008 yılından bu tarafa yetkilendirilmiş Gümrük
Müşavirleri (YGM) tarafından yapılmaktır. Konuyla ilgili mevzuatımızdaki
yeknesak uygulamaların olmaması veya mevzuat yazım dilinin farklı anlaşılmalara
neden olacak şekilde yorumlanması münasebetiyle konunun biraz daha
netleştirmesine gayret etmek gayesiyle bu makale kaleme alınmıştır. Konu aynı
olmasına karşın tezat sonuçlar çıkaran meslektaşlarımızın bulunması da konuyu
yazıya dökme fikrini tahkim etmiştir. Makalemizde YGM ’lerin A.TR Dolaşım
Belgelerinin Sonradan Kontrol işlemlerinde tespit raporu tanzim edip
edemeyecekleri hususlarına dair düşüncelerimizi paylaşmaya gayret
edeceğiz.
  
   

Anahtar Kelimeler & Kısaltmalar:

A.TR. Dolaşım Belgesi, Menşe
Şahadetnamesi, Menşe İspat Belgeleri, Vize, Ticaret Bakanlığı,

Menşe ve Dolaşım Belgeleri
Otomasyon Sistemi (MEDOS), Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri (YGM), Sonradan Kontrol
Raporu (SK1),

II.
           
A.TR Dolaşım Belgesi Menşe İspat Belgesi midir?

Serbest dolaşım ile menşe ifadelerinin farklı
kavramlar olduğu malumdur. Bir eşyanın veya hammaddenin üçüncü ülkelerden
gümrük vergilerinin ödenerek ithal edilmesi serbest dolaşıma sokulması anlamına
gelirken; serbest dolaşıma giren söz konusu eşyanın menşei kazandığı anlamına
gelmez. Bir malın sınıflandırıldığı tarife pozisyonunun değişmesi, üretim
sürecinde gördüğü işlem veya işçilik menşeini değiştirmeyebilir. Hangi işlem
veya işçiliğin o mala menşe kazandırdığının belirlenmesi için ilgili menşe
kuralına ve o kuralın karşılanıp karşılanmadığına bakılması gerekmektedir.

A.TR Dolaşım Belgesi, Türkiye-Avrupa
Topluluğu gümrük birliği uyarınca, işlenmiş tarım ürünleri de dahil olmak üzere
sanayi ürünlerinde
serbest dolaşıma
ilişkin hükümlerin uygulanması için
gerekli koşulların yerine getirilmiş olması halinde, düzenlenen belgeyi ifade
etmektedir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere A.TR Dolaşım Belgesi eşyanın Gümrük
Birliğinde serbest dolaşım durumunda olduğunu gösteren bir belge olup eşyanın
menşeini göstermemektedir.

Bununla birlikte, Türkiye ile AB
arasındaki Gümrük Birliği çerçevesinde
eşyanın serbest dolaşım statüsünü
tevsiken
A.TR Dolaşım Belgesi ibraz edilmesi halinde, ithalata konu eşyanın
gerçek menşeini belirleme konusunda ciddi ve somut gerekçelere dayanan
tereddütler bulunmuyorsa ayrıca menşe şahadetnamesi aranmamaktadır.

Şu halde A.TR Dolaşım Belgelerinin
sonradan kontrol işlemlerinde eşyanın serbest dolaşım statüsüne, menşe ispat
belgelerinin sonradan kontrol işlemlerinde ise eşyanın menşeine, ilişkin tevsik
edici bilgi ve belgeler üzerinden gerekli tespitler yapılmaktadır. Bu farkı
ortaya koyduktan sonra YGM tebliğinin 11/1-e fıkrasının alt başlığının “Menşe
mevzuatına ilişkin tespit işlemleri” yerine “Dolaşım ve Menşe mevzuatına
ilişkin tespit işlemleri” şeklinde değiştirilmesinin faydalı olacağını
düşünüyoruz.

III.
         
Gümrük Genel Tebliği (Uluslararası Anlaşmalar) (Seri
No: 10)’ne göre YGM’ler A.TR Dolaşım Belgeleri için “SK1” Raporu Yapabilir mi?

A.TR Dolaşım Belgeleri ile Menşe İspat
Belgelerinin kabulü, vize edilmesi ve sonradan kontrolü ile menşe şahadetnamelerinin
kabulü ve sonradan kontrolüyle ilgili yapılacak işlemlere ilişkin usul ve
esasların düzenlendiği Gümrük Genel Tebliği (Uluslararası Anlaşmalar) (Seri No:
10) (11.04.2023 t. 32160 s. R.G.) incelendiğinde;

1.
   
Yetkilendirilmiş gümrük
müşavirinin 10/9/2020 tarihli ve 31240 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği Tebliği kapsamındaki tespit işlemlerini
yapan ve sonucunda tespit raporu düzenleyen, bakanlıkça adına yetki belgesi
düzenlenen gerçek veya tüzel kişi ortağı gümrük müşavirini ifade ettiği,

2.
   
Sonradan kontrol talebine
konu olan belgenin;

a) A.TR Dolaşım Belgelerinin sonradan kontrol işlemlerinde
eşyanın
serbest dolaşım statüsüne,

b) Menşe ispat belgelerinin sonradan kontrol işlemlerinde,
eşyanın
menşeine,

ilişkin tevsik edici bilgi ve belgelerin
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirince (YGM) hazırlanacak tespit raporu (SK1)
aracılığıyla veya doğrudan sonuçlandırılacağı açık ve net bir şekilde hüküm
altına aldığından mezkur tebliğe göre YGM’lerin A.TR Dolaşım Belgelerinin
tespitini SK1 raporu adı altında düzenlemelerinin önünde engel ve tartışma
bulunmadığını söyleyebiliriz.

IV.
         
AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 2014/1 sayılı
Genelgesine göre
 
YGM’ler A.TR Dolaşım
Belgeleri için “SK1” Raporu Yapabilir mi?

A.TR Dolaşım Belgeleri ve menşe ispat
belgelerine (EUR.1, EUR.MED, FORM A ve INF4) ilişkin yapılacak işlemlerin konu
alındığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 2014/1 sayılı Genelgesi her ne
kadar Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü 2023/1 sayılı
İç Genelgesi ile 11 Nisan 2023 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmış olsa
da A.TR Dolaşım Belgelerinin YGM’ler tarafından sonradan kontrolünü tartışmaya
açan mevzuat olduğu ve bugün bile mülga olsa dahi söz konusu genelgeden
beslenen fikirlerin, YGM lerin A.TR Dolaşım Belgelerinin sonran kontrol
tespitini yapamayacaklarına argüman olarak kullandıkları vakidir.

Mülga Genelgenin “IV. İhracatta
Düzenlenmiş Olan Belgelerin Sonradan Kontrolü” başlığı altındaki ikinci
fıkrasında
“Sonradan kontrolü talep edilen
A.TR Dolaşım Belgesi ile
;
muhteviyatı eşyanın menşe kazanıp kazanmadığının tespit edilmesi gerekmeyen,
sadece mühürlerinin okunaksızları, vize tarihinin hatalı veya eksik olması,
idareye ait resmi mührün haricinde mühür ve kaşelerin kullanılması gibi şekli
nedenlerle sonradan kontrolü talep edilen EUR.1/EUR.MED Dolaşım Belgelerinin
sonradan kontrol işlemleri,
ilgili gümrük idarelerince yerine getirilir.

denilmek suretiyle YGM’lerin A.TR Dolaşım Belgelerinin sonradan
kontrollerine ilişkin SK1 raporu tanzim edemeyeceklerini açık ve net bir
şekilde hüküm altına almıştı. Her ne kadar Normlar Hiyerarşisine aykırı olarak
düzenlenmiş olsa da 2023 yılında mülga olana kadar sektörde kafa karışıklığına
neden olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
 
  

V.
          
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği Tebliği (10.09.2020
t. 31240 s. R.G.) göre
 
YGM’ler A.TR
Dolaşım Belgeleri için “SK1” Raporu Yapabilir mi?

YGM tebliğinin 11.maddesinde YGM’nin rapor
tanzim edeceği iş ve işlemlere ilişkin ayrıntılara yer verilmiştir. Söz konusu
tebliğin 11/1-e fıkrasında
Menşe mevzuatına ilişkin tespit işlemleri
açıklanmıştır.
Mevzuat dilinin yoruma açık yazılması münasebetiyle söz konusu madde metninde
A.TR Dolaşım Belgelerinin Sonradan Kontrol tespitinin YGM’ler tarafından
yapılıp yapılmayacağı hususu Gümrük Müşavirleri arasında dahi farklı yorumlamalara
mevzu olmuştur.  

Ne demek istediğimizi biraz açmak
gerekirse; 11.01.2024 tarih ve 32426 sayılı resmi gazetede Yetkilendirilmiş
Gümrük Müşavirliği Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile ilgili
maddenin son hali şu şekildedir:

e) Menşe mevzuatına ilişkin tespit
işlemleri;

1)
   
SK1, ibraz edildiği ithalatçı ülkeden
sonradan kontrol talebiyle alınan
A.TR Dolaşım Belgeleri
ile

11/4/2023 tarihli ve
32160 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (Uluslararası
Anlaşmalar) (Seri No: 10)’nin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde
sayılan tedarikçi beyanı hariç
menşe ispat belgelerinin ilgili mevzuat
çerçevesinde sonradan kontrol işlemlerinin yapılmasını kapsamaktadır.

Madde başlığının menşe mevzuatına
ilişkin tespit işlemleri olması ve yukarıda bold olarak işaretlediğimiz ve
altını çizdiğimiz belgeleri
“ile”
bağlayıcı ile bağladığımızda YGM lerin
A.TR Dolaşım Belgelerinin Sonradan Kontrol işlemlerinin tespitini
yapamayacakları sonucunu çıkarmak yanlış olmayacaktır.

Aynı madde metnini şu şekilde
incelediğimizde ise yukarıdaki yargının tam tersi olarak A.TR Dolaşım
belgelerinin bahse konu tedarikçi beyanı hariç menşe ispat belgeleriyle
birlikte sonradan kontrol işlemlerinin YGM ‘ler tarafından yapılabileceği
sonucu çıkmaktadır.

1)
   
SK1, ibraz edildiği ithalatçı ülkeden
sonradan kontrol talebiyle alınan
A.TR Dolaşım Belgeleri
ile
11/4/2023 tarihli ve 32160
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (Uluslararası
Anlaşmalar) (Seri No: 10)’nin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde
sayılan
tedarikçi beyanı hariç menşe ispat belgelerinin
ilgili mevzuat
çerçevesinde sonradan kontrol işlemlerinin yapılmasını kapsamaktadır.

Madde metnine Türkçe cümle yapısı
açısından bakıldığında
“İle”
bağlacı birbiri ile yakın anlamda olan
kelimeleri ve eş anlamlı kelimeleri birbirine bağlayan bir bağlaç olarak
bilinmektedir. Madde metninde “ile” bağlacının A.TR Dolaşım Belgeleri ile Menşe
İspat Belgelerinin sonradan kontrol işlemlerinin YGM ler tarafından
yapılacağını, zikredilen tedarikçi beyanının ise menşe ispat belgeleri
arasındaki bağlamdan hariç tutulduğunu ifade etmektedir.

VI.
         
Sonuç Ve Değerlendirme,

Yukarıdaki hususlar bir arada
değerlendirildiğinde her ne kadar A.TR Dolaşım Belgeleri menşe ispat belgesi
olmasa da YGM tebliğinde menşe mevzuatına ilişkin tespit işlemleri alt başlığı
altında sayıldığı (YGM müessesesinin ihdas edildiği 2008’den bu tarafa) gerçeğinden
hareketle YGM mevzuatı kapsamında “SK1” Tespit raporu için kategorik ayrıma
girmeden önce menşe ispat belgelerinin neler olduğunu hatırlamakta fayda var.

Menşe İspat Belgeleri:

a.
   
EUR.1 ve EUR-MED Dolaşım Belgeleri,

b.
   
İran Menşe İspat Belgeleri,

c.
   
Malezya Menşe Belgeleri,

ç.
   
D-8 Menşe İspat Belgeleri,

d.
    
TR-AZ Menşe İspat Belgeleri,

e.
   
TPS-OIC Menşe İspat Belgesi,

f.
   
Menşe beyanları,

g.
    
Fatura beyanları,

ğ.
    
EUR-MED Fatura Beyanları,

h.
   
Tedarikçi beyanları,

ı.
    
Form A Menşe Belgeleri,

i.
 
TR-UAE Menşe İspat Belgeleri,

j.
   
TUR-PAK Menşe İspat Belgeleri,

Menşe şahadetnamesi de eşyanın menşeini kanıtlayan bir
belge olmasına karşın tercihsiz menşe kurallarını belirlemesi açısından
mevzuatımızda menşe ispat belgeleri arasında sayılmaz ve farklı kategoride
değerlendirilir ancak son dönemlerdeki ticaret politikası önlemleri ve/veya ek
mali yükümlülük gibi diğer mali yükümlülükler dikkate alındığında menşe
kavramındaki “tercihli” & “tercihsiz” ayrımının neredeyse ortadan kalkmış
olduğu söylenebilir.

YGM mevzuatı kapsamında “SK1” raporu hangi belgelere
düzenlenip düzenlenmeyeceği hususunda ise (YGM tebliği ve rehberi çerçevesinde)
aşağıdaki gibi bir manzara ile karşılaşmış oluruz.

1-
  
YGM İthalatta İbraz Edilen
Belgelerin Sonradan Kontrolü gerçekleştiremez. Ülkemizden yapılan ihracat
işlemlerinde kullanılan ve sonradan kontrolü talep edilen belgelerin
işlemlerini yapmaya yetkilidir
(Genel Çerçeve)
.

2-
  
A.TR Dolaşım Belgeleri veya
menşe ispat belgelerinin her biri ayrı ayrı ele alındığında, belgeye ilişkin
ihracat beyannamesinin 22 nolu hanesindeki fatura bedelinin 10.000 ABD dolarını
aşmaması halinde YGM raporu aranmayabilir buna rağmen firma YGM raporu
yaptırmak isterse söz konusu tutarın altındaki işlemler için de YGM raporu
tanzim edilebilir.

3-
  
Sonradan kontrolü talep
edilen menşe şahadetnameleri ve Form A Menşe Belgeleri ilgili gümrük
müdürlüğünce sonradan kontrol prosedürüne tabi tutulur. YGM’lerin tebliğ
tanımına göre yapma yetkileri varken rehberde bu alanda düzenleme mevcut
değildir.

4-
  
Yalnızca biçimsel nedenlerle
(kaşenin okunaksızlığı, vize tarihinin hatalı veya eksik olması, idareye ait
kaşeden farklı bir kaşenin kullanılması vb.) sonradan kontrolü talep edilen
A.TR Dolaşım Belgeleri ve menşe ispat belgelerine ilişkin sonradan kontrol
işlemleri Gümrük İdaresince yapılması gerekmekte olup, YGM’lerin bu kapsamda
rapor tanzim etmeleri söz konusu değildir.

5-
  
YGM tebliğinde YGM’lerin
menşe ispat belgeleri arasında sayılan tedarikçi beyanlarına ilişkin sonradan
kontrol işlemleri hariç tutulmuşken; yapamayacakları belirtilmişken, Gümrük
Genel Tebliği (Uluslararası Anlaşmalar) (Seri No: 10) 17.maddesinde Tedarikçi
beyanlarının sonradan kontrolü kapsamında YGM’lerce rapor tanzim edilebileceği
hüküm altına alınmıştır. Konuyla ilgili tebliğler arasındaki tenakusun
giderilmesi faydalı olacaktır.

Sonuç olarak YGM tebliğinde her ne kadar sonradan
kontrol işlemlerinde YGM’lerin yetkilendirildiği kısım geniş bir yelpaze olarak
A.TR Dolaşım Belgeleri
ile tedarikçi beyanı hariç
menşe
ispat belgeleri
nin ilgili mevzuat çerçevesinde sonradan kontrol
işlemlerinin yapılmasını kapsayacak şekilde sayılmışsa da Yetkilendirilmiş
Gümrük Müşavirliği (YGM) uygulamasına dair rehberi içerisinde barındıran
Gümrükler Genel Müdürlüğü
2026/21 sayılı Genelgesi
nin ilgili
bölümü incelendiğinde YGM lerin rapor tanzim edebileceği hususların aşağıdaki
belgeleri kapsayacak şekilde sınırlandırılmış olduğu görülmektedir.

1-
  
A.TR DOLAŞIM BELGELERİ,

2-
  
EUR.1 / EUR.MED DOLAŞIM
SERTİFİKALARI,

3-
  
FATURA BEYANLARI,

4-
  
EUR.MED FATURA BEYANLARI,

Durum bu minval üzere olmakla birlikte A.TR Dolaşım
belgeleri ve menşe şahadetnameleri başta olmak üzere tüm menşe ve dolaşım belgelerinin
(ayrım yapılmadan) sonradan kontrol işlemlerinin YGM’lerce yapılabilmesi
gerektiği, araştırma ve inceleme tekniği açısından aralarında herhangi bir
farklılığın bulunmadığı da göz önüne alınacak olması halinde genel müdürlük
nezdinde yapılacak mevzuat düzenlemesiyle söz konusu belgelerin tamamı için
YGM’lerin sonradan kontrol raporu için yetkilendirilmesi yeknesak uygulamaları
ve fırsat eşitliğini tahkim edeceği, mevzuatlar arasındaki farklılığı ortadan
kaldıracağı gibi sektördeki kafa karışıklığını da bertaraf edeceği değerlendirilmektedir.

Haki Demirtaş

Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri

(04.03.2024)

Kaynakça:

1-
   
Gümrük Kanunu- (4458 nolu Kanun) (04.11.1999
tarihli, 23866 sayılı R.G.)

2-
   
Gümrük Yönetmeliği (07.10.2009 t. 27369 s.
R.G.)

3-
   
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği Tebliği
(10.09.2020 t. 31240 s. R.G.)

4-
   
Genelge No: 2016/21 (Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği
Uygulaması)

5-
   
Gümrük Genel Tebliği (Uluslararası
Anlaşmalar) (Seri No: 10) (11.04.2023 t. 32160 s. R.G.)

6-
   
Mülga AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün
2014/1 sayılı Genelgesi (A.TR Dolaşım Belgeleri ve menşe ispat belgelerine
(EUR.1, EUR.MED, FORM A ve INF4) ilişkin yapılacak işlemler)

19Mar, 2025
72 VE 73 ÜNCÜ FASILLARDA YER ALAN BAZI DEMİR ÇELİK ÜRÜNLERİNİN İTHALATINDA EK MALİ YÜKÜMLÜLÜK (EMY) UYGULANMASI HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER

72 VE 73 ÜNCÜ FASILLARDA YER ALAN BAZI DEMİR ÇELİK ÜRÜNLERİNİN İTHALATINDA EK MALİ YÜKÜMLÜLÜK (EMY) UYGULANMASI HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER

72 VE 73 ÜNCÜ FASILLARDA YER ALAN BAZI DEMİR ÇELİK
ÜRÜNLERİNİN İTHALATINDA EK MALİ YÜKÜMLÜLÜK (EMY) UYGULANMASI HAKKINDA
DEĞERLENDİRMELER

 

Bilindiği üzere, 20/09/2018 tarihli Resmi Gazete’de
yayımlanan 2018/7 sayılı Tebliğ ile;

Bazı demir çelik ürünleri ithalatında İthalatta Korunma Önlemleri
Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde 200 gün süreyle geçici korunma önlemi olarak
%25 oranında ek mali yükümlülük uygulanması ve belirlenen ürün grupları
itibarıyla ek mali yükümlülükten muafiyet sağlamak üzere tarife kontenjanı
açılması için Cumhurbaşkanlığına öneride bulunulmuştu.

Konuyla
bağlantılı olarak,
 
02/10/2018 tarihli
Resmi Gazete’de yayımlanan 138 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile;

1-
   
 Karar eki listede gümrük tarife pozisyonu ve tanımı
belirtilen eşyanın ithalatındaki artışların yerli üretimde neden olduğu ciddi
zarar tehdidinin ve oluşabilecek telafisi güç zararların önlenebilmesi amacıyla
200 gün süreyle eşyanın CIF kıymetinin %25i oranında ek mali yükümlülük
şeklinde geçici korunma önlemi uygulanması,

2-
   
Bahse konu ek mali yükümlülüğün gümrük mevzuatının ilgili
hükümlerine göre teminata bağlanması ve soruşturma sonucuna göre geri verilmesi
veya hazineye irat kaydedilmesi,  

3-
   
Karar’ın 2 no.lu ekinde yer alan ülkeler ve gümrük
bölgeleri menşeli olan eşyanın ithalatında muafiyet sağlamak üzere tarife
kontenjanı açılması,

4-
   
Karar’ın yayım tarihini izleyen 15 inci gün yürürlüğe
girmesi,

hususları düzenlenmiştir.

 

Durum bu minval üzereyken söz konusu kararın, Ek Mali Yükümlülük
Perspektifinde Gümrük Birliği, Serbest Ticaret Anlaşması (STA) ve Tarife
Kontenjanı açısından ayrıca değerlendirmeye tabi tutmanın faydalı olacağını
düşünülmektedir.

A-
               
EK MALİ YÜKÜMLÜLÜK:
Bilindiği üzere ek mali yükümlülük:

a.
      
Korunma önlemleri kapsamında ülke
ayırımı yapılmaksızın,

b.
     
Avrupa Birliği ve Türkiye’nin diğer
ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarının; anlaşma hükümleri, ülkeler
ve eşya açısından farklılık arz etmesi sonucunda ülkemiz aleyhine ortaya çıkan
tarife farklılığının giderilmesini sağlamak amacıyla,

c.
      
AB ile Türkiye’nin GTS uygulamalarının
farklığı nedeniyle bazı ülkeler menşeili eşyaların AB ülkeleri üzerinden
ülkemize ithalatı sonucu ülkemiz aleyhine ortaya çıkan tarife farklılığını
gidermek amacıyla,

d.
     
Gümrük Kanunu’nun 55/3 üncü maddesine
istinaden ülkemiz aleyhine ticari yasaklama, kısıtlama koyan ülkelere karşılık
olarak farklı tarifeler uygulamak amacıyla,

e.
      
Belirli bir ürünün, belirli amaçla
kullanılması halinde,

Uygulanabilmektedir.

Bu açıdan makalemize konu
72 ve 73 üncü fasıllarda yer alan bazı
demir çelik ürünlerinin ithalatıyla ilgili karar ve tebliğler irdelendiğinde
EMY açısından ülke ayrımının yapılmadığı; sadece kararın 1 nolu ekini teşkil
eden
Geçici Korunma Önlemi Kapsamındaki eşya
ların ithalatında,
aynı kararın 2 nolu ekinde yer alan ülkeler ve gümrük bölgeleri menşeli
olanlarının ithalatında, ek mali yükümlülükten muafiyet sağlamak üzere tarife
kontenjanı açıldığı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla korunma önlemleri
kapsamında ülke ayrımı yapılmadığından, başta AB olmak üzere ülkemizle yapılan tek
taraflı veya çok taraflı anlaşmalara bakılmaksızın (Karar gereği alınacak
tarife kontenjanları hariç olmak üzere) Ek mali Yükümlülüğün tahsil edileceği
mütalaa edilmektedir.

B-
               
TARİFE KONTENJANI:

 Bir mal veya mal grubunun ithalatında
uygulanmakta olan gümrük vergisi oranlarında, belirli bir miktar veya değer
için indirim yada muafiyet sağlanan değeri ifade etmektedir.
Tarife
kontenjanı taleplerine ilişkin başvurular, Ticaret Bakanlığı (Bakanlık)
internet sitesinde (www.ticaret.gov.tr) yer alan E-İmza Uygulamaları altındaki
“E-imza Uygulamalarına Giriş” bölümünde bulunan “İthalat İşlemleri” kısmında
elektronik imza ile yapılmaktadır.

 

Makalemize konu karara tarife kontenjanı açısından
bakıldığında:

1-
     
Kararın 1 nolu ekinde
Gümrük Tarife Pozisyonu ve tanımı belirtilen eşyanın ithalatında, ek mali
yükümlülükten muafiyet sağlamak üzere, ürün grupları itibariyle karşılarında
gösterilen miktarlarda genel tarife kontenjanı açıldığı,

2-
     
Kararın 1 nolu ekinde
Gümrük Tarife Pozisyonu ve tanımı belirtilen eşyanın; aynı kararın 2 nolu
ekinde yer alan ülkeler ve gümrük bölgeleri menşeli olanlarının ithalatında,
ithal lisansı alınması halinde
 
ek mali
yükümlülük söz konusu olamyacağı,

3-
     
Dahilde İşleme Rejimi
kapsamında yapılan ithalatta ilgili eşya için kullanılabilir genel tarife
kontenjanı bulunması durumunda ek mali yükümlülüğün teminata bağlanmayacağı, bu
kapsamda yapılan ithalat miktarının genel tarife kontenjanı miktarından
düşülmeyeceği,

4-
     
Tarife kontenjanı
miktarının, kararın 2 nolu ekinde yer alan ülkeler ve gümrük bölgeleri menşeli
eşyanın tamamı için toplam 518.803 ton olarak belirlendiği, söz konusu toplam
miktarın her bir ülke veya gümrük bölgesi menşeli eşya için ise 172.934 tonu
geçemeyeceği,

hüküm altına alınmış olmakla birlikte; yayım tarihini takip eden 15. gün
yürürlüğe girecek olan söz konusu kararla ilgili tarife kontenjanının usul ve
esaslarının belirleneceği tebliğ henüz yayımlanmadığından, tarife kontenjanına
başvurunun nasıl ve ne zaman yapılacağı, dağıtım ve tahsis yönteminin nasıl
olacağı sektörün merakla beklediği diğer bir bahis olarak gündemdeki yerini
korumaktadır.

 

Haki
DEMİRTAŞ

Yetkilendirilmiş
Gümrük Müşaviri

 

Kaynakça:

1-
     
İthalatta Korunma Önlemlerine
İlişkin Tebliğ (No: 2018/3) (27.04.2018 t. 30404 s. R.G.)

2-
     
İthalatta Korunma Önlemlerine
İlişkin Tebliğ (No: 2018/7) (20.09.2018 t. 30541 s. R.G.)

3-
     
Demir-Çelik Ürünleri
İthalatında Geçici Korunma Önlemi Uygulanmasına İlişkin Kararın Yürürlüğe
Konulması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 138) (02.10.2018 t. 30553 s. R.G.)

19Mar, 2025
7 SERİ NOLU YETKİLENDİRİLMİŞ GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ (YGM) TEBLİĞİ NELERİ İÇERİYOR

7 SERİ NOLU YETKİLENDİRİLMİŞ GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ (YGM) TEBLİĞİ NELERİ İÇERİYOR

7 SERİ NOLU YETKİLENDİRİLMİŞ GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ (YGM) TEBLİĞİ NELERİ İÇERİYOR 

 
Bilindiği üzere, 07/10/2016 tarihli ve 29850 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği) Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirleri (Seri No: 6) bazı maddeleri Resmi Gazetede 15.12.2016 tarih ve 29919 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7 seri nolu Gümrük Genel Tebliği (Seri No:7) ile değiştirilmiştir. Buna göre: 

1-
 
Bağlı Bulunulan Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü yerine; bakanlık tarafından belirlenecek bölgelerden birisinin çalışma bölgesi olarak seçilmesi kriteri getirilmiş, ancak bakanlık henüz söz konusu bölgelerin neler olduğunu ilan etmemiştir. İlan edilmesi beklenmektedir. Söz konusu ayrımın Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlükleri nezdinde değil; coğrafi bölge ayrımına göre birden fazla Gümrük Ve Ticaret Bölge Müdürlüklerinin birleştirileceği ve birleştirilmiş bölge müdürlüklerinin çalışma bölgesi olarak kabul edileceği,

2-
 
Bu tebliğ yayımlanmadan önce 2 seri nolu tebliğe göre düzenlenen tüm sözleşmelerin 31.12.2016 ya kadar yenilenmesi talimatlandırılmışken; bu tebliğ ile  sadece antrepo sayıları ile süreleri tebliğe uygun olmayan sözleşmelerin yenilenmesi gerektiği,

a.
 
AN6, AN8 ve AN7 tespit işlemlerini yapacak yetkilendirilmiş gümrük müşaviri, iki genel antrepoyu geçmemek üzere toplam dört antrepo için rapor düzenleyebilir.

b.
 
AN6, AN8, AN7 tespit işlemlerine ilişkin olarak yükümlü ile yetkilendirilmiş gümrük müşaviri arasındaki sözleşmenin, en fazla iki yıl süreli olarak yapılması ve bir örneğinin ilgili gümrük müdürlüğüne ibrazı gerekir.

Yani bir YGM’nin iki Genel Antrepoyu Geçmemek üzere toplamda en fazla dört antreposu varsa ve bu antrepolarla yaptığı sözleşmelerin süresi 2 yıldan uzun değilse 2 seri nolu tebliğ kapsamında ihdas edilen sözleşmelerin geçerli olduğu, yenilenmesine gerek olmadığı ifade edilmektedir. Diğer yönden zımni olarak 1.maddedeki çalışma bölgesinin de uygun olması şartı aranacaktır.  

3-
 
Mevcut Tüm Yetki Belgelerinin 31.12.2016 tarihine kadar yenilenmesi gerektiği,

4-
 
Eğitim Durumu ile Yaş sınırına takılan Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirlerinin bir defaya mahsus olmak üzere yetki belgelerinin 31.12.2019 tarihine kadar yenileneceği,

5-
 
31.12.2016 tarihine kadar antrepo sayısı ve sözleşme sürelerini mevzuata uygun hale getirmeyen yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin, şartları sağlayıncaya kadar tespit işlemi yapmasına izin verilmeyeceği,

6-
 
Önceden 31.12.2016 tarihine kadar olan Stajyerlerin sayım tutanaklarını imzalamaları, mühür ve kaşe kullanımlarına dair süreler bu tebliğ ile 31.03.2017 tarihine kadar uzatıldığı, 

7-
 
Önceden 31.12.2016 tarihine kadar olan aşağıdaki hususların; bu tebliğ ile 31.03.2017 tarihine kadar uyumlu hale getirilmesi gerektiği,

a.
 
Ortakların Tamamının Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri olması

b.
 
Hisse Oranlarının en az % 20 olması

Hüküm altına alınmıştır.

DEĞİŞİKLİK CETVELİ:

 

DEĞİŞİKLİKTEN
SONRAKİ HALİ

DEĞİŞİKLİKTEN
ÖNCEKİ HALİ

MADDE
1 –
 
7/10/2016 tarihli ve 29850
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (Yetkilendirilmiş
Gümrük Müşavirliği) (Seri No: 6)’nin 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (k)
bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“k)
Bakanlık tarafından belirlenecek bölgelerden birisini genel ve özel antrepo
tespit işlemleri için çalışma bölgesi olarak seçmek ve bu bölge dışındaki
gümrük idarelerinin denetimi altındaki antrepolarla tespit sözleşmesi
yapmamak.”

k)
Bağlı bulunulan Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü dışındaki gümrük
idarelerinin denetimi altındaki antrepolarla tespit sözleşmesi yapmamak.

MADDE
2 –
 
Aynı Tebliğin geçici 1 inci
maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


GEÇİCİ MADDE 1 –
 
(1) Gümrük Genel Tebliği
(Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği) (Seri No: 2) çerçevesinde düzenlenmiş
ancak bu Tebliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c)
bentlerinde yer alan antrepo sayısı ve sözleşme süresine ilişkin şartları
taşımayan sözleşmeler 31/12/2016 tarihine kadar geçerlidir. Bu tarihten sonra
antrepo sayısı ve sözleşme sürelerini mevzuata uygun hale getirmeyen
yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin, şartları sağlayıncaya kadar tespit
işlemi yapmasına izin verilmez.

(2) Bu
maddenin yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş yetki belgeleri 31/12/2016
tarihine kadar yenilenir. Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce yetki
belgesine sahip olup, bu Tebliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında
belirtilen niteliklerden mezuniyet ve yaş şartını taşımayan yetkilendirilmiş
gümrük müşavirlerinin yetki belgeleri 31/12/2019 tarihine kadar geçerlidir.
Bu tarihe kadar yapılacak yetki belgesi değişikliği ve yenileme talepleri
Bakanlık tarafından karşılanır.

(3) Bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleştirilen iş akitleri,
31/3/2017 tarihine kadar 20 nci maddenin ikinci fıkrası hükümlerine uygun
hale getirilir.

(4) Bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulmuş bulunan yetkilendirilmiş
gümrük müşavirliği şirketleri ortaklık yapısı, 31/3/2017 tarihine kadar 5
inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına uygun hale getirilir.”

 

GEÇİCİ MADDE 1 –
(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce
düzenlenmiş sözleşmeler, Gümrük Genel Tebliği (Yetkilendirilmiş Gümrük
Müşavirliği) (Seri No:2) kapsamında 31/12/2016 tarihine kadar geçerlidir.

(2) Gümrük Genel
Tebliği (Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği) (Seri No:2) çerçevesinde
verilen yetki belgeleri 31/12/2016 tarihine kadar geçerlidir. Bu tarihe kadar
yenileme başvurusunda bulunulmaması durumunda mevcut belgeler hükümsüz
sayılır ve ayrıca sistem üzerinden iptal edilir. Yenileme başvurularının
değerlendirilmesi aşamasında başvuru sahiplerinin 5 inci maddede yer alan
koşulları taşıyıp taşımadıkları kontrol edilir.

(3) Bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleştirilen iş akitleri, 31/12/2016
tarihine kadar 20 nci maddenin birinci fıkrası hükümlerine uygun hale
getirilir.

(4) Bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulmuş bulunan yetkilendirilmiş gümrük
müşavirliği şirketleri ortaklık yapısı, 31/12/2016 tarihine kadar 5 inci
maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına uygun hale getirilir.

MADDE
3 –
 
Aynı Tebliğin Ek-1’ başvuru
formu değiştirilmiştir.

Ek-1

http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/12/20161215.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/12/20161215.htm

Ek-1

http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/10/20161007.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/10/20161007.htm

MADDE 4 –
 
Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe
girer.

MADDE 5 –
 
Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve
Ticaret Bakanı yürütür.

19Mar, 2025
Dahilde İşleme Rejiminde İndirimli Teminat Uygulamaları Haki DEMİRTAŞ (Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri)

Dahilde İşleme Rejiminde İndirimli Teminat Uygulamaları
Haki DEMİRTAŞ (Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri)

Bilindiği üzere 15/8/2017 tarihinden itibaren; A ve B sınıfı Onaylanmış Kişi Statü Belgeleri kaldırılmış ve söz konusu belgeler sınıf ayrımı olmaksızın tek tip belge şeklinde düzenlenmeye başlanmıştır. Buna mukabil 2016/12 Sayılı Dahilde İşleme Rejim (DIR)Tebliğinin “İndirimli Teminat Uygulaması başlıklı” 9. Maddesinde: “a) Yetkilendirilmiş yükümlü sertifikası veya A sınıfı onaylanmış kişi statü belgesi sahibi firmaların dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamında yapacakları ithalatta, bu ithalattan doğan verginin %1’inin, b) B sınıfı onaylanmış kişi statü belgesi sahibi firmaların belge/izin kapsamında yapacakları ithalatta, bu ithalattan doğan verginin %5’inin, c) C sınıfı onaylanmış kişi statü belgesi sahibi firmaların belge/izin kapsamında yapacakları ithalatta, bu ithalattan doğan verginin %10’unun, teminat olarak yatırılması kaydıyla, gümrük idaresince ithalatın gerçekleştirilmesine izin verilir.” hükmünün sınıf farkı varmış gibi devam ediyor olması kafa karışıklığına neden olduğu malumdur. Bu yönde bırakınız dış ticaret firmalarını; ilgili mevzuatın uygulanmasında danışmanlık yapan meslektaşlarımızdan dahi sorular gelmesi kafa karışıklığının boyutunu göstermesi bakımından dikkate şayandır.

Şartlı muafiyet sistemi kapsamında yapılacak ithalattan doğan verginin peşinen garanti altına alınması bakımından, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde teminat alındığı bilinmektedir. Bununla birlikte aşağıda sayılan koşulların sağlanması halinde indirimli teminat uygulamasından faydalanılması mevzuat dahilindedir. Buna göre:

1-
 
Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikasına (YYS) sahip firmalar, doğan verginin %1’inin,

2-
 
Onaylanmış Kişi statü Belgesi (OKSB) Sahibi İmalatçı firmalar,

a.
 
Belge/izin müracaat tarihinden önceki iki takvim yılı içerisinde herhangi bir yıl asgari 25 (yirmibeş) milyon ABD Doları tutarında ihracat yapan imalatçı firmalar, doğan verginin %1’inin, 

b.
 
Belge/izin müracaat tarihinden önceki iki takvim yılı içerisinde herhangi bir yıl 5 (beş) milyon ABD Doları tutarı (bu tutar dahil) ile 25 (yirmibeş) milyon ABD Doları tutarı arasında ihracat yapan imalatçı firmalar, doğan verginin %5’inin, 

c.
 
İhracat performansına ve imalatçı olup olmamasına bakılmaksızın Onaylanmış kişi statü belgesi sahibi firmaların dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamında yapacakları ithalatta, bu ithalattan doğan verginin %10’unun

3-
 
Dış Ticaret Sermaye Şirketleri (DTSŞ) ile Sektörel Dış Ticaret Şirketleri (SDTŞ), belge/izin müracaat tarihinden önceki takvim yılı içerisinde gerçekleştirdikleri ihracat kadar dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamında yapacakları ithalatta, bu ithalattan doğan verginin %10’unun,

4-
 
İmalatçı-ihracatçıların firmalar, belge/izin müracaat tarihinden önceki dört yıl içerisinde düzenlenmiş, ihracat taahhüdü kapatılmış, dahilde işleme izin belgeleri ve 2005/8391 sayılı kararın yayımı tarihinden sonra düzenlenen dahilde işleme izinleri kapsamında sanayi ürünleri için toplam 1 (bir) Milyon ABD Dolarından, tarım ve işlenmiş tarım ürünleri için toplam 500 (beşyüz) Bin ABD Dolarından az olmamak kaydıyla gerçekleştirdikleri ihracat kadar dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamında yapacakları ithalatta, bu ithalattan doğan verginin %10’unun,

5-
 
Diğer İhracatçı Firmalar, son üç takvim yılı itibarıyla ihracatı her bir yıl için 5 (beş) Milyon ABD Dolarını geçen veya son beş takvim yılı itibarıyla ihracatı her bir yıl için 1 (bir) Milyon ABD Dolarını geçen ihracatçıların, belge/izin müracaat tarihinden önce dört yıl içerisinde düzenlenmiş, ihracat taahhüdü kapatılmış, dahilde işleme izin belgeleri ve 2005/8391 sayılı kararın yayımı tarihinden sonra düzenlenen dahilde işleme izinleri kapsamında sanayi ürünleri için toplam 1 (bir) Milyon ABD Dolarından, tarım ve işlenmiş tarım ürünleri için toplam 500 (beşyüz) Bin ABD Dolarından az olmamak kaydıyla gerçekleştirdikleri ihracat kadar dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamında yapacakları ithalatta, bu ithalattan doğan verginin %10’unun, 

Teminat olarak yatırılması kaydıyla, gümrük idaresince ithalatın gerçekleştirilmesine izin verilir. Yukarıda kategorize ettiğimiz hususları bir tabloda özetlemek gerekirse:

FİRMA STATÜSÜ

İHRACAT PERFORMANSI

TEMİNAT ORANI

YYS

İhracat Performansına bakılmaksızın

%1

OKSB

Asgari 25 Milyon USD
(+imalatçı olma koşulu)

%1

5-25 Milyon USD
(+imalatçı olma koşulu)

%5

İhracat Performansına bakılmaksızın

%10

DTSŞ & SDTŞ

Gerçekleştirilen İhracat Kadar, İthalat İçin

%10

İmalatçı-İhracatçı

(Belge/izin müracaat tarihinden
önceki dört yıl içerisinde düzenlenmiş, ihracat taahhüdü kapatılmış, Belge
sahibi İmalatçı-İhracatçılar)

1 (bir) Milyon ABD Dolarından, tarım ve işlenmiş
tarım ürünleri için toplam 500 (beşyüz) Bin ABD Dolarından az olmamak
kaydıyla gerçekleştirdikleri ihracat kadar, ithalat için

%10

Diğer İhracatçılar

(Son üç takvim yılı itibarıyla ihracatı her bir yıl için 5 (beş)
Milyon ABD Dolarını geçen veya son beş takvim yılı itibarıyla ihracatı her
bir yıl için 1 (bir) Milyon ABD Dolarını geçen ihracatçılar)

1 (bir) Milyon ABD Dolarından, tarım ve işlenmiş
tarım ürünleri için toplam 500 (beşyüz) Bin ABD Dolarından az olmamak
kaydıyla gerçekleştirdikleri ihracat kadar, ithalat için

%10

Ayrıca indirimli teminatla ilgili olarak;

1-
 
İndirimli teminat uygulamasının hesaplanmasına ilişkin usul ve esasların tebliğ ile belirleneceği,

2-
 
İndirimli teminat uygulanmasından doğabilecek amme alacağı (yurt içi teslimleri yapan kamu kurum ve kuruluşlarının alacakları dahil) ilgili firmalardan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde tahsil edileceği,

3-
 
Şartlı muafiyet sistemi kapsamında yapılan ithalatta uygulanan teminat oranı Bakanlıkça (İhracat Genel Müdürlüğü), bu ithalattan doğan vergi tutarının 2 (iki) katına kadar artırılabileceği,

4-
 
Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında işlem görmüş ürünün ihracının belgelenmesini müteakip bu ürünün elde edilmesinde kullanılan eşyaya ilişkin verginin %10’unun teminat olarak yatırılması kaydıyla, ithalatın gerçekleştirilmesine gümrük idaresince izin verileceği,

5-
 
Dahilde İşleme Rejiminde Sağlanan Hakların Kötüye Kullanımının tespiti halinde belirlenen süreler dahilinde indirimli teminat kullanımına izin verilmeyeceği,

6-
 
Geçici veya katı anti-damping vergisi veya sübvansiyon vergisine tabi eşyanın ithalatında, belgenin özel şartlar bölümünde konuya ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın indirimli teminat uygulanmayacağı,

7-
 
Yurt dışından tamir amaçlı ülkemize gelen halı cinsi eşya ile ilgili yükümlünün güvenilirliğinin ve geçmiş performansına bağlı olarak %10 indirimli teminat uygulamasından faydalanabileceği,

8-
 
BİLGE (Bilgisayarlı Gümrük Etkinlikleri) Sistemine dahil olmayan gümrük idarelerinden yapılacak ithalatta indirimli teminat uygulanmayacağı,

9-
 
İndirimli teminat uygulaması çerçevesinde düzenlenen dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamında yapılan ithalat için kısmi teminat iadesinin yapılmayacağı,

10-
 
Dâhilde işleme rejimi kapsamında indirimli teminat uygulamasından yararlanmak için ibraz edilmiş teminat mektupları ise, Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenecek indirimli teminat tutarını karşılamaları ve Gümrük Yönetmeliğinin ek-77/B’de yer alan örneğe uygun görülmeleri durumunda kabul edileceği,

11-
 
Götürü teminat sisteminden yararlanmak için verilecek teminat tutarı bir önceki yılda gümrük işlemleri nedeniyle teminat konusu olan toplam değerin %10’unu teşkil ettiği,

gibi hususların da göz önünde bulundurulmasının faydalı olacağı kanısındayız:

Konuya özgülemeye gayret ettiğimiz bir fıkra ile makalemizi hitama erdirelim:

Temel’e sormuşlar: 

Temel, birinin kafasını karıştırmak için ne dersin? 

Temel “İndirimli Teminat Oranı” demiş. Soran kişi merak etmiş: Ya niye İndirimli Teminat Oranı dedin durduk yere?

Temel açıklamış: Bak gördün mü kafan nasıl karıştı…

19Mar, 2025
Dahilde İşleme Rejiminde “Belgeden Belgeye Satış” Sorunsalı

Dahilde İşleme Rejiminde “Belgeden Belgeye Satış” Sorunsalı

Dahilde İşleme Rejiminde “Belgeden Belgeye Satış” Sorunsalı 

I.
 
Giriş

Ülkemizin gümrük birliğine katılım süreciyle birlikte, teknik mevzuatın uyumlaştırılması çalışmaları kapsamında tanıdığımız Dahilde İşleme Rejimi (DİR), 80’li yıllardan gümrük birliğine girinceye kadar olan zaman zarfında kullandığımız “İhracatı Teşvik” mevzuatının yerine “ikame” edilmiştir.    

Dahilde İşleme Rejimi (DİR) en yalın ifadesiyle; ihracatı teşvik etmek, rekabet gücünü artırmak, dünya piyasa fiyatlarından hammadde temin etmek, Pazar çeşitliliği oluşturmak gibi ülke ekonomisine pozitif katkılar sağlamak amacıyla uygulanan tedbirler bütünüdür. DİR kapsamındaki vergisel avantajlar başta olmak üzere tüm avantajlar eşyanın ihraç edilmesine bağlıdır. Söz konusu rejim, vergileri teminata bağlanmak (Şartlı Muafiyet Sistemi) veya daha sonra iade edilmek (Geri Ödeme Sistemi) suretiyle ithali gümrük vergisine tabi girdilere gümrük muafiyeti getiren aynı zamanda iki belge arasında yurtiçinde yapılacak ticarete de olanak sağlayan bir rejim olarak mevzuatımızın serlevhalarından birini teşkil etmektedir. Yazımızda Belgeden belgeye satış uygulaması ile uygulamada karşılaşılan sorunlara dikkat çekmeye gayret edeceğiz. 

Anahtar Kelimeler & Kısaltmalar:

Dahilde İşleme Rejimi (DIR), Belge, Belge Belgeden Belgeye Satış, Telafi Edici Vergi (TEV), Bakanlık (Ticaret Bakanlığı), Gümrük Kanunu (GK), Gümrük Yönetmeliği GY, Gümrüklenmiş Değer,

II.
 
Belgeden Belgeye Satış

Dahilde işleme izin belgesi kapsamında ihracı taahhüt edilen işlem görmüş ürünün elde edilmesinde kullanılan girdiler yurtdışından ithal edilebileceği gibi, mevzuatın tanıdığı esneklik sayesinde yurt içinden de temin edilebilmektedir. Belgeden belgeye satış uygulamasını bir örnekle açıklamanın faydalı olacağını düşünüyoruz. Şöyle ki; 

A-Firması (bundan böyle 1.Belge sahibi olarak anılacaktır), 1512.11.91.00.00 GTİP’li Ham Ayçiçek Yağı İthal edip; 1512.19.90.00.11 GTİP’li Rafine Ayçiçek Yağı ihraç ettiğini,

B-Firmasının (Bundan böyle 2.Belge Sahibi olarak anılacaktır) ise, 1512.19.90.00.11 GTİP’li Rafine Ayçiçek Yağı ithal edip; 1516.20.95.00.14  GTİP’li Hidrojenize  Ayçiçek Yağı ihraç ettiğini,

tasavvur edelim.

Belgeden belgeye çalışabilmek için (A) firması ile (B) firmasının Dahilde İşleme İzin belgesine sahip olması; her iki belge arasında GTİP başta olmak üzere doğrusal bir ilişkinin söz konusu olması; belgelerdeki listeler bakımından (A) firmasının ihracat listesinde yer alan ürünün (B) firmasının ithalat listesinde yer alması gerekmektedir. (B) firması üreteceği nihai ürün girdisi olan Rafine Ayçiçek Yağını yurt dışından alabileceği gibi; yurt içinde üretimi olan (A) firmasından da temin edebilir.   (A) firmasının nihai ürünü; (B) firmasının üretim girdisidir. Diğer bir tabirle yurt içinde yapılan söz konusu satış işlemi (A) firmasının ihracatı; (B) firmasının ise ithalatı olarak mütalaa edilmektedir.     

  

III.
 
Belgeden Belgeye Yapılan Satışlarda Dikkat Edilmesi Gereken Belli Başlı Hususlar;

Söz konusu satış işlemi gerçekleştirilirken alıcı ve satıcı firmanın dikkat etmesi gereken belli başlı hususların olduğu bilinmelidir. Dikkat edilmesinin faydalı olacağını düşündüğümüz hususlara ilişkin maddeler, uygulamayı bizzat kullanan firmalardan tarafımıza yansıyan geri bildirimler başta olmak üzere bu konuda yazılan muhtelif yazılar ile mevzuata akseden konuların derlenmesiyle oluştuğu; saydığımız maddelere başka maddelerin de ilave edilebileceği bilinmelidir.

a-
 
Her şeyden önce her iki firmanın hukuk departmanlarının onayından geçen bir sözleşmenin ihdas edilmesi ve sözleşmede tüm detayların netliğe kavuşturulması, mevzuatta olmasa bile sorumluluk devrinin özel hukuk gereği sözleşme ile tahkim edilmesi,

b-
 
Her iki belge sürelerinin birbirinin içine geçecek şekilde düzenlenmiş olduğunun kontrol edilmesi (kapama sürecinin yönetilebilirliği açısından); 

c-
 
Satışa konu faturanın her iki belgenin bilgilerini içeriyor olması, 

d-
 
Fatura tarihi, her iki firmanın belge süreleri içerisindeki bir tarihi içermesi,

e-
 
Fatura üzerine, satışın KDV’li mi yoksa KDV’siz mi yapıldığı; KDV Kanununun ilgili maddesine de atıf yapılmak suretiyle derç edilmesi (Tecil-terkin veya KDV iadesiyle ilgili hususların göz önünde bulundurulması), 

f-
 
Özellikle Belgeler arasında GTİP, ölçü birimi ve eşya tanımı konusunda illiyet bağı kurulabilecek evsafta uyum olması,

g-
 
Mümkünse her iki belgenin de bir arada takibinin yapılması,

h-
 
DİİB kapama işlemlerinin, ilgili firmalar tarafından ayrı ayrı olmak üzere, mevzuatın öngördüğü süreler dahilinde yapılması,

i-
 
Bölge müdürlüklerinin farklı olması halinde, kapatma dosyaları tahtında müdürlükler arasında veri ve bilgi akışının bulunması,

j-
 
Eşyanın fiziki tesliminde miktar ve/veya ölçü birimi belirlenirken hangi firmanın verilerinin esas alınacağının önceden belirlenmesi,

k-
 
(B) firmasının belgesi kapanmadan (A) firmasının belgesinin kapatılamayacağı; tüm hukuki sorumluluğun (A) firmasında olduğu bilinciyle hareket edilmesi,

l-
 
Telafi Edici Vergi (TEV) ödemesi ve eksik ihracattan dolayı mali ve hukuki sorumluluğun eşya teslim eden (A) firmasına ait olduğundan, eşya teslim edilen (B) firmasının sözleşme, taahhütname vb. gibi enstrümanlarla kontrol altında tutulup, sürecin takip edilmesi,

yaşanması muhtemel ihtilafları bertaraf etmesi bakımından faydalı olacağı mütalaa edilmektedir.

IV.
 
Belgeden Belgeye Yapılan Satışlarda Karşılaşılan Sorunlar

Konuyla ilgili geri bildirimler ve bu alanda yapılan çalışmalara bakıldığında karşılaşılan en önemli sorunun, eşyanın yurt içinde teslimi yapıldıktan sonra; teslim edilen firmanın takip edilememesi veya takip edilse bile satışa konu eşya üzerinde yaptığı veya yapmadığı iş ve işlemlere müdahale etme yetkisinin olmaması münasebetiyle mülkiyet devri gerçekleştiği halde sorumluluğun mevzuat gereği devredilememesi hususu oluşturmaktadır. Başka bir ifadeyle birinci belge sahibi olan (A) firması tüm taahhütlerini tekemmül ettirmiş olsa bile; 2. belge sahibi olan (B) firması taahhütlerini tamamlamadan; belgesini kapatamıyor olmasıdır. Söz konusu sorun çözüldüğünde diğer tüm sorunların büyük ölçüde kendiliğinden çözüme kavuşacağı kanaatindeyiz. 

Daha tali pozisyonda olsa da belgeden belgeye yapılan satışlarda karşılaşılan diğer bir sorun ise belgeler arasındaki bilgilerin birbiri ile çelişmesi veya eksik bilgi bulunması hasebiyle kapama aşamasında yapılan ticaret ile belgeler arasında illiyet bağının kurulamaması sorunudur. Kapama işlemlerinde sorun yaşanmaması bakımından III. Bölümde anlatmaya gayret ettiğimiz hususlara dikkat edilmesinin yaşanması muhtemel sorunları minimize edeceği değerlendirilmektedir.

Sıklıkla karşılaşılan bir diğer sorun ise Telefi Edici Vergi (TEV) meselesidir. Yukarıdaki örnekten hareketle izah etmeye çalıştığımızda: (A) firmasının belge kapsamında üçüncü ülkeden vergileri teminata bağlanmak suretiyle ithal edilen eşyayı işlem görmüş ürüne dönüştürdükten sonra yurt içinde (B) firmasına teslim etmesi ve (B) firmasının da yurt içinde belge kapsamında teslim aldığı eşyayı, kendi belgesinde ihracı taahhüt edilen işlem görmüş ürün haline getirdikten sonra A.TR dolaşım belgesi eşliğinde AT üyesi bir ülkeye veya menşe ispat belgesi eşliğinde AT üyesi bir ülkeye veya STA imzalanan bir ülkeye veya PAMK’a taraf bir ülkeye ya da PAAMK Sistemi’ne dahil olan bir ülkeye ihraç etmesi halinde, bu ülkelere ihraç edilen eşyanın bünyesinde kullanılan üçüncü ülke menşeli eşyaya ilişkin doğan TEV’den ilk ithalatı gerçekleştiren (A) firmasının sorumlu olması ciddiye alınması gereken bir sorun olarak durmaktadır. (B) firmasının yaptığı ihracatın sorumluluğu yurt içi satış esnasında çerçevesi belirlenmek suretiyle (A) firmasında bırakılmaması; ilk ithalat esnasında yüklenilen teminatın bir şekilde yurt içi satışla birlikte eşyayı teslim alan firmaya söz konusu sorumluluğun da devredilmesinin daha uygun olacağı düşünülmektedir. 

Belgeden belgeye yapılan satışlara konu faturaların manuel olarak sisteme girilmesi esnasında insani hatalar söz konusu olabilmektedir. Söz konusu hataları en aza indirmek bakımından ihracatta kullanılan e-faturaların gümrük sistemine girilmesi örneğinde olduğu gibi; Dahilde İşleme Rejiminde de manuel girilen faturaların “xml” formatında sisteme aktarılmasının sağlanması faydalı olacağı mütalaa edilmektedir.    

V.
 
Sonuç Ve Değerlendirme,

Dahilde İşleme Rejiminin ziyadesiyle fazla avantajlar sağlıyor olması bir tarafa mevzuatımızdaki en ağır yaptırımları (Kaçakçılık – Gümrüklenmiş Değerin iki katı) bünyesinde barındırması, rejimin konusunda uzman kişiler vasıtasıyla uygulanmasının yanı sıra belgeyi veren kuruluşun rehberliğinde iş ve işlemlerin yürütülmesi ziyadesiyle faydalı olacağı mülahaza edilmektedir.

Belgeden belgeye yapılan satışların, sorumluluk çerçevesinin hakkaniyetli olmaması, birinci belge sahibi mevzuatın öngördüğü diğer tüm iş ve işlemleri yerine getirse bile; eşyayı teslim ettiği ikinci belge sahibi firmanın belgesini kapatmadan kendi belgesinin kapatılamıyor olması, takipsizlik ve eksiklikler nedeniyle yıllarca gümrüklerde bekleyen çözümsüz teminat mektuplarının varlığı gibi olumsuz tecrübeler düşünüldüğünde firmaların söz konusu belgeden belgeye satışlarla getirilen ticaret nimetlerinden yeterince faydalanamadığı gibi; iç ticaretin canlanmasına ciddi ivme kazandıracak, bant aralığını genişletecek bir enstrümanın lâyıkı veçhiyle kullanılamaması sonucunu doğurduğu kuşkusuzdur. 

Söz konusu ivmeyi tersine çevirmek ve bu sistemin nimetlerinden azami fayda sağlamak bakımından Gümrük Yönetmeliğinin “Antrepolardaki eşyanın başkasına devri” başlıklı 333/3. maddesinde hüküm altına alınan “Eşyanın devriyle birlikte gümrük vergileri ile para cezaları da dâhil eşya ile ilgili hukuki sorumluluklar devralana geçer” cümlesindeki mantığın; mevzuat düzenlemeleriyle Belgeden belgeye yapılan satışlara da teşmil edilmesi faydalı olacaktır. Böylelikle eşyanın mülkiyetiyle birlikte maddi ve hukuki sorumluluğunun da devredilmesi sistemin önündeki tıkanıklığı açacağı gibi eskisiyle kıyaslanamayacak nispette hakkaniyetli bir ticaret mecrası oluşturulmuş olacaktır. 

Ezcümle, davul birinin boynunda, tokmak bir başkasının elinde olmamalıdır…

Haki Demirtaş

Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri

Kaynakça:

1-
 
Gümrük Kanunu- (4458 nolu Kanun) (04.11.1999 tarihli, 23866 sayılı R.G.)

2-
 
Dahilde İşleme Rejimi Kararı – 2005/8391 (27.01.2005 t. 25709 s. R.G.)

3-
 
Gümrük Yönetmeliği (07.10.2009 t. 27369 s. R.G.)

4-
 
Dahilde İşleme Rejimi Tebliği (İhracat: 2006/12) (20.12.2006 t. 26382 s. R.G.)

5-
 
İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğ (İhracat: 2005/2) (27.01.2005 t. 25709 s. R.G.)

19Mar, 2025
“DAHİLDE İŞLEME REJİMİ-ŞARTLI MUAFİYET SİSTEMİ- KAPSAMINDA YAPILAN EKSİK KIYMET BEYANI” MESELESİNE FARKLI BİR BAKIŞ

“DAHİLDE İŞLEME REJİMİ-ŞARTLI MUAFİYET SİSTEMİ- KAPSAMINDA YAPILAN EKSİK KIYMET BEYANI” MESELESİNE FARKLI BİR BAKIŞ

Bilindiği
üzere Dahilde İşleme Rejimi,
ithal hammaddelerle
ihracat yapan imalatçıyı, ithalde ödenen vergi yükünden kurtarmak ve bu sayede
rekabet gücünü artırmak gayesiyle uygulanan ihracat teşvikidir. Rejimin ana
gayesi ihracatı artırmaktır. Dolayısıyla ihracatı teşvik etme politikasının en
önemli argümanıdır. Dahilde İşleme İzin belgelerinin, Avrupa mevzuatı uyum
sürecinden önce (1995 yılından önce) “İhracat Teşvik Belgesi” ismiyle anılmasının
nedeni de budur. Dahilde İşleme Rejimi, milli ekonomiye ciddi katma değer
sağlaması bakımından, Ekonomik Etkili Gümrük Rejimlerinden biri; hatta en
önemlisidir.

            Bu rejimden
4 farklı sistem
vasıtasıyla yararlanılabilir:

1- Şartlı
muafiyet sistemi                                                                  :
D
ahilde
işleme izin belgesi kapsamında ihracı taahhüt edilen işlem görmüş ürünün elde
edilmesinde kullanılan ve serbest dolaşımda bulunmayan hammadde, yardımcı
madde, yarı mamul, mamul ile değişmemiş eşya, ambalaj ve işletme malzemesinin,
Türkiye Gümrük Bölgesinde (serbest bölgeler hariç) yerleşik firmalarca, ticaret
politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, vergisi teminata bağlanmak suretiyle
bedelli ve/veya bedelsiz ithal edilmesi ve ihracat taahhüdünün gerçekleşmesini
müteakip, alınan teminatın iade edilmesiyle tekemmül eden sistemdir.

2-Geri ödeme sistemi                                                                        :
D
ahilde
işleme izin belgesi kapsamında serbest dolaşıma giren hammadde, yardımcı madde,
yarı mamul, mamul ile değişmemiş eşya, ambalaj ve işletme malzemesinden elde
edilen işlem görmüş ürünün ihracı halinde, ithalat esnasında alınan verginin
geri ödendiği sistemdir.

3-Eşdeğer
eşya kullanımı sistemi                                                      :
İşlem
görmüş ürünlerin imalinde ithal eşyasının yerine kullanılan ve ithal eşyası ile
sekiz-oniki’li bazda Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu aynı olan ve ticari
kalite ve teknik özellikleri itibariyle aynı kalite ve nitelikleri taşıyan
serbest dolaşımda bulunan eşyanın kullanıldığı sistemdir.

4-İhracat sayılan satış ve teslimlerle ilgili askıya
alma sistemi          :
Dahilde
İşleme İzin Belgesi kapsamında ihracı taahhüt edilen işlem görmüş ürünün elde
edilmesinde kullanılan girdiler, ithal edilebileceği gibi yurt içinden de temin
edilebilir. Yurt içinden temin edilip, ihracat taahhüdüne sayılan satış ve
teslimler bu sistemin özünü oluşturmaktadır. 

Bu sistemleri kısaca tanımladıktan sonra, Şartlı Muafiyet
Sistemi, kapsamında çeşitli sebeplerle yapılan eksik kıymet beyanları meselesine
farklı bir pencere açmak isteriz. Bilindiği üzere, şartlı muafiyet sisteminde
ihracı taahhüt edilen ürünlerin imalinde veya üretiminde kullanılan ithal
girdilerin, ithalat aşamasında vergi ve resimleri kati olarak tahsil
edilmemekte, söz konusu vergi ve resimler teminata bağlanmaktadır. D
iğer bir ifadeyle,  taahhüt
hesabının, aranılan koşullarla kapatılmasının ardından, alınmış olan teminatlar,
ilgilisine iade edilmektedir. Dahilde İşleme Rejimi, tahakkuk ettirilen vergi
ve resimlerin teminata bağlanması suretiyle tahsilatın ertelenmesini; ihracatın
gerçekleştirilmesini müteakip de teminatın iadesini öngören nevi şahsına
münhasır bir rejimdir. İthalat aşamasındaki tahakkuk, rejim şartlarının ihlali
halinde kamu alacağını garanti altına almak için yapılmaktadır.

5911 sayılı Kanunla değiştirilmiş, 4458 sayılı Gümrük Kanunun
234. Maddesinin1-b fıkrası aynen

Kıymeti üzerinden
ithalat vergilerine tabi eşyanın beyan edilen kıymeti,
23 ila 31
inci maddelerde yer
alan hükümler çerçevesinde belirlenen kıymete göre noksan bulunduğu takdirde,
bu noksanlığa ait ithalat vergilerinden başka vergi farkının üç katı para
cezası alınır”
Yine aynı maddenin
2.fıkrası

Dâhilde işleme rejimi
, gümrük kontrolü altında işleme rejimi
ve tam muafiyetli geçici ithalat rejimi hükümlerine tabi eşyaya ilişkin olarak
yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda;
birinci fıkrada belirtilen farklılıkların tespiti durumunda aynı fıkrada
öngörülen cezaların yarısı kadar para cezası alınır.”
 
hükmüne amirdir.

Durum bu minval üzereyken, 07.07.2009 tarih ve 27281 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “
Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun”(5911 sayılı)’un taslak çalışmalarında, gerek bireysel;
gerekse meslek örgütümüzce gündeme getirilen bu meyandaki hususlar maalesef
dikkate değer bulunmamış olacak ki, yeni kanun münderecatına alınmamıştı.
İthal edilen ve vergileri girişte tahakkuk ettirilerek teminata bağlanan
eşyanın, anılan rejimin şartlarına aykırı olarak kullanıldığına dair herhangi
bir tespit bulunmadığı sürece, vergi kaybından söz edilemeyeceğinden, bu sistem
muvacehesince 4458 Sayılı Gümrük Kanunun 234. Maddesinde ön görülen cezanın
uygulanmayarak; rejime ilişkin hükümlerin ihlal edilmesi söz konusu olduğunda aynı
Kanunun 238.maddesinde belirtilen ve Dahilde İşleme Rejiminin ruhuna uygun olan
cezai yaptırımın uygulanması gerektiği şiddetle savunulmuş; kanunun bu haliyle
yasalaşması halinde
ciddi
mağduriyetlerin yaşanacağı ön görülmüştü. Geldiğimiz noktada bu mağduriyetlerin
ziyadesiyle fazla olduğu, teftişle görevli yetkililerin raporlarında açıkça
görülmektedir.
 

Nevi şahsına münhasır bir rejim olan Dahilde İşleme Rejiminin
cezai yaptırımının hangi durumlarda gerçekleşeceği, gerek 4458 sayılı Gümrük
Kanununun 238. Maddesinde gerekse; 2006/12 sayılı Dahilde İşleme Rejim Tebliğinin
45.maddesinde çok açık ve net bir şekilde ortaya konulmuştur. Ortaya konulan
açık hüküm,
Rejime ilişkin hükümlerin
ihlali
 
meselesidir. Diğer bir ifadeyle, Dahilde İşleme Rejimine
ilişkin hükümlerin ihlal edilmediği sürece, devletin vergi kaybından söz
edilemeyeceğinden, cezalandırmanın da olmaması gerektiği izahtan varestedir.

Yukarıda anlatmaya çalıştığımız hususları, bir örnekle
somutlaştırdığımızda, ne demek istediğimiz sanırım daha rahat anlaşılacaktır:

A
firması CFR taşıma şekliyle Antrepo Rejimi Kapsamında Palm Yağı getiriyor. Bu
yağı daha sonra Şartlı Muafiyet Sistemi çerçevesinde, Dahilde İşleme Rejimi
kapsamında sehven CİF olarak beyan ediyor. Yani Gümrük Kıymeti hesaplanırken
sigorta hesaba katılmadan vergiler tahakkuk ettiriliyor. Eksik tahakkuk
ettirilen vergiler teminata bağlanarak ithalat işlemi gerçekleşiyor. Takip eden
süreçte Palm Yağı işlenerek margarin haline getirilip, ihracat işlemi
gerçekleşiyor. Dolayısıyla Dahilde İşleme Rejimine İlişkin hükümler tekemmül
ettiriliyor. Ancak bu aşamada söz konusu A- firmasının beyannamesi Sonradan
kontrole tabi tutulup, inceleniyor ve söz konusu eksiklik ortaya çıkartılıyor.
Eksik kıymet beyanı söz konusu olduğu için haliyle 4458 Sayılı Gümrük kanunun 234.maddesinin
2. Fıkrası gereğince cezai yaptırım uygulanıyor. Buraya kadar her şey normal
görünmekle birlikte eşyanın ithal amacına uygun olarak ihraç edildiği ve
Dahilde İşleme Rejimi hükümlerinin yerine getirildiği göz önünde
bulundurulduğunda ithal aşamasında eksik beyan edilen sigorta bedelinin eksik
beyan edilmesi devletin vergi kaybına yol açmadığı gibi, tersi senaryoda
sigortanın bin kat fazla beyan edilmesi de devletin vergi sistemine bir katkı
sağlamayacaktır. Sistemin devlete katkısı, ithal edilen hammaddelerin, nihai
ürün bünyesinde girdi olarak kullanıldıktan sonra, ihracat işlemine tabi
tutulmasıyla gerçekleşmektedir. Bu rejimde eksik kıymet beyanları cezasıyla
birlikte teminata bağlandıktan sonra, rejim hükümlerinin ihlal edilmesi veya
Dahilde İşleme Rejiminden feragat edilerek, Serbest Dolaşıma Giriş Rejimine
geçilmesi durumunda gündeme getirilebileceği düşünülmektedir.  

            Dahilde İşleme Rejiminde bütün
vergiler teminata bağlandığı için, beyan sahibinin
vergi kaçırma veya vergiden kaçınma gibi bir düşüncesi olamaz. Hele hele bu
rejimi genellikle Onaylanmış Kişi Statü belgesi sahibi firmaların kullandığı, tahakkuk
eden vergilerin -belge sınıfı bazında- %1 ,% 5, veya % 10’u oranında teminata
bağlandığı düşünülecek olursa, bu rejimde hasıl olan kıymet eksikliklerinin
ancak insani gerekçelerle sehven yapılabileceği, kasıt veya hile niyeti taşımayacağı
daha da net anlaşılacağı kanaatindeyiz. Zaten, 31.03.2006 tarih ve 26125 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanarak mevzuatımıza dahil olan 2006/10160 sayılı “Gümrük
rejimlerinin basitleştirilmesi ve uyumlaştırılmasına ilişkin uluslararası
sözleşme hakkında değişiklik protokolü ” ’nün “hatalar”
 
3.39.Standart
 
başlıklı maddesinde aynen “Gümrük,
hataların kasıtlı olmadığına ve hile niyeti ya da ağır ihmal bulunmadığına
kanaat getirdiği takdirde hatalar için büyük cezalar yüklemez. Söz konusu
hataların tekrar edilmesini önlemek için gerekli olduğunu düşünürse ancak amacı
aşmayacak şekilde bir ceza yükleyebilir.”
 Demek
suretiyle insani hatalardan kaynaklanan cezalar için ağır bedellerin
ödettirilmemesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Teminata bağlandığı için kati olarak alınmayan vergi aslına
ait  cezanın, kati olarak tahsil edilmesi
sistemin ruhuna aykırı olduğu mütalaa edilmektedir. Sistemin sağlıklı işlemesi
açısından, gelir eksikliğinden kaynaklanan vergi farkının cezasıyla birlikte
hesaplanarak teminata bağlanması ve rejim hükümleri tekemmül ettirildikten
sonra, ithalat aşamasında alınan teminatla birlikte ceza için tahakkuk
ettirilen teminatın da ilgilisine iade edilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Şayet, süreç içerisinde rejim hükümleri ihlal edilirse teminata bağlanan vergi
cezaları derhal nakde çevrilebilir. Bu yönde Danıştay kararları da mevcut
olmakla birlikte 4458 sayılı Gümrük Kanununun 234.maddesinin 2. fıkrası iptal
edilmediği sürece, bu konudaki haklı serzenişler devam edeceği muhakkaktır.

Dış Ticaret Camiasının dikkat-i nazarlarını celp etmesi
açısından bir soruyla makalemizi nihayete erdirmek isteriz:

Yukarıda açıkladığımız hususlar muvacehesince, vergileri
teminata bağlanan, dolayısıyla devletin vergi kaybının söz konusu olmadığı
Dahilde İşleme Rejiminde (Rejim Hükümlerinin İhlali Hariç); gerekçesi ancak
insani hatalarla izah edilebilecek eksik kıymet beyanlarından kaynaklanan
farkların, nakit olarak tahsil edilmesi sistemin özüyle bağdaşmakta mıdır?

Haki DEMİRTAŞ

Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri

    

KAYNAKÇA:

v
 
Dahilde İşleme Rejimi Tebliği (İhracat: 2006/12)
(20.12.2006 t. 26382 s. R.G.)

v
 
4458 sayılı Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği,

v
 
YAĞAN Haldun, Gümrük ve Dış Ticaret Sözlüğü, Mart 2013 Ankara,

v
 
AŞÇIOĞLU Fuat, Dahilde İşleme Rejimi, www.verginet.net,

v
 
DEMİRTAŞ Haki, DİİB Kapama İşlemlerinde İnsani hatalar,www.yazargah.com,

19Mar, 2025
Dahilde İşlem Rejimi Kapsamında İkincil İşlem Görmüş Ürün Mevzuatı Hakkında Bazı Mülahazalar

Dahilde İşlem Rejimi Kapsamında İkincil İşlem Görmüş Ürün Mevzuatı Hakkında Bazı Mülahazalar

Dahilde
İşlem Rejimi Kapsamında İkincil İşlem Görmüş Ürün Mevzuatı Hakkında Bazı
Mülahazalar

I.
            
Giriş

Dünya piyasa fiyatlarında hammadde temin etmek suretiyle
ihracatı artırmak, ihraç ürünlerine uluslararası piyasalarda rekabet gücü
kazandırmak, ihraç pazarlarını geliştirmek ve ihraç ürünlerini çeşitlendirmek
amacıyla uygulanmakta olan Dahilde İşleme Rejimini, serbest dolaşımda olmayan
eşyanın, Türkiye Gümrük Bölgesi içerisinde işleme faaliyetine tabi tutulmak
üzere geçici ithal edilmesi ve işleme faaliyeti sonrasında elde edilen işlem
görmüş ürünün yeniden ihraç edilmesi esasına dayanan ekonomik etkili bir gümrük
rejimi olarak tanımlamak mümkündür.

Gümrük mevzuatı içerisinde
kullanım kolaylığı ve avantajları bakımından en geniş alanlardan birine sahip
olan Dahilde İşleme Rejimi, kurallarına uygun şekilde yönetilmediğinde ise yaptırımları
aynı oranda yıkıcı etkiye sahiptir. Dahilde İşleme Rejim hükümlerinin ihlali
halinde, alınmayan vergilerin gecikme zammıyla birlikte (nakit teminat hariç)
tahsili, gümrüklenmiş değerin iki katı ceza ve hatta Kaçakçılıkla Mücadele
Kanunu mucibince hak mahrumiyeti sonucunu doğuracak mağduriyetlerin oluşabileceği
göz önünde bulundurulması gerekir.

Söz konusu rejimi en genel
hatlarıyla bu şekilde özetlemek mümkün olmakla birlikte rejimin uygulanmasına
matuf detaylarına girildiğinde çok çeşitli ve özel durumlarla karşılaşıldığı
görülecektir. Bu bakımdan sürecin başından sonuna (Belge alımından- Belge
kapamasına) kadar kurallarına uygun şekilde takip edilmesi ziyadesiyle
önemlidir. Bu makalemizde rejimin tali pozisyonunda bulunan İkincil İşlem
Görmüş Ürünlerin gümrük mevzuatındaki yerini irdelemeye gayret edeceğiz.
   
     

Anahtar Kelimeler & Kısaltmalar:

Dahilde İşleme Rejimi
(DİR), Serbest Dolaşıma Giriş Rejimi (SDGR), Dahilde İşlem İzin Belgesi (DİİB),
Dahilde İşleme İzni (Dİİ), Asıl İşlem Görmüş ürün (AİGÜ),
İkincil İşlem
Görmüş Ürün (İİGÜ),
Fire, İzin hak sahibi,
 
İthal Ürün, İşleme Faaliyeti, Hammadde,
Değişmemiş Eşya, Döviz Kullanım Oranı (DKO), Gümrük Kanunu (GK), Gümrük
Yönetmeliği (GY).

II.
           
Asıl İşlem Görmüş Ürün-İkincil İşlem Görmüş
ürün-Fire Ayrımı

2005/8391 sayılı Dahilde İşleme Rejimi Kararı (27.01.2005 t.
25709 s. R.G.) ile 2006/12 sayılı
Dahilde İşleme Rejim
Tebliğinde tanımları yapıldığı üzere;

a-
   
İşlem Görmüş Ürün:
İşleme faaliyetleri sonucunda elde edilen asıl veya ikincil işlem görmüş ürünü,

b-
   
Asıl İşlem Görmüş Ürün:
Dahilde işleme rejimi kapsamında elde edilmesi amaçlanan ürünü,

c-
   
İkincil İşlem Görmüş
Ürün: İşleme faaliyetleri sonucunda elde edilen asıl işlem görmüş ürün
dışındaki ürünü,

d-
   
Fire: İşleme
faaliyetleri sırasında özellikle kuruma, buharlaşma, sızma veya gaz kaçağı
şeklinde yitirilen ve imha olan kısım ile ekonomik değeri olmayan atıkları,

İfade eder.

Tanımlardan da anlaşılacağı üzere,
asıl işlem görmüş ürün yurt dışından getirilen hammaddenin işlenerek elde
edilmesi amaçlanan asıl üründür. İthalat bu ürünün üretilmesi ve ihraç edilmesi
gayesiyle yapılır.
Asıl işlem görmüş ürünü üretirken işleme faaliyetinin doğal
bir sonucu olarak iki ürün daha ortaya çıkar bunlardan biri ekonomik değeri bulunan
ikincil işlem görmüş ürün
, diğeri ise ekonomik değerli olamayan
fire
dir.

Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi; bilmez ki sorsun,
bilse sorardı ata sözünden mülhem bildiklerimiz ve bilmediklerimiz arasındaki
farkı anlamamızı sağlayan bilgi isteme yöntemi olan soru sorma tekniği ile
konuyu açmak gerekirse; işlem görmüş ürünlere sorulacak sorularla
(ki
işlenen ürün kaçamak cevap vermezse (!) )
bu babdaki ürünleri açık ve net
bir şekilde teşhis etmek mümkün olur. Şöyle ki,

-Ey İşlem Görmüş Ürün sen ihracatı hedeflenen ürün
müsün?


Evet (Sen AİGÜ’sün)


Hayır (Sen İİGÜ’sün)

-Ey AİGÜ dışında açığa çıkan ürün (!) senin
piyasada ekonomik bir değerin var mı
?


Var (Sen İİGÜ’sün)


Yok (Sen Firesin)

Ekonomik değer açısından ürünün işleme faaliyeti yapan
firmada karşılığının olup olmamasından ziyade piyasada ekonomik değerinin olup
olmadığı hususu fire-İİGÜ ayrımı için mihengi noktasıdır. Fire herhangi bir
firmaya satılamaz, teslimi yapılamaz ama İİGÜ muhasebeleştirilebilir ve satışı
mümkündür.

Örneğin Ayçiçeği Tohumu ithal edip, Ham Ayçiçek
yağı ihraç edilen bir belgede;

Ayçiçeği Tohumu (ithal Ürün), Ham Ayçiçek Yağı
(%41) (AİGÜ); Küspe+Kabuk (%59) (İİGÜ); işleme esnasında imha olan, toz,
kırpıntı vb. gibi ekonomik değeri olmayan maddeler ise fire olarak telakki
edilecektir. Ancak örnekteki gibi bazı ürünlerde fire ortaya çıksa bile Tarım
Ürünlerine İlişkin Dahilde İşleme Rejimi Genelgesi (İhracat:2016/1) mucibince işleme
faaliyetlerinin %100’ü AİGÜ ve İİGÜ arasında taksim edilerek fire oranı %0
olarak beyan edilir. Her işleme faaliyetinde fire meydana çıksa dahi fire
beyanının mevzuat düzenlemeleriyle sınırlandırıldığı durumların da olduğu
sonucuna bizi götürmektedir. Bu bakımdan belge projeleri oluşturulurken sektör
bazında kendine has uygulaması olan ilgili mevzuatın gereklerine göre hareket
etmek faydalı olacaktır.
 

III.
         
İkincil işlem Görmüş Ürün Mevzuatı

Dahilde İşleme Rejimine dair
mevzuat, İkincil işlem görmüş ürünler açısından harmanlandığında aşağıdaki
özetlere ulaşıldığı görülecektir.

·
        
Döviz Kullanım Oranı
      
:
DİİB kapsamında döviz kullanım oranı azami %
80’dir. Ancak,
ikincil işlem görmüş tarım ürünü
taahhüdü içeren
belgelerde bu oran azami %100 olarak tespit edilebilir
(Bazı sektörlerde bu
oran %80’i aşamaz özel durumlar için 2016/1 sayılı
Tarım Ürünlerine İlişkin
Dahilde İşleme Rejimi Genelgesine bakılması faydalı olacaktır.)
 

Döviz Kullanım Oranının
hesabı : Dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamındaki CIF ithal
(
yurt içi alımlar hariç
)
tutarının FOB ihraç tutarına
(
ikincil
işlem görmüş ürünün serbest dolaşıma giriş rejimi hükümlerine göre ithalatının
yapılması halinde bu ürünün gümrük kıymeti dahil
)
bölünmesiyle
bulunmaktadır.

 

·
        
Fire Oranı
                            
:
DİİB düzenlenmesi aşamasında, kapasite raporunda veya
ekspertiz raporunda fire oranına yer verilse dahi ilgili sektör bazında
yürürlüğe konulan genelgedeki fire ve kullanım oranlarını aşmamak veya
verimlilik oranlarının altında kalmamak kaydıyla söz konusu belgedeki fire
oranları baz alınabilir. Zira kapasite raporundaki veya ekspertiz raporundaki
fire tanımı ile Dahilde İşleme Rejiminde fire tanımı aynı şeyleri ifade etmeye
bilmektedir. Kapasite raporundaki fire Dahilde İşleme Rejiminde İkincil işlem
Görmüş Ürün Olabilir.

 

·
        
Firma Sorumluluğu
                     
:
DİİB Düzenlemesi
aşamasında sektör  genelgelerinde kayıtlı
kullanım oranları, fire ve İİGÜ oranlarının esas alınması firmanın
sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla belgedeki oranlarla fiiliyattaki
oranlar olabildiğince birbirine yakın olmalıdır. Belgeler kapanmadan belge
süresi içerisinde fiili durumla belge arasında farklılık oluştuğu görülüyorsa
belgede revize yapmak gerekir.  Revize
yapılması gereken durumlarda da bazı bölge müdürlüklerinin engellemeleri ile
karşılaşıldığı durumlar vakidir. Zira yapılacak revizeler tüm belge projesini
etkileyeceğinden hoş bakılmadığını söyleyebiliriz. Hal böyleyken teftiş
durumlarında revize yapılamaması gerekçe olarak dikkate alınmayan bir unsur
olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

 

·
        
KKDF
                        
:
İİGÜ’lerin Serbest Dolaşıma Giriş Rejimine tabı tutulması
durumunda eşya bedellerinin GK114 ve GK115.maddelerine istinaden ilgili
beyannamelerin tescil tarihinden sonra ödenmesi durumunda KKDF kesintisi
yapılacağı göz önünde bulundurulmalıdır. GK114.maddeye göre yapılacak
beyanlarda referans tarihi Dahilde İşleme Rejimi beyannamesinin tescil tarihi
girildiğinde sistem hesaplamaları ilgili tarihi refere ederek hesaplayacaktır.
Her iki durumda da beyannamelerin tescil tarihinden önce hammadde bedelinin
transfer edilip, edilmemesine bakılarak KKDF’nin dikkate alınması faydalı olacaktır.
Hal böyleyken İİGÜ lerin ana üründen farklı olarak işleme faaliyetinin doğal
bir sonucu olarak ortaya çıkması, gecikme faizi dahil bir çok hususta Asıl
işlem Görmüş üründen ayrışması münasebetiyle ihracat taahhüt tarihine kadar
İİGÜ lerin ihraç edilmediğinin tespiti
(imhası, gümrüğe terk edilmesi, çıkış
hükmünde gümrüğe teslimi veya serbest dolaşıma giriş rejimi hükümlerine göre
işlem tesis edilmediği durumlar)
hariç olmak üzere ithal hammaddenin
parasının ödenip, ödenmediği ayrımına gidilmeksizin KKDF’nin doğmaması
gerektiği tasavvur edilmektedir.

 

·
        
Kıymet Tespiti
       
:
2006/12 sayılı Dahilde
İşleme Rejimi Tebliğinin 38 inci maddesinin 9 uncu fıkrası
“… ikincil
işlem görmüş ürünün serbest dolaşıma giriş rejimine göre ithali halinde, bu
ürünün gümrük idaresine teslimi aranmaz ve bu ürüne ilişkin ithalat vergileri,
belge/izin kapsamındaki gerçekleşme oranları üzerinden hesaplanan miktar ve
birim fiyat esas alınarak tahsil edilir.”
hükmüne amirdir. DİİB/Dİİ
üzerindeki miktar ve birim fiyatın gerçeği yansıtmadığı yönünde şüphe oluşması
halinde, Gümrük Kanunu’nun 24. ve 25. maddelerinde belirtilen gümrük kıymeti
belirleme yöntemlerinin kullanılması gerekmektedir.

Bu yöntemlere göre
gümrük kıymetinin tespit edilememesi halinde Gümrük Kanunu’nun 26. maddesinde
tanımlanan “son yöntemin” tatbiki gerekmektedir. Bu yöntemin uygulanmasında,
gümrük müdürünün veya görevlendireceği bir müdür yardımcısının başkanlığında
gümrük muayene memurunun bulunduğu en az üç kişilik bir komisyon tarafından,
eşyanın gümrük kıymeti tespit edilecektir. Her ne kadar Rejim hak sahibinin
beyanı esas alınarak kıymet belirlense de söz konusu kıymetlerin fiili durumla
orantılı olması, firmaların olası mağduriyetlerini önleyecektir.

 

·
        
Kayıt Belgesi
          
:
Gümrükler Genel
Müdürlüğü’nün 26.10.2017 tarihli 28960530 sayılı yazısı mucibince İİGÜ’lerin
SDGR tabi tutulması halinde 2010/1 sayılı İthalatta Gözetim Uygulamasına
İlişkin Tebliğ uyarınca kayıt belgesi düzenlenmesi gerekir.

 

·
        
Çevre Katkı Payı
    
:
Gümrükler Genel
Müdürlüğü’nün 2011/44 sayılı Genelgesine istinaden Dahilde İşleme Rejimi
kapsamında ithal edilen eşya söz konusu Tebliğler ekinde yer alan atık ve metal
hurdalar ise bahse konu eşyanın ithalatı esnasında çevre katkı payı ödenmesi
halinde, söz konusu ürünün serbest dolaşıma girişinde ikinci kez
çevre katkı
payının ödenmemesi
gerekmektedir.

 

Diğer taraftan, ithal
edilen eşyanın yurt içinde işlenmesinden veya herhangi bir işçilik, işleme,
kullanım veya bekleme sonucu atık/metal hurda özelliği kazanması veya bu
eşyadan atık ve metal hurda olarak ikincil işlem görmüş ürün elde edilmesi ve
bu ürünün serbest dolaşıma sokulmak istenilmesi halinde çevre katkı payının
tahsil edilmesi gerekmektedir.

 

·
        
6183 Sayılı Kanun (51.md)
         
:
Dahilde işleme rejimi kapsamında nakit teminat
dışında teminat verilerek yurda getirilen eşyanın 4051 rejim kodu ile SDGR’ ye
tabi tutulması halinde AİGÜ için 6138 sayılı Kanunun hükümleri kapsamında
gecikme zammı oranında faiz gündeme gelirken; Gümrük Yönetmeliğinin 323/2-c
maddesi muvacehesinde İİGÜ’lerin SDGR’ ye tabi tutulması durumunda gecikme
zammı oranında faiz uygulanmamaktadır. Bu durumdan hareketle İİGÜ lere
mevzuatın daha esnek tavır takındığı ifade edilebilir
.

 

·
        
Damga Vergisi
                              
:
488 sayılı damga
Vergisi Kanununa istinaden Gümrük idarelerine verilen beyannameler verginin
konusunu teşkil eder; bununla birlikte döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin
işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kağıtlar damga vergisinden müstesnadır. Bu
bakımdan Serbest Dolaşıma Giriş Rejim kodu olan 4051 Rejim Kodu ile ithalatı
gerçekleştirilen ikincil işlem görmüş ürünlere ilişkin serbest dolaşıma giriş
beyannamelerinin tescil tarihindeki vergilendirme esaslarına göre Damga
vergisinin tahsil edilmesi gerekir. Bununla birlikte, Damga Vergisinin her yıl
değiştiği göz önünde bulundurulduğunda Gümrük Kanunu’nun 114.maddesine göre
sisteme önceki yıllara ait 5100 rejiminde işlem gören beyanname tarihlerinin
referans tarihi olarak girilmesi sonucu damga vergisinin ilk rejim beyanı
tarihindeki damga vergisi üzerinden hesaplanacağı hususuna dikkat edilmesi
gerekir.

·
        
Yurt içinden Temin Edilen Eşya (Eş Değer Eşya)
      
:
Yurt içinden alınan
hammaddenin işlenmesi sonucu açığa çıkan İİGÜ ihracının gerçekleşmesi şart olmadığı
gibi Serbest Dolaşımda bulunmaları hasebiyle doğal olarak SDGR’ ye tabi
tutulması da gerekmez. Ayrıca bu ürünlerin DKO hesabına da dahil edilmediği
bilinmelidir.

Bununla birlikte İİGÜ,
Türkiye Gümrük Bölgesinde serbest dolaşımda bulunan eşyadan elde edilmiş olması
halinde, bahse konu ikincil işlem görmüş ürünlerin beyan edilme zorunluluğu
bulunmamaktadır.

İkincil işlem görmüş
ürünün üretiminde kullanılan eşdeğer eşyaya tekabül eden oranda ithalat
yapılmış ise
bu ithalattan elde edilen ikincil işlem görmüş ürünün
2006/12 sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliği’nin 38/9. Maddesi mucibince
imhası, gümrüğe terk edilmesi, çıkış hükmünde gümrüğe teslimi veya serbest
dolaşıma giriş rejimi hükümlerine göre vergilerinin ödenmesi gerekmektedir.
İthal hak ediş kullanılmamışsa ayrıca beyan vermeye gerek yoktur.

 

·
        
Ceza & Yaptım & Müeyyide
      
:
İİGÜ, belge/izin
ihracat taahhüdünün kapatılmasından önce gümrük mevzuatı çerçevesinde gümrük
idaresi gözetiminde imhası, gümrüğe terk edilmesi, çıkış hükmünde gümrüğe
teslimi veya serbest dolaşıma giriş rejimi hükümlerine göre ithali hallerinde,
bu ürünün ihracatının gerçekleştirilmesi aranmamaktadır. Buna mukabil İİGÜ ‘lerin
belirtilen süre zarfında sayılan işlemlere tabi tutulmaması halinde yani İkincil
işlem görmüş ürüne ilişkin yükümlülüklerin ihlali halinde, Dahilde İşleme Rejim
Kararının 22 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde işlem yapılır (Kaçakçılık
hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun hükümlerine göre Gecikme Zammı Oranında Faiz ve 4458 sayılı
Gümrük Kanunu’nun 238. maddesi çerçevesinde müeyyideye tabi tutulur).

 

IV.
         
İkincil işlem Görmüş Ürünlerin (İİGÜ) Yurt İçine
Satışı

Uygulamada ithal ürün
gibi muamele görse de İkincil İşlem Görmüş ürünlerin (İİGÜ) her şeyden önce
belgelerin ithalat listesinde değil; ihracat listesinde yer aldığı göz önünde
bulundurulmalıdır. Dolayısıyla ihracı taahhüt edilen ancak Asıl İşlem Görmüş
Ürünlere (AİGÜ) göre ihracatı katı kurallara bağlanmadığı malumdur. İhracat
taahhüdünün kapatılmasından önce gümrük mevzuatı çerçevesinde gümrük idaresi
gözetiminde imhası, gümrüğe terk edilmesi, çıkış hükmünde gümrüğe teslimi veya
serbest dolaşıma giriş rejimi hükümlerine göre ithali mümkündür. 

İİGÜ’ lerin serbest
dolaşıma girişteki vergilendirmesine dair 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 114. Ve
115.maddelerinin seçiminde izin hak sahibi özgür bırakılmıştır. İthal eşyasının
dahilde işleme rejimine ilişkin beyannamenin tescil tarihindeki vergi oranı ve
diğer vergilendirme unsurları vergi hesaplamasında esas alınacağı gibi ikincil
işlem görmüş ürünlerin serbest dolaşıma girişine ilişkin beyannamenin tescil
tarihindeki vergi oranı ve diğer vergilendirme unsurları esas alınarak da
hesaplama yapılabilir.

Hal böyleyken, İkincil
işlem görmüş ürünlerin ithalat vergileri ödenmeden iç piyasaya satılması
durumunda Dahilde İşleme Rejim hükümlerinin ihlali noktasından hareketle kaçakçılık
hükümleri saklı kalmak üzere Gümrük Kanunu’nun 238.maddesi kapsamında teftiş
raporlarına konu olabileceği göz ardı edilmemelidir. 
 

V.
          
İşlem görmüş ikincil ürünlerin vergileri

İkincil işlem Görmüş
Ürünlerin vergilerinin nasıl hesaplanacağı Gümrük Yönetmeliğinin 359.maddesinde
ile zikredilen tebliğde etraflıca anlatıldığı üzere, İşleme faaliyeti sonucu
elde edilen atık, artık, kırpıntı, döküntü ve kalıntıların serbest dolaşıma
girmeleri halinde, gümrük vergilerinin hesabında Kanunun 115 inci maddesinin
birinci fıkrası uygulanır.

İşleme faaliyeti
sonucunda elde edilen ve söz konusu ürünler haricindeki işlem görmüş asıl
ürünlerin ihraç edilen kısmı ile orantılı olarak serbest dolaşıma girecek işlem
görmüş ikincil ürünlerin gümrük vergileri, serbest dolaşıma giriş
beyannamesinin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan vergi oranı üzerinden
hesaplanır.

Ancak, izin hak
sahibince ihracata konu işlem görmüş asıl ürünün ilk partisinin ihracatı ile eş
zamanlı olarak belgelerde öngörülen işlem görmüş ikincil ürünün tamamı için
serbest dolaşıma giriş beyannamesi verilebilir. Bu durumda, sonraki
partilerdeki ikincil ürün herhangi bir gümrük işlemine tabi tutulmaz. Ayrıca,
izin kapsamındaki ihracatın tamamının yapılmasından sonra ikincil işlem görmüş
ürünlerin tamamı için tek seferde serbest dolaşıma giriş beyannamesi de
verilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu fıkra kapsamında ikincil işlem görmüş
ürünlerin serbest dolaşıma girişinde, ilgili kurumların yürürlükteki
mevzuatları uyarınca yapacakları kontroller hariç olmak üzere, gümrük vergileri
ayniyet tespiti yapılmaksızın firma beyanı ve belgede öngörülen gerçekleşme
oranları üzerinden hesaplanan miktar ve birim fiyat esas alınarak tahsil
edilir.

Diğer yönden, ticaretin
Türkiye Gümrük bölgesinde gerçekleşmesi münasebetiyle ithal hammadde “FOB”
dahi; olsa ikincil İşlem Görmüş ürün “CIF” gibi telakki edilerek gümrük
vergisinin matrahına navlun ve sigorta bedeli dahil edilmez.

Ayrıca Gümrükler Genel
Müdürlüğünün 2015/7 sayılı genelgelerinde de açıklandığı üzere
 İİGÜ ‘lerin elde
edilmesinde kullanılan hammaddenin ithali aşamasında gümrük idaresine ibraz
edilen ve bu eşyanın serbest dolaşım statüsünü tevsik eden
A.TR Dolaşım
Belgesi
ile ithal eşyasının Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi veya Serbest
Ticaret Anlaşması çerçevesinde tercihli rejimden faydalanması için kullanılan
Form
A Belgesi
veya
EUR 1 Dolaşım Sertifikası
gibi menşe ispat belgeleri,
İİGÜ için de aynı tercihli tarife uygulamasından faydalandırılmak üzere dikkate
alınacaktır.
 

VI.
         
Sonuç Ve Değerlendirme

Dahilde İşleme Rejim
uygulamalarında özellikle 2011 yılına kadar birçok belgede yer almayan İkincil
İşlem Görmüş Ürünlerin sonradan kontrol denetimleri esnasında piyasa değerinin
azımsanmayacak niceliğe sahip olduğu görülmesi üzerine
(Ayrıntılar için Bkz.
Genelge No: 2011/24 İkincil işlem görmüş ürün hk.)
kapanmış statüdeki
belgelerin dahi açtırılarak revizeye tabi tutulup belgelerin ilgili hanelerine
İkincil İşlem Görmüş Ürünlerin derç edildiğine şahit olduk. O yıllarda vergi
ödenmesinin öncelendiği; diğer hususların pek de önemsenmediği mezkûr ürünlerin
günümüzde didik didik incelendiği, tali pozisyonda değerlendirilmesi gereken
bir çok özellikli uygulamaların yoruma açık mevzuat dilinin gazabına uğrayarak
firmalara zaman zaman ecel terleri döktürdüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. Bu
terlerin müsebbiplerinden biri belki de en önemlisi İkincil İşlem Görmüş
ürünlerin Yurt içine satılırken yapılan kural hataları olduğu görülmektedir.  

Her ne kadar gümrük
mevzuatı mucibince vergileri ödenmeden yurt içine satılan ikincil işlem görmüş
ürünler için müeyyide uygulanması gerektiğini söylemek mümkünse de tersini
düşündürecek yoruma açık ifadelerin de mevzuatımıza serpiştirildiği malumdur.

a-
  
İhracat taahhüdünün
kapatılmasına kadar beyanname verilmesine ilişkin süre tanımlanmış olması
(2006/12 Sayılı Tebliğ 38/9.Md),

b-
  
İİGÜ ‘ler için
müeyyidenin (belge kapama aşamasında) ihracatın gerçekleştirilmediğinin
anlaşılması halinde gündeme gelecek olması (2006/12 Sayılı Tebliğ 42 ve
45.md.ler),

c-
   
İhracata konu işlem
görmüş asıl ürünün ilk partisinin ihracatı ile eş zamanlı olarak belgelerde
öngörülen işlem görmüş ikincil ürünün tamamı için serbest dolaşıma giriş
beyannamesi verilebileceği (GY 359.md),

d-
  
İzin kapsamındaki
ihracatın tamamının yapılmasından sonra ikincil işlem görmüş ürünlerin tamamı
için tek seferde serbest dolaşıma giriş beyannamesinin verilebileceği (GY
359.md),

e-
  
İlgili kurumların
yürürlükteki mevzuatları uyarınca yapacakları kontroller hariç olmak üzere,
gümrük vergileri
ayniyet tespiti yapılmaksızın firma beyanı ve izinde
öngörülen gerçekleşme oranları
üzerinden hesaplanan miktar ve birim fiyat
esas alınarak tahsil edileceği (GY 359.md),

f-
   
 
İkincil işlem Görmüş
ürünlerin taahhüt kapama tarihine kadar Serbest Dolaşıma Giriş Rejimine tabi tutulması
durumunda gecikme zammı oranında faizin uygulanmayacağı (GY323/2),

gibi hususlar bir arada
değerlendirildiğinde mevzuatın Asıl İşlem Görmüş Ürünlere (AİGÜ) gösterdiği
sıkı markajı İkincil İşlem Görmüş Ürünler (İİGÜ) için daha esnek tuttuğu
görülecektir. Bu bakımdan firmaların stok yönetimi ve stok maliyetleri
açısından ikincil işlem görmüş ürünleri ihracat taahhüt kapamasından önce olmak
koşuluyla kendilerinin belirlediği zaman dilimlerinde (vergilerini ödemeseler
dahi) yurt içine satışının önünde müeyyide engelinin bulunmaması gerektiği
mütalaa edilmektedir.

Diğer yönden firmalarımızın da
basiretli tacir mesabesinde hareket ederek İİGÜ birim kıymetini ve verimlilik
oranını fiili işleme durumlarına paralel olarak muhasebe ve piyasa koşullarına
uygun olarak belirlemeleri beklenmektedir.

Sonuç olarak, konu özelindeki tüm
mevzuatın harmanlanması neticesinde idarenin ana kaygısının ve aldığı
önlemlerin başında hazine haklarına halel gelmeyecek şekilde serbest dolaşıma
girecek ürünlerin vergi dışında kalmasını önlemek olduğu göz önünde bulundurulduğunda
İkincil İşlem Görmüş ürünler için 2010’lu yıllardaki bakış açısının uygulama
sahasına yeniden tesis edilmesinin faydalı olacağı değerlendirilmektedir. Söz
konusu bakış açısının tahkim edilmesi bakımından da firmalarımızın beyanları
ile işleme faaliyetleri arasındaki bağın muhkem olması gerektiği izahtan
varestedir.

Son söz olarak, saha gerçekliğinden
damıtarak tecrübe haddesinden geçirdiğimiz aşağıdaki hususların ikincil işlem
Görmüş ürün uygulamalarına teşmil edilmesinin tüm paydaşların yararına
olacağını değerlendiriyoruz.

1-
  
 
Hammaddenin ithal
edilip, Asıl İşlem Görmüş ürünün ihraç edildiği bir sistemde; dış ticarete konu
olmayan işleme faaliyetinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan İkincil işlem
Görmüş Ürünler için
(İthal edilen hammaddenin ödemesi beyannameden önce veya
sonra yapılmasına bakılmaksızın)
hiçbir şekilde KKDF’nin doğmaması; İkincil
işlem görmüş ürünlerin Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu’na (KKDF) tabi olmadığının
genel geçer kural haline gelmesi,

2-
  
Serbest Dolaşıma Giriş
Rejiminin ön gördüğü belgelerin beyannamelere eklenmemesi. Beyanname ekinde
ilgili Dahilde İşleme İzin belgesinin (DİİB) veya Dahilde İşleme İzninin (Dİİ)
yeterli görülmesi,

3-
  
İthalat Ve dış ticaret
tebliğleri kapsamında değerlendirilmemesi, her hangi bir kurumdan kayıt belgesi
dahil uygunluk yazısı aranmaması
(İthali kontrole tabi yakıt, atık veya
hurda niteliğindeki ikincil işlem görmüş ürünler için özel düzenleme
yapılabilir)
,

4-
  
 
Gerçeğe aykırı şüpheli
bir durumun varlığı hariç olmak üzere ayniyet tespiti yapılmaksızın firma
beyanı ve Belgede & izinde öngörülen gerçekleşme oranları üzerinden
hesaplanan miktar ve birim fiyat esas alınarak vergilerin tahsil edilmesi,

5-
  
İkincil İşlem Görmüş
ürünlerin vergi ödeme müddetinin
ihracat taahhüt hesabının kapatılması
olarak belirlenmiş olduğundan; vergileri ödenmediği müddetçe söz konusu tarihe
kadar ürünlerin stoklarda bekletilmesi yerine muhasebe kayıtlarının gerçek
durumu yansıtacak ve usulüne uygun olarak düzenlenmesi koşuluyla zikredilen
kayıtlara göre işlem tesis edilmesi,

6-
  
 
İkincil İşlem Görmüş
Ürün vergilerinin ödenip, ödenmediğine bakılmaksızın yurt içine satılmasının (ihracat
Taahhüt Hesabının kapatılması tarihini aşmadığı müddetçe) rejim ihlali olarak
telakki edilmemesi,

Hususlarında bakanlığımızın alacağı
inisiyatifin söz konusu rejimi kullanan tüm paydaşları rahatlatacağı izahtan
varestedir.

Yukarıdaki maddeleri eleştirecek
paydaşlar olacağı gibi başka başka maddeler ilave edecek sektör temsilcileri de
çıkacaktır şüphesiz. Amaç bağcıyı dövmek değil; üzüm yemekse her türlü eleştiri
ve katkı baş üstüne…

Haki Demirtaş

Yetkilendirilmiş
Gümrük Müşaviri

(08/08/2024)

Kaynakça:

1-
  
Dahilde
İşleme Rejimi Kararı – 2005/8391 (27.01.2005 t. 25709 s. R.G.)

2-
  
Dahilde
İşleme Rejimi Tebliği (İhracat: 2006/12) (20.12.2006 t. 26382 s. R.G.)

3-
  
Tarım
Ürünlerine İlişkin Dahilde İşleme Rejimi Genelgesi (İhracat:2016/1)

4-
  
Gümrük
Kanunu- (4458 nolu Kanun) (04.11.1999 tarihli, 23866 sayılı R.G.)

5-
  
Kaçakçılıkla
Mücadele Kanunu- (5607 Sayılı Kanun) (31.03.2007 t. 26479 s. R.G.)

6-
  
Gümrük
Yönetmeliği (07.10.2009 t. 27369 s. R.G.)

7-
  
Gümrükler
Genel Müdürlüğü’nün 2013/6 sayılı Genelgesi

8-
  
Gümrükler
Genel Müdürlüğü’nün 2017/11 sayılı Genelgesi

9-
  
Gümrükler
Genel Müdürlüğü’nün 2011/44 sayılı Genelgesi