
ANTREPO REJİMİ UYGULAMALARINDA KAP ADEDİ TAMAM OLMAKLA BİRLİKTE MUHTEVİYAT FARKLILIKLARI MESELESİ
ANTREPO
REJİMİ UYGULAMALARINDA KAP ADEDİ TAMAM OLMAKLA BİRLİKTE MUHTEVİYAT
FARKLILIKLARI MESELESİ
Antrepo
rejimine tabi tutulmuş eşyanın, kap adedi tamam olmakla birlikte; orijinal kap
içindeki muhteviyat farklılığı için uygulanan yaptırımlar makalemizin konusunu
teşkil etmektedir.
Anahtar
Kelimeler:
YGM, Gümrük Müşaviri, Antrepo
işleticisi, Genel ve Özel Antrepo, Geçici Depolama Yeri, Kabahat, Suç, İştirak,
Sorumluluk.
I.
GİRİŞ
Antrepo mevzuatımızda,
gümrük gözetimi
altında bulunan eşyanın veya izin verildiği durumlarda serbest dolaşımda
bulunan eşyanın ihraç edilmek kaydıyla konulduğu açık ya da kapalı alanlar
olarak tanımlanmaktadır. Genel ve özel olmak üzere iki türlü antrepo tipi
mevcuttur.
Genel antrepo, eşyanın konulması için herkes tarafından
kullanılabilen gümrük antrepolarını; özel antrepo ise yalnız antrepo
işleticisine ait eşyanın konulması amacıyla kurulan gümrük antrepolarını, ifade
etmektedir.
Geçici depolama yerine konulmadan gümrük antrepo
rejimine tabi tutulacak eşya antrepo beyannamesi olmadan antrepoya alınamaz. Yani
bir eşyanın antrepoya alınabilmesinin ilk koşulu idarece tescil edilmiş bir
antrepo beyannamesinin var olmasıdır. Antrepo beyannamesinin hat kriteri
belli olduktan sonra idarenin izniyle eşya antrepoya alınabilir.
Antrepo
işleticileri ve kullanıcıları; eşyanın gümrük antreposunda bulunduğu süre
içerisinde gümrük gözetimi altında bulunmasını sağlamak, eşyanın iyi muhafaza
edilmesi konusunda yükümlülüklerini yerine getirmek ve izinde belirtilen
şartlara uymak zorundadır.
Aynı zamanda, antrepolarına
alınan eşyanın girerken gümrük idaresince tespit edilen miktarı üzerinden ve
eğer tespit yapılmamışsa belgelerinde yazılı miktarları üzerinden, antrepoda
eşya değiştirilmesinden, gümrük idaresine karşı mali bakımdan sorumludur. Bu
sorumluluk, eşyanın gümrük idaresince tespit olunan veya belgelerinde, antrepo
beyannamesinde yazılı miktarına ve cinsine göre eksiklik veya değişiklik ortaya
çıkması halinde, bunlara ait gümrük vergilerinin ve cezalarının ödenmesini de kapsar.
Bu makalede,
antrepo rejimine tabi tutulan eşyada meydana gelen ve/veya tespit edilen miktar
farklılıklarına ilişkin değerlendirmeler Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri (YGM)
zaviyesinden anlatılmaya çalışılacaktır.
II.
GEÇİCİ
DEPOLAMA VE ANTREPO AYRIMI
Geçici Depolama Yeri,
Türkiye Gümrük
Bölgesine getirilen ve serbest dolaşımda olmayan eşyanın, gümrüğe sunulmasından
sonra gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutuluncaya kadar
konulduğu, eşyanın her türlü dış etken ve müdahalelerden korunmasını sağlayacak
şekilde yapılmış, taşıtların durduğu, yanaştığı veya indiği yerlerdeki ambar,
depo, ardiye veya hangar gibi yerler olarak tanımlanmaktadır.
Antrepo ise, gümrük gözetimi altında bulunan eşyanın
veya izin verildiği durumlarda serbest dolaşımda bulunan eşyanın ihraç edilmek
kaydıyla konulduğu açık ya da kapalı alanlar olarak tanımlanmaktadır.
1-
Gümrük Kanunu’nun 47’nci
maddesi uyarınca, Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşya gümrüğe
sunulmasından sonra gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi
tutuluncaya kadar geçici depolanan eşya statüsünde olup, geçici depolama
yerinde bulunan eşyanın buradan çıkarılması için gümrükçe onaylanmış bir işlem
ya da kullanıma tabi tutulması gerekmektedir.
2-
Gümrük
Yönetmeliğinin
332 nci maddesinin
ikinci fıkrası
uyarınca, geçici depolama yerine konulmadan doğrudan antrepoya konulmak
istenilen eşya, antrepo beyannamesinin verilmesi kaydıyla ancak ve ancak
antrepoya alınabilir.
Bu çerçevede, geçici depolama yerinde veya direk antrepoya gelen eşyanın
antrepoya alınabilmesi için antrepo beyannamesinin verilmiş olması elzemdir.
2009 yılından önce ise eşya antrepoya geçici depolama statüsünde alınabilmekte;
denizyolu ile gelen eşya için, özet beyan verildiği tarihten itibaren 45 gün,
diğer bir yolla gelen eşya için ise, özet beyanın verildiği tarihten itibaren
20 günlük süre zarfında antrepoda geçici depolama statüsünde
depolanabilmekteydi.
Antrepolara geçici
depolanan eşya statüsünde, eşya konulması uygulamasına yönetmelikle son
verildikten sonra iki önemli fiili durumla karşı karşıya kalındı:
1-
Küşat hakkının sağlıklı bir şekilde
kullanılamaması,
2-
Manifesto takibatının veya miktar
farklılıklarının Gümrük Kanunu’nun 237.maddesi gereğince eşyayı Türkiye Gümrük
Bölgesine getirenler nezdinde değil de; antrepo rejim beyanını verenler
nezdinde yapılmaya başlanmasıdır.
Özet beyan aşamasında eksiklik-fazlalık tutanağının
düzenlenmesi yeni fiili durum münasebetiyle imkansızdır. Zira doğrudan
antrepoya gelen eşyanın özet beyan safhasında tespiti yapılmamakta; tespitler,
özet beyan bilgilerine göre açılan antrepo beyannamesi üzerinden yapılmaktadır.
Gümrükler Genel Müdürlüğünün söz
konusu uygulamaya yönelik 31.10.2016 tarih ve
19781236 sayılı yazılarında, Özet beyan aşamasında, özet beyan ile eşyanın
taşıttan ilk olarak boşaltıldığı yer olan giriş gümrük idaresinde düzenlenen
boşaltma listesinin karşılaştırılması neticesinde tespit edilen farklılıklar
için özet beyan takibatına gidilmesi, bir rejim beyanında bulunularak buna
ilişkin gümrük beyannamesi verildikten sonraki aşamada tespit edilen miktar farklılıkları
için ise ilgili rejim hükümlerine göre işlem yapılması gerektiği,
talimatlandırılmıştır. Durum bu minval üzereyken, doğrudan antrepoya alınan
eşyalarla ilgili olası farklılığın özet beyan aşamasında tespit edilmesinin
imkânı da ortadan kalkmış durumdadır.
Bahis konusu fiili durum nedeniyle uygulamada
ciddi sıkıntıların yaşandığı da bilinmektedir. Özellikle 4458 sayılı Gümrük
Kanunu’nun 237.maddesi gereğince,
taşıyıcı firma
tarafından yapılması gereken eşyanın eksiklik-fazlalık takibatına ilişkin iş ve
işlemlerin yeni uygulama münasebetiyle antrepo rejim beyanını yapan firmalar
tarafından tekemmül ettirilmesi sonucunu doğurmuştur.
Oysa Gümrük Kanunu’nun
237/5.maddesi
“Eşya miktarının gümrük idaresince tespit edilmediği ve rejim beyanının
belgelerinde kayıtlı miktarlara göre yapıldığı durumlarda, tespit edilen miktar
farklılıkları özet beyan eksiklik veya fazlalığı olarak değerlendirilir.
Yapılan özet beyan eksiklik veya fazlalık takibatı sonucunda miktar farklılığı
nedeniyle cezayı gerektirir bir durum ortaya çıkması halinde, 234 üncü madde
hükümleri uygulanmayarak sadece bu madde hükümlerine göre işlem yapılır.”
Hükmüne
amir olup, rejim beyanında bulunduktan sonra dahi bu minvalde tespit edilen
eksiklik veya fazlalıkların özet beyan eksikliği veya fazlalığı olarak
değerlendirilmesi gerektiğini şek ve şüpheye yer vermeyecek netlikte ortaya
koymaktadır.
III.
YETKİLENDİRİLMİŞ GÜMRÜK MÜŞAVİRLERİ (YGM) &
ANTREPO İŞLETİCİLERİ MESELENİN NERESİNDE
Yetkilendirilmiş
Gümrük Müşavirleri ve Antrepo İşleticileri uhdelerinde bulunan antrepolara
gelen eşyanın kap (Dış ambalaj) ve tartılması gerekiyorsa miktar itibariyle
belgelerinde yazan miktarlara uygun olup, olmadığı yönünden sorumludurlar.
Örnek vermek gerekirse 9102 tarife Pozisyonunda beyan edilen 10-Kap; 100-KG
“Kol Saati” isimli eşyanın, antrepoya alındıktan sonra sayımı veya muayenesi
esnasında 10-Kap olduğu tespit edilmekle birlikte kap içeriğinde tespit edilen
beyan farklılıklarından (söz konusu farklılığın antrepoya alındıktan sonra
meydana geldiği durumlar hariç olmak üzere) YGM veya Antrepo işleticisinin
sorumlu tutulmasının hakkaniyetle bağdaşan bir tarafının olmadığı mütalaa
edilmektedir. Zira gerek YGM’nin gerekse antrepo işleticisinin kap içeriğini
sayma salahiyeti olmadığı gibi; antrepoya girişte tespit edilen 10-kap içinde
ne kadar saat bulunduğunu tespit etme ve ona göre tutanak tutma sorumluluğu da
bulunmamaktadır. Sorumluluğu ve bilgisi bulunmayan durum münasebetiyle bu
kişilere cezai işlem uygulanmasının hakkaniyete muvafık düşmediği muhakkaktır.
Diğer
yönden, Gümrük
Yönetmeliğinin 122.
Maddesinde de açıklandığı üzere Muayene, kapların cins, marka, numara ve
adetlerini, eşyanın vergiye esas olan ağırlık ve diğer ölçüleri ile gümrük
tarife istatistik pozisyonu, menşe ve kıymetine ilişkin beyanın doğruluğunun
tespitini kapsar. Muayene işlemi tam veya kısmi muayene yöntemleriyle
gerçekleştirilir. YGM ve Antrepo işleticisi muayenenin yapıldığı mekânı
muayeneye hazır etmek, her türlü kolaylığı sağlamak, muayenenin antrepodaki
eşyalara zarar vermeyecek şekilde gerekli tedbirleri almak suretiyle
sonuçlanmasına yardımcı olmak dışında yükümlülüğünün bulunmadığı da
malumdur.
Buna mukabil Gümrük Yönetmeliğinin 522/3.maddesinde
Antrepo işleticileri ve kullanıcıların sorumluluğunun, eşyanın gümrük
idaresince tespit olunan veya belgelerinde ve antrepo beyannamesinde yazılı
miktarına ve cinsine göre eksiklik veya değişiklik ortaya çıkması halinde,
bunlara ait gümrük vergilerinin ve cezalarının ödenmesini kapsadığı hükmü
mucibince kap içeriğinde meydana gelen farklılıklardan da sorumlu
tutulmaktadırlar. Oysa denetleme neticesinde suiistimal ve kaçakçılık dahil
yolsuzluk halleri hariç olmak üzere, dış ambalajı itibariyle beyana uygun olup,
iç ambalajında (muhteviyatında) farklılık bulunan eşyanın eksiklik veya
fazlalığından mezkur kişilerin sorumlu olmamaları gerektiği
düşünülmektedir.
Bu bölüme ilave olarak, antrepoya eşyalar
alınmadan önce küşat hakkını sağlık bir biçimde kullanma iradesi elinden
alındığı için belgelerine göre rejim beyanında bulunmaktan başka bir çaresi
olmayan
Gümrük Müşavirlerinin de yönetmeliğin
563/1.maddesi gereğince imzaladıkları beyanname ile ilgili cezai hükümlerin
uygulanması açısından beyannamede belirtilen bilgiler ile beyannameye ekli
belgelerin doğruluğundan ve ilgili rejimin gerektirdiği bütün yükümlülüklere
uyulmasından sorumlu olduklarından beyannameye ekli belgelerin yanlış olması (fatura-
konşimento vesaire belgelerde usulsüzlük-tahrifat yapılması vb. gibi) hali
hariç olmak üzere sonradan tespit edilen miktar farklılıklarından ötürü Gümrük Müşavirinin
dahli bulunmayan husus için cezai hükümlere muhatap edilmemesi gerektiği
düşünülmektedir.
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirleri (YGM) ile Antrepo
İşleticilerinin iştirak kapsamında değerlendirilebilmesi için eyleme bilerek,
isteyerek ve kasıtlı bir şekilde dahil olduğunun 2 seri nolu Gümrük Genel Tebliğinin
(tahsilat işlemleri) 6. Ve 14.maddesinde belirtilen kriterler göz önünde
bulundurulmak suretiyle somut bir şekilde ortaya konulması elzemdir.
IV. DEĞERLENDİRME VE
SONUÇ:
Antrepoda bulunan eşya tahtında yapılan
muayene, denetleme, teftiş gibi kontroller sonucunda tespit edilen miktar ve
cins
farklılıklarının öncelikle nereden
kaynaklandığının tespit edilmesi, antrepo işleticisi ile kullanıcısının
veya
YGM’nin suiistimal, kusur ve sorumlulukları dahilinde bulunmayan farklılıklardan
dolayı bu kişilere cezai yaptırım uygulanmamasının gerektiği
düşünülmektedir.
30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı
Kabahatler Kanununun
14 üncü
maddesinin birinci fıkrası kapsamında iştirak
hükümlerinin uygulanabilmesi için, para cezasına konu kabahat fiilinin kasıtla
yani bilerek ve istenilerek işlenmiş olması gerektiği de göz önünde
bulundurulduğunda antrepo içerisinde vuku bulmayan farklılıklardan kaynaklı
yaptırımlar dairesine zikredilen kişilerin de dahil edilmesi adil bir yaklaşım olamayacağı
izahtan varestedir.
Gümrük Kanunu’nun
236.maddesine istinaden işlem tesisi gerektiren durumlarda (Antrepoda meydana
gelen eksiklik/fazlalık, izinsiz eşya çıkarılması, eşya farklılığı, eşyanın
değiştirilmesi, vb. gibi) mevzuatımızdaki
“iştirak ve Sorumluluk”
hükümleri çerçevesinde titiz ve hassas bir çalışma yapılmadan cezai işlemlerin
uygulanması hak mahrumiyetlerini de beraberinde getireceği muhakkaktır.
Başta Gümrük Müşavirleri olmak
üzere, Gümrük Ve Dış Ticaretin tüm paydaşları, suçluya anasından emdiği sütü
burnundan getirecek cezayı tatbik ettirmekle birlikte; suçsuzu tereyağından kıl
çeker gibi olay örgüsünden sıyırıp alacak yasal dayanaklara ve uygulayıcılara
her daim minnettar olacaktır.
Haki DEMİRTAŞ
Yetkilendirilmiş Gümrük
Müşaviri
(29.01.2020)
Kaynakça
–
4458 Sayılı Gümrük Kanunu
–
4458 Sayılı Gümrük Kanunu’na bağlı Gümrük
Yönetmeliği
-5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu
-Gümrük Genel Tebliği (Tahsilat İşlemleri) (Seri No: 2)
–
Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün
31.10.2016 tarihli 19781236 sayılı tasarruflu yazısı
–
Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 25.08.2017 tarihli
27475636 sayılı tasarruflu yazısı
–
İstanbul Gümrük ve Dış Ticaret Bölge
Müdürlüğü’nün 20.06.2017 tarihli 25877519 sayılı yazısı
-İstanbul Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü’nün 10.05.2017 tarihli
24862582 sayılı yazısı
–
https://www.ktgegitim.com/makale/antrepodaki-ambalaji-saglam-ve-orijinal-kaptaki-eksiklige-uygulanan-agir-cezai-mueyyide-6605
YENİ GÜMRÜK KANUNU TASLAĞINDA YER ALAN GÜMRÜK MÜŞAVİRLERİYLE İLGİLİ BAZI MADDELERİN ANALİZİ
Haki DEMİRTAŞ (Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri)
I.BÖLÜM:
Ülkemizde özellikle 2000’li yıllardan sonra, Avrupa Birliği üyeliği hedefinin de etkisiyle ortaya çıkan hızlı değişim ve dönüşümler, bu alandaki kanun gereksinimini arttırmıştır. 4458 Sayılı Gümrük Kanunu bu minvalde hayata geçirilmiş olmakla birlikte; güvenlik kaygılarının ön plana çıktığı, uluslararası ticaretin güvenlik, emniyet ve teknoloji ekseninde değişmesi, Gümrük ve dış ticaret dinamiklerini de yeni düzene karşı kendini konumlandırmak mecburiyetine itmiştir. Mevzuat değişikliklerinin ve güncellemelerin hepimizin başını döndürecek sıklıkta olmasının nedenlerinden biri de bu mecburiyetten kaynaklanmaktadır. Bahis konusu kavramlar ekseninde değişen dünya ticaretine ayak uydurabilmek gayesiyle yeni gümrük kanununa ihtiyaç duyulduğu nokta-i nazariyesinden hareketle çalışmaların taslak haline getirilerek ilgililerin istişaresine sunulduğu bilinmektedir.
İstişare herhangi bir konuda doğruya ulaşmak veya yaklaşmak için ehline sormak, danışmak, görüş alışverişinde bulunmak, fikir almak ve birlikte karar vermektir. Peygamber efendimizin bir hadis-i şeriflerinde “Kendi düşüncenize göre hareket etmeyin”, “Yapacağı işi ehliyle istişare edene, o işin en güzeli nasip olur” buyurmaktadır. Yine Türkçe sözlüğün Atası Kaşgarlı Mahmut’un (1008-1105) derlediği Divan-ı Lügat-ı Türk’te “Geniş elbise parçalanmaz, danışmakla gelen bilgi ise bozuk ve kötü çıkmaz” denilmektedir. Düşünür Gerald Massey de ”Danışın ve danıştığınız kişinin görüşlerini kendi görüşlerinizle birleştiriniz ki, doğru ortaya çıksın” demiştir. Dini, milli ve gayri milli örnekleri çoğaltmak elbette mümkün. Bakanlığımız, Gümrük Müşavirleri, Yükümlüler ve dış ticaretin diğer paydaşlarının istişareye her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğu dönemden geçilmektedir. Bakanlığımızın bu yöndeki hassasiyeti, diyaloğa ve karşıdaki muhatabı anlama çabaları Gümrük Kanunu taslağının görüş ve önerilere açılması noktasında dikkate şayandır. Bu hassasiyetin daha da önemlisi hiç şüphesiz getirilen ve/veya getirilecek görüş ve önerilerin dikkate alınarak kanunun yasalaşmasıdır.
Diğer yönden bu makalede, Gümrük Müşavirleriyle ilgili söz konusu taslakta yer alan bazı düzenlemelerin bir kritiğinin yapılmasına gayret edilmiştir. Tabiri caiz ise mesleğin çekirdeğinden kanun koyucuya doğru tutulmuş bir projeksiyondur. Kervanı yolda dizmek yerine; başta dizmenin daha sağlıklı sonuçlar vereceğine olan inançla aşağıdaki hususlar dillendirilmiştir.
II.BÖLÜM:
1-Müktesep& Kazanılmış Hakların Korunması
: Her şeyden önce 2008 yılından bu yana icra ettiğimiz Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği mesleğinin kanuni güvence altına alınması ziyadesiyle olumlu bir gelişme olmakla birlikte; kazanılmış hakların göz ardı edilerek yapılan çalışmanın eksik veya gözden kaçmış bir düzenleme olacağı izahtan varestedir. Gümrük Müşavirleriyle ilgili kazanılmış hakların taslağın geçici 1.maddesinin 3 fıkrasında sayılmış olmasına rağmen; bu hak mucibince öğrenim şartı hariç tutularak Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirleri olmuş ve eski meslekleriyle ilişkilerini yasa gereği kesmiş kişilerin anayasal hakkı olan müktesep / kazanılmış haklarının gözden kaçmış olması ihtimaline karşın aşağıdaki önerimizin dikkate alınması bu meyandaki eksikliği ikmal edecektir. Şöyle ki:
Geçici Madde 1 –
(4) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, 4458 sayılı Gümrük Kanununun yürürlükten kaldırılan 227, 228 ve geçici 5 inci maddelerine göre Gümrük Müşaviri olduktan sonra “Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği Yetki Belgesi” ne sahip olanların, “Müktesep Hakları saklıdır. Öğrenim şartı hariç olmak üzere 205 nci maddede belirtilen koşulları taşımaya devam ettiklerinin anlaşılması durumunda, kendilerine Yetki Belgesi verilir.
Öğrenim şartının mesleğe ayrıca bir kalite getireceği yadsınamaz ancak; devrin yasal normlarına göre meslek unvanını almış, yıllardır bu mesleği icra eden ve hayatını bu mesleğe vakfetmiş kişilerin sistem dışına itilmesi; eski Gümrük Müşavirliği pozisyonlarını da kaybettikleri için statü ve hak kaybına uğrayacakları kuşkusuzdur. Ezcümle, kazanılmış haklar zaviyesinden bakıldığında öğrenim şartının nasıl ve kimlere uygulanması gerektiğinin sınırı, hiçbir yoruma mahal bırakmayacak şekilde, bir önceki kanun hazırlanırken 4458 Sayılı Gümrük Kanunun Geçici 5 maddesine konulan hükümle gelecekte oluşacak muhtemel hak kayıplarının önü alınmıştı. Aynı anlayışın yeni kanun taslağı münderecatına derç edilmesi Kanunilik, kazanılmış haklara saygı ve normların geriye yürümezliği ilkelerine muvafık düşeceği gibi; kısır tartışmalar ve yargı yollarının aşındırılmasıyla kaybedilecek sinerjinin iş gücüne aktarılması sonucunu da beraberinde getirecektir.
Ayrıca, Bu hakların tahkim edilmesi ve taçlandırılması adına taslağının 205.maddesinin 2. fıkrasının aşağıdaki şekilde revize edilmesi, halen bu mesleği icra edenlerin beka sorununu da ortadan kaldırmış olacaktır. Şöyle ki:
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri olanların müktesep hakları saklı kalmak kaydıyla, Yetkilendirilmiş gümrük müşaviri olabilmek için 201 inci maddenin birinci fıkrasında yer alan diğer koşullara ilaveten aşağıda belirtilen özel şartlar aranır:
2- Yetkilendirilmiş Ekonomik Operatör: Dış ticaret ve gümrük alanında güvenlik boyutu özellikle 11 Eylül 2001 sonrası önem kazanmış ve arz zincirinin güvenliği (supply chain security) kavramı ön plana çıkmıştır. Arz zincirinin güvenliği, Dünya Gümrük Örgütü’nün (DGÖ) çeşitli tavsiye kararlarında ve Ticaretin Kolaylaştırılması ve Güvenliğine ilişkin Standartlar Çerçevesinde ele alınmıştır. Ülkemiz de Standartlar Çerçevesinin uygulanmasına ilişkin niyet mektubunu DGÖ’ye iletmiştir. Hem güvenli hem de hızlı kargo taşımacılığının sağlanması zorunluluğu, başta ABD ve AB olmak üzere bunlarla ticaret yapan diğer ülkeleri de benzer yapıya sevk etmiştir. Ülkemizde bu yapı Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası olarak hayatımıza dahil olmuştur.
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirleri ile Gümrük Müşavirleri bu işin neresinde olacağına ilişkin Gümrük İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliğinde zımni olarak “Gümrük konularında bilgili ve tecrübeli personel” olarak; Sertifika kapsamında gerçekleştirilen gümrük işlemlerinin yıllık faaliyet raporuna bağlanması hususunda ise Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirleri net bir biçimde zikredilmekle birlikte uygulama yeni olduğu için kavramın içinin de henüz doldurulmadığı bilinmektedir. Diğer yönden Yetkilendirilmiş Ekonomik Operatör & Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası alacak her firmanın bünyesinde en az bir Gümrük Müşavirinin veya Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirinin istihdam edilmesi, söz konusu yeni mevzuatının anlaşılması, ulusal mevzuata aktarımı, uygulanması ve yürütülmesi aşamalarında çok olumlu katkılar yapacağı kuşkusuzdur. Bu bakımdan meslektaşlarımızın da gelişen ve değişen mevzuata ayak uyduracak şekilde kendilerini yenilemeleri ziyadesiyle elzemdir.
3- Gümrük Müşaviri Sınavları: Taslağın 203 ve 204. maddesinde yapılan değişiklikle, Bakanlık Teşkilatından gelen kişilerin de 201. Maddede belirtilen genel şartları taşıması halinde ayrıca sınava tabi tutulmalarının öteden beri süre gelen “İdareden Gelenler – Çekirdekten Yetişenler” tartışmasını ortadan kaldıracağı gibi fırsat eşitliği ve mesleki kalite açısından da olumlu bir değişiklik olacağı değerlendirilmektedir.
Ayrıca taslaktaki (206/d maddesi) gibi sınav sayıları 5’e yükselecekse, hak kaybı olmaması açısından önceden 3 kez sınava girip, başarılı olamayan kişilere 2 kez daha sınav hakkı getirilmesi yönünde taslağa ayrı bir geçici madde eklenmesinin daha adil olacağı mütalaa edilmektedir.
4- Gümrük Müşaviri Veya Ygm İstihdamı Zorunluluğu: Her hangi bir Gümrük Rejimi beyanının söz konusu olduğu durumlarda; Yetkilendirilmiş Ekonomik Operatör, Hızlı Kargo taşımacılığı, Kara, deniz ve havayolu işletmeleri ile nakliyeci kuruluş gibi alanlarda hizmet ifa edecek tüzel kişilik bünyelerinde Gümrük Müşaviri veya YGM istihdam edilmesi Gümrük İdaresinin bu alandaki gözetim zafiyetini en aza indirgeyeceği mütalaa edilmektedir. Bu bakımdan taslağın ilgili maddelerine bu unsurun monte edilmesi sistemin daha sıhhatli işleyişine vesile olacağı düşünülmektedir.
5- Gümrük İdarelerinde İş Takibi: Taslağın 200.maddesine aşağıdaki şekilde 5. bir fıkranın eklenmesi, doğrudan temsil yoluyla iş takibi yapacak kişilerin daha nitelikli ve donanımlı olmasını sağlayacağı gibi mesleki eğitimlere de ayrı bir değer atfedilmiş olacaktır. Şöyle ki:
(5) Devlet, belediye, il özel idareleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin amir ve memurları, özel hukuk tüzel kişilerinin kendilerini temsile yetkili personeli hariç olmak üzere, Gümrükte İş Takibi Yapacak Doğrudan temsilcilerin Gümrük Müşavirleri Dernekleri tarafından verilen temel eğitim programını tamamlayarak, başarılı olduğuna dair sertifika alması gerekir. Bu kişilere bilge programı üzerinden doğrudan temsil şifresi verilirken söz konusu sertifikanın ibrazı şartı da aranır.
6- Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirleri Tarafından Yapılması Uygun Görülen Tespit İşlemlerinin Kamu Yararı Ve Hizmet Gereği Gözetilerek Gümrük Memuru Eliyle Yürütülmesi: Taslağın 205 nci Maddesinin üçüncü fıkrası ile “Yetkilendirilmiş gümrük müşavirleri tarafından yapılması uygun görülen tespit işlemlerinin kamu yararı ve hizmet gereği gözetilerek gümrük memuru eliyle yürütülmesi konusunda Bakanlık yetkilidir” ifadesi, Bakanlıkça “kamu yararı ve hizmet gereği” gerekçeleri ile her an Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirinin yetki ve haklarının elinden alınması mümkün olacaktır. Böylece, “Yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği mesleği, ticari gelecek bakımından sürdürülebilir, planlanabilir bir meslek olmaktan çıkacağı muhakkaktır. Bu nedenle söz konusu Maddeden üçüncü fıkrasının kaldırılması veya bu fıkrada yer alan ifadenin “Yetkilendirilmiş gümrük müşavirleri tarafından yapılması uygun görülen tespit işlemlerinin kamu yararı ve hizmet gereği gözetilerek bazı tespitlerin yetkilendirilmiş gümrük müşaviri ile birlikte gümrük memurunun refakatiyle yürütülmesi konusunda Bakanlık yetkilidir.” Şeklinde düzenlenmesi ticari gelecek, sürdürülebilirlik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle çelişmeyeceği gibi; bakanlığın konjonktürel bakış açısına göre mesleğin top yekûn ortadan kaldırılmasının da önü alınmış olacaktır. Aksi halde mesleğin yasal güvence sadedinde kanun kapsamına alınmasının da bir esprisi kalmayacaktır.
7- Asgari Ücret
: Makul, ölçülebilir sürdürülebilir ve risk analizleri kriterlerine göre hazırlanan asgari ücret tarifelerinin uygulamadaki güçlükleri mesleğimizin kanayan bir yarası maalesef. Bu konuda geçmiş dönemde İstanbul Gümrük Müşavirliği Derneği’nin yaptığı 20 sayfalık “Asgari Ücret Tarifeleri İçin Maliyet Analizi” incelemeye değer bir çalışma olarak dikkate şayandır. Adeta kılı kırk yararak hazırlanan söz konusu maliyet çalışmaları doğrultusunda Asgari ücretlerin belirlendiği bilinmektedir. Adı üstünde Asgari Ücret, yasal olarak belli ölçülere göre saptanan en düşük ücret anlamına gelir ve bu ücretin altında hizmet ifa etmek kul hakkına girdiği gibi; haksız rekabeti de beraberinde getirir. Asgari Ücretin altında iş ifa etmek, her şeyden önce müşavirin kendi mesleğine yapacağı en büyük ihanettir. Literatürümüze şakayla harmanlanarak çözüm odaklı bir söylem olarak giren “Taksim de sallandıracaksın bak bi daha yapıyor mu” klişesini hatırlatmak isterim. Bu asgari ücretin altında iş yapanların bir iki tanesini sallandıracaksın taksim meydanında bak bi daha asgari ücretin altında iş yapıyorlar mı (!). Yaparlar dediğinizi de duyar gibiyim ama neyse. Yıllar önce kaleme aldığım müşavir isimli şiirin aşağıdaki kıtasını hatırlatmak isterim:
Kimi hüner sayar yasa delmeyi
Kimi unutmuştur kıymet bilmeyi
Meslek onuruna takar çelmeyi
Asgari ücretten düşer müşavir
Asgari ücret mesleğimiz açısından gerçekten ziyadesiyle önem atfedilmesi gereken bir mesele. Kanun kapsamında müstakil bir madde olarak yer alması da bunun önemini gösteriyor zaten. Ayrıca Gümrük Müşavirlerine olduğu gibi, asgari ücretin altında teklifle gelen yükümlülere de olabilecek en ağır yaptırımın getirilmesi gerekmektedir. Buradan hareketle taslağın 208.maddesine aşağıdaki şekilde (2). Fıkranın derç edilmesi bu önemi taçlandıracağı kanısındayız:
(2) Tasdik edilen Asgari ücret tarifesinin zafiyete uğratılmaması için Gümrük Müşavir Dernekleri ile bakanlık gerekli gördüğü tüm önlemleri alır. Söz konusu önlemler ile Disiplin cezaları yönetmelikle belirlenir.
8- Kullanıcı/erişim kodu ve şifresi veya e-imza Meselesi: Gümrük Müşavirinin mahiyetinde çalışan Gümrük Müşavir yardımcıları ile stajyerlere işin doğası gereği Kullanıcı/erişim kodu ve şifrelerini belge, bilgi ve tutanak v.s hazırlanması için kullandırmak zorunda olduğu hepimizin malumdur. e-imza konusu ise biraz farklıdır. Zira e-imza, 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu uyarınca, ıslak imza ile aynı hukuki geçerliliğe sahiptir. Dolayısıyla 3. Kişilere verilemez ve kullandırılamaz. e-imza dışındaki Kullanıcı/erişim kodu ve şifreleri ise beyanname, tutanak, TPS, vs belge ve bilgilerin hazırlanması aşamasında sisteme giriş için gereklidir. Sisteme girilen bilgiler ise müşavir tarafından kontrol edilip, e-imza marifetiyle imzalanarak, sisteme yüklenmektedir. Taslağın 211 maddesinin 4/b fıkrası mevcut haliyle yasalaşırsa, uygulamayla çelişen fiili durumumun ortaya çıkacağı aşikârdır. Uygulamaya mugayir fiili durumun, gayr-i kanuni olmaması açısından ya Gümrük Müşavirinin yanında çalışan Gümrük Müşavir Yardımcısına ve Stajyerine yetkisi oranında sadece sisteme girip belge, bilgi girişine olanak sağlayacak mahiyette kendilerine münhasır kullanıcı/erişim kodu ve şifreleri verilmesi veya Müşavirin kullanıcı/erişim kodu ve şifrelerini son aşama olan e-imzaya kadar olan safhanın kullanılmasında yasal bir engel olmayacak şekilde düzenlemenin yapılması beklenmektedir. Aksi halde eşyanın tabiatına ve işleyişe aykırı düzenleme yapılmış olacaktır. Bahis konusu kişilere kendilerine has Kullanıcı/erişim kodu ve şifreleri verilmesi sakıncalı bulunuyorsa; düzenlemenin aşağıdaki şekildeki revize edilmesi ilgili maddeyi fiili durumla çelişmeyecek bir konuma getirecektir:
(b) Kullanıcı/erişim kodu ve şifreleri yetkisiz kişilere kullandırmak ile e-imzasını 3.kişilere kullandırmak veya gerekli tedbirleri almayarak yetkisiz kişilerin gümrük sistemine erişimini sağlamak,
Yukarıdaki durum muvacehesinde 211 maddesinin 5/b fıkrasının da yetkisiz kişi-üçüncü kişi-e-imza denklemi açısından, fiili duruma göre aşağıdaki şekilde revize edilmesi yaşanması muhtemel sıkıntıları önleyeceği düşünülmektedir.
(b) İzin belgesini, kullanıcı/erişim kodu ve şifresini veya e-imzasını bir başkasına kiraya vermek veya ruhsatını, kullanıcı/erişim kodu ve şifresini yetkisiz kişilere kullandırmak veya e-imzasını üçüncü kişilere kullandırmak,
9-Disiplin Cezaları: Suç ve ceza arasında adil bir dengenin bulunması, disiplin hukukunun özünü oluşturmaktadır. Bu denge kurulurken olayın oluş biçimi, suçun işleniş koşulları, ilgilinin suç kastının olup olmadığı, irade dışı etkenlerin eylemin meydana gelmesine etkisi gibi hususların göz önünde bulundurulması gerekir. Makalemize konu taslağın 211.maddesini teşkil eden Disiplin cezaları, özellikle hak mahrumiyeti sonucunu doğuracak ise Terörle mücadele halleri, suçüstü hali, kasıt, taksir veya nitelikli suç halleri hariç olmak üzere, geçici veya süresiz meslekten çıkarma cezalarında keyfi ve yargısız infaza mahal vermeyecek objektifte düzenlenmeli; yargı kararı kesinleşmeden geçici ve süresiz meslekten el çektirilme cezası uygulanmaması gerektiği kişi ve kamu vicdanı açısından daha adilane bir yöntem olduğu düşünülmektedir. İdari savunma alınmadan cezai yaptırımın uygulanmadığı bilinmekteyse de çoğu zaman “Savunma hakkının Kullanılması” yasal bir görevi ifa etmekten öteye geçmediği; idari tedbir uygulamalarında takdir yetkisinin ekseri cezai yaptırım şeklinde tecelli ettiği malumdur.
10-Oda Yasası
: 4458 sayılı Kanunun Geçici 6 ncı maddesinin ilk paragrafında yer alan “meslek kuruluşu şeklinde örgütleninceye kadar aşağıdaki hükümler uygulanır” ifadesine, Taslağın; 207, 208 ve 211 inci maddelerinin en başında yer verilmesi “Oda Kanunu” ile ilgili Gümrük Müşavirlerinin umutlarını diri tutmasına vesile olacaktır.
III.BÖLÜM:
Eskilerin, “yüz seksen defa da olsa tekrar iyidir” manasına gelen et tekraru ahsen velev kane yüz seksen sözünden ilham alarak, tekrarlamak gerekirse Gümrük Kanunu taslağının, ilgili tüm paydaşların görüş ve önerilerine açılması, bakanlığımızın “İstişareye” verdiği önemi göstermesi bakımından ayrıca dikkate şayandır. İstişareler sonucunda teşekkül etmiş bir gümrük kanunun, gerek yönetmeliğinde gerekse ikincil düzenlemelerinde bir birbiriyle çelişen durumlar minimize edileceği gibi; mevzuatın uygulanmasında yeknesaklığı da beraberinde getireceği kuşkusuzdur. Böylelikle tüm paydaşlar bir orkestra gibi eskisinden daha uyumlu çalışma fırsatını yakalamış olacaklardır. Konunun sahadaki uygulayıcısı olan, müşavir zaviyesinden elimizden geldiğince yapıcı eleştiri de bulunmaya gayret ettik. Ne diyelim: – Gayret bizden; tevfik Allah’tandır…
Makalemize konu taslak metnine aşağıdaki linkten erişim sağlaya bilirsiniz.
http://www.igmd.org.tr/2016/11/25/yeni-gumruk-kanunu-taslagi-hak/