TASFİYELİK HALE GETİRİLEN BİR MESLEK OLARAK“YETKİLENDİRİLMİŞ GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ (YGM)”

TASFİYELİK HALE GETİRİLEN BİR MESLEK OLARAK“YETKİLENDİRİLMİŞ GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ (YGM)”

Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri (YGM), 4458 Sayılı Gümrük Kanunun 10. ve 226. Maddeleri ile Gümrük Yönetmeliğinin 574. maddesine istinaden hazırlanarak, 05.05.2011 tarih ve 27925 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2 Seri nolu Gümrük Genel Tebliği kapsamındaki tespit işlemlerini yapan ve sonucunda tespit raporu düzenleyen, Bakanlıkça adına yetki belgesi düzenlenen gümrük müşaviri olarak tanımlanmaktadır.

 

 

           
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirlerinin yapacağı iş ve işlemler yukarıda zikredilen Tebliğin 11.maddesinde sayılmıştır. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından 02/12/2014 tarih ve 29193 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Gümrük Genel Tebliği ile 31.12.2014 tarihinden sonra Özel ve Genel Antrepolara eşya Giriş&Çıkış İşlemleri (AN6-AN8), Dönemsel Sayımlar (AN7) ve Elleçleme işlemleri (AN9)  Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirlerinden alınarak, bunların yerine eskiden olduğu gibi memur görevlendirileceği hüküm altına alınmıştır.

 

           
Hal böyleyken çok geniş kitleleri ilgilendiren ve camiada travma etkisi yapan tebliğin alel acele ve beklenmedik bir anda hayatımızı alt üst etmesi, yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmesi, mesleği ortadan kaldırıp, çalışanlarını ve ailelerini mağdur etmesi kolay anlaşılabilecek bir olgu olmasa gerekir. Mersinde kırmızı et ile gündem yapılan, zehirli ayakkabı ile ayyuka çıkartılan, manda etiyle köpürtülen ve algı operasyonu ile bütün şeref, haysiyet ve onuru ayaklar altına alınan bir mesleğin ortadan kaldırılması her şeyden önce sosyal devlet anlayışı ile bağdaşmadığı izahtan varestedir. Olay etraflıca araştırılıp, tüm yönleriyle açığa çıkartılmadan ve yargılama yapılıp, savunma hakkı tanınmadan “Gümrük Müşaviri” başlığı altında basına malzeme yapılması, meslektaşlarımıza kaçakçı ve hırsız damgası vurulması her şeyden önce hür vicdanların asla kabul edemeyeceği bir durumdur.

 

           
Tatlı bir uykunun, sabahını kâbusla karşılamak olsa gerek. İki Aralık 2014 sabahı özelde YGM ve YGM Çalışanları; genelde ise tüm dış ticaret camiası böyle bir kâbusa uyandı. Bir gecede, bir mesleğin köküne kibrit suyu dökmek “Eski Türkiye” reflekslerini çağrıştırmadı mı size de?
 
Ne olmuştu hukuk devletine bir gecede?.. Suçun ve cezanın şahsiliği ilkesi, ceza hukukunun en önemli ilkesi değil miydi? Suçu işleyenden başkasını suçlamak, aynı şekilde başkalarını da potansiyel suçlu mesabesinde cezalandırmak hangi hukuk devletinin; hangi hukuk ilkesiyle bağdaştırıldı da bu zillet YGM’lere reva görüldü? Sistemin aksayan yönleri varsa, kamu otoritesi her türlü önlemi alabilir; bunda şaşılacak bir durum da yoktur. Zaten gerek bakanlığın denetim görevlileri, gerekse idare antrepoları 7/24 denetleme yetkisine sahiptir. Antrepolar 7/24 kamera sistemiyle de ayrıca izlenebilmektedir. Denetim ve gerekiyorsa ek tedbir argümanı yerine; olumsuz örneklerden hareketle bir mesleği ortadan kaldırmak, çalışanlarını “Diplomalı İşsizler ordusuna” katmak, en hafif tabirle zulümdür. “K
üfr ile abad olunur;
 
zulm ile abad olunmaz

 der eskiler. Yine şairin dediği gibi:

 


Zalimin ser

rişte
-i
 
ikbalini bir âh keser
.

 

Rızka mâni olanın rızkını Allah
 
keser”

 

 

Bakanlık Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği (YGM) sistemini uygulamaya koymakla, memur eliyle yürütmeye çalıştığı söz konusu işlemlerin, daha nitelikli ve profesyonel bir anlayışla yapılmasını sağlamıştır. Uzun zamandır sağlıklı yapılamayan veya eksik yapılan mezkûr işlemler, YGM sistemi sayesinde daha profesyonelce yapılabilir hale gelmiştir. Gümrük antrepolarının artması, mesafe, iş gücü ve personel tasarrufu, ehil personel sıkıntısı, ekonomik avantajlar, Avrupa Birliği mevzuatına uyum süreci gibi unsurlar, YGM sistemine geçilmesinin belli başlı nedenleri arasında sayılabilir. 2008 yılından bu yana uygulanmakta olan sistem sayesinde, Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirlerine tevdi edilen işlemlerin, eskisiyle kıyaslanamayacak derecede olumlu bir şekilde icra edildiği realitedir. Bu gerçeği daha düne kadar bakanlık yetkilileri de katıldıkları her platformda övünerek dillendirirken ne olmuştu da, bu meslek bir gecede “tu kaka” haline gelmişti.

 

 

Aksayan sistemi düzeltmek yerine, bu sistem içerisinde görev yapmaya çalışanları cezalandırmak, aksaklığın müsebbibi göstermek, hatta insan onuruna yakışmayacak şekilde mesleği ortadan kaldırmak, bakanlığın bu sistemin faydalarını bilerek veya bilmeyerek görmezden geldiği şeklinde yorumlanmaktadır. Diğer yönden h
er şeyin bir onuru olduğu gibi; iş ve iş akdinin sonlandırılmasının da bir onuru olmalıdır. Hiçbir ön hazırlık yapılmadan, bu alanda çalışanların hayatlarını nasıl idame ettirecekleri planlanmadan, devlette süreklilik ilkesine güvenerek, personel, iş yeri, araç, ve benzeri gibi uzun dönem palanlar kapsamında yatırım yapan, YMG’lerin bir anda ve gerekçe gösterilmeden, işlerinden el etek çektirilmesi hangi gerekçelerle izah edilebilir? Eğer Gerekçesi “kaçakçılık” ise bunun tedbirini almak kamu otoritesinin görevi değil midir? Ayrıca mevzuatımızda suçun karşısında suçluya verilecek ceza, açık ve net bir şekilde ortaya konulmuştur. Suç işleyen cezasını elbette çekmelidir. Bu doğaldır; doğal olmayan; istisnai durumların genele teşmil edilmek suretiyle bir mesleğin itibarsızlaştırılarak yok edilmesidir. Olan maalesef budur. Gümrük Müşavirlerine reva görülen bu
zillet
, er yada geç adaletin mihenk taşında
izzet
olarak tecelli edecektir.

 

 

Diğer taraftan tebliği çıkaran bakanlık yetkilileri, mesleği tasfiye etmediklerini 22 adet olan tespit kodlarından sadece 4 tanesi için yetkinin YGMlerden alındığını; diğer 18-tespit kodunun hali hazırda YGM’lerin uhdesinde devam ettiğinden bahisle; özellikle kamuoyuna karşı şark kurnazlığı tavrı sergilenebilir. Ancak, diğer tespit hizmetleriyle YGM ofislerinin ayakta kalamayacaklarını, bu tavrı sergileyeceklerin bizatihi kendileri çok iyi bilmektedir. Antrepo gözetimi dışındaki iş ve işlemlerin personel istihdam etmeden de icra edilebileceği, diğer 22 tespit koduyla ilgili hizmet gelirlerinin, kaldırılan tespit kodlarına oranının % 1’ine bile tekabül etmediği, bu tablo karşısında personel istihdamı da yapılamayacağından asıl mağduriyetlerin bu alanda yaşanacağı kuşkusuzdur.

 

 

 

Yıllar önce kaleme aldığım bir şiiri, mesleğimizin tasfiyesi ile ilişkilendireceğim hiç aklıma gelmezdi doğrusu.

 

Ambarlar nezaret, antrepo sürgün

 

Bekleme Sürenden Düşülür her gün

 

Tasfiyelik hale gelirsin bir gün

 

Gümrüğe terk olmuş mala dönersin.

 

 

Olur olmaz servislerde kızılır

 

Mevzuatla kuyuların kazılır

 

Aleyhinde müzekkere yazılır

 

Cürümü işlemiş hala dönersin

 

 

           
Bütün bu olanlara, yayımlanan tebliğlere rağmen, bir akıl tutulmasının yaşandığı, akl-ı selimin mutlaka galip gelerek, yapılan hatadan dönüleceğine olan inancımız tamdır. Umulur ki
 
akl-ı selim, kimse işsiz kalmadan ve mağdur edilmeden vuku bulur. Aksi halde dahli olanlar, hukuk önünde, vicdanlarda ve ahiri mahkeme-i kübrada mutlaka yargılanacaklardır.
Mesleği yaşat ki, insan yaşasın “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…”

 

 

 

 

Haki DEMİRTAŞ

 

Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri.

 

04.12.2014 DERİNCE/KOCAELİ